Son günlerde İstanbul başta olmak üzere birçok ilde etkili olan şiddetli yağışlar, şehirlerin taşkınlara karşı ne kadar hazırlıklı olduğu sorusunu yeniden gündeme getirdi. Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi eski Dekanı Prof. Dr. Vahap Yağanoğlu, yoğun yağışların afete dönüşmesinde doğal su yollarının engellenmesi, beton ve asfalt yüzeylerin artması, ormanların azalması ve sulak alanların yapılaşmaya açılması gibi etkenlere dikkati çekti. Yağanoğlu, şehirlerin yalnızca nüfus, konut ve ulaşım ihtiyaçlarına göre değil, suyun doğal döngüsü ve ekosistemin gereklilikleri gözetilerek planlanması gerektiğini vurguladı.

Yağışın miktarı kadar şehirleirn yapısı da önemli
Metrekareye 250 litre yağış düşmesinin, başka bir ifadeyle metrekareye 250 kilogram su ulaşmasının zeminde yaklaşık 25 santimetrelik su yüksekliğine karşılık geldiğini belirten Yağanoğlu, bu miktardaki yağışın kısa sürede gerçekleşmesinin ciddi bir meteorolojik olay olduğuna işaret etti. Ancak yağışın afete dönüşüp dönüşmemesinde yalnızca gökten düşen suyun miktarının belirleyici olmadığını ifade eden Yağanoğlu, insanların yeryüzünde yaptığı müdahalelerin de önemli rol oynadığını kaydetti.
Yağışın şiddetini kontrol etmenin mümkün olmadığını, buna karşılık suyun izleyeceği yolun büyük ölçüde şehirlerin planlanma biçimiyle şekillendiğini belirten Yağanoğlu, doğal alanların korunmasının taşkın riskinin azaltılmasında önemli olduğunu vurguladı.
Doğal su yollarına dikkat çekti
Ormanların azalması ve yangınlarla zarar gören alanların yeterince hızlı yenilenememesinin toprağın suyu tutma ve emme kapasitesini düşürebileceğine dikkati çeken Yağanoğlu, dere yataklarının daraltılması, üzerlerinin kapatılması veya yapılaşmaya açılmasının da suyun doğal akışını engellediğini ifade etti.
Şehirlerde beton ve asfalt yüzeylerin genişlemesinin yağmur suyunun toprağa sızmasını zorlaştırdığını belirten Yağanoğlu, bu durumun kısa sürede yüzey akışını artırarak taşkın riskini yükseltebildiğini kaydetti. Sulak alanların, taşkın ovalarının ve doğal su depolama alanlarının imara açılmasının ise suyun geçici olarak tutulabileceği alanları ortadan kaldırdığına işaret etti.
Yağanoğlu, yaşanan süreci “Yağmur değişmez; fakat yağmurun karşılaştığı şehir değişmiştir” sözleriyle özetledi.
İklim değişikliğiyle birlikte aşırı yağışların sıklığı ve şiddetindeki değişimlerin dikkate alınması gerektiğini belirten Yağanoğlu, her taşkının yalnızca yoğun yağışla açıklanmasının sorunun önemli bir bölümünü gözden kaçırabileceğini ifade etti. Yağışın miktarı kadar, şehirlerin bu suyu ne ölçüde karşılayabildiğinin ve doğal akış yollarının korunup korunmadığının da değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Şehirlerin geleceğe hazırlanması için planlama anlayışının değişmesi gerektiğine dikkati çeken Yağanoğlu, dere yataklarının korunması, yağmur suyu altyapılarının gelecekte yaşanabilecek aşırı yağışlar dikkate alınarak tasarlanması ve geçirimsiz beton yüzeylerin azaltılması gerektiğini belirtti.
Çözüm doğayla uyumlu şehirler
Yağmur bahçeleri, yeşil alanlar, doğal göletler ve su tutma alanlarının artırılmasının önemine işaret eden Yağanoğlu, şehirlerin suyu yalnızca uzaklaştırmaya çalışan değil, onu doğal yollarla tutabilen ve yönetebilen bir anlayışla tasarlanması gerektiğini kaydetti.
Doğanın kendi dengesi bulunduğunu ve doğal süreçlere yapılan müdahalelerin uzun vadeli sonuçlar doğurabileceğini belirten Yağanoğlu, dere yataklarının kapatılmasının suyun doğal akışını ortadan kaldırmadığını, ormanların ve toprağın zarar görmesinin de su tutma kapasitesini olumsuz etkileyebileceğini vurguladı.
Yağışların ardından yaşanan taşkınların, şehirlerin doğayla kurduğu ilişkinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini gösterdiğini belirten Yağanoğlu, geleceğin şehirlerinin yağışın etkilerini azaltabilecek, suyu doğru yönlendirebilecek ve doğal ekosistemi koruyabilecek şekilde planlanması gerektiğine dikkati çekti.
Yağanoğlu’nun değerlendirmeleri, taşkın riskinin azaltılmasında yalnızca yağış miktarına odaklanmanın yeterli olmadığını; doğru şehir planlaması, güçlü altyapı ve doğal alanların korunmasının da büyük önem taşıdığını ortaya koydu.
Şeyma TAHİR