
Sana bir yalan söylesem memnun olur muydun ey can?
Küçük bir yalan, renkli olanından, en parlağından azıcık yalan.
Minik yalanların peşinde koşa koşa, renkli yalanlar söyleye söyleye güvenini yitirmiş bir çift dudağa sahip olmak iyi gelir miydi sana?
Şimdinin küçükleri yarının büyükleri olur, bu hakikat senin küçük yalanlarını da çemberinin dışında bırakmaz.
Sana önce küçük, renkli, sevimli kıtırların şebeği der gülerler belki…
Ancak zamanla sen ufaklıkları büyüttükçe, onlar da sana iflah olmaz yalancı sıfatını kondururlar.
Sana küçük bir yalandan ne çıkar diyenlere, büyük bir azap dersen, çok yerinde olur sözlerin…
Kalpleri hastalıklıdır, Allah hastalıklarını daha da artırmıştır ve ısrarlı yalanlarından dolayı onları şiddetli bir azap beklemektedir. Bakara/10
Yalan, karşındakini aldatmaya yönelik bir eylemdir.
Uyduran, dinleyenler arasında gerçeği bilenin olamayacağını düşünerek kurar sözlerini.
Muhatapları onun aldatıcı sözleri karşısında aciz kalacak ve ne derse inanacak fikri üzerine yürütür yalanlarını.
Sahtekârın en büyük yalanı çıkar sahneye, dinleyicileri arasında Allah’ın olmadığını vehmeder.
Allah’ı o anın dışına koyar yalancı!
Her şeyi bilen bir dinleyicisi, ezeli ve ebedi olan bir Âlim tarafından sözlerinin kayda geçirildiğini reddetmiş olur.
Yalancı asıl büyük ateşini tam o anda tutuşturur.
Er- Rakib olanı yok saymak, lavların püskürdüğü bir yanardağda yalın ayak dolaşmaktan daha dehşetlidir.
Her şeyi gözetleyen, gözleminden hiçbir şeyin kaçamayacağı, her şeyin ilmi, nazarı ve denetlemesi altında bulunanı yok saymadan yalan söylenemez cancağızım.
Anlayacağın; küçüğü, büyüğü, renklisi, tatlısı hepsi aynı kabın içine girer.
Şimdi yalan söyleyen, lazım geldiğinde doğrusunu iyi paha vererek satın alacak kimseyi bulamaz.
"Allah'ın Resul’üne soruyorlar: "Mümin zina eder mi?". Sükût buyuruyorlar.
"Mümin içki içer mi?" Sükût buyuruyorlar.
Soruyorlar: "Mümin yalan söyler mi?".
Hemen oturduğu yerden ayağa kalkarak: "Mümin asla yalan söylemez!" buyuruyor.
Öbürlerini küçümsemiyor elbet kâinatın incisi ancak diğerlerinin de yalan olmadan olmayacağını anlatmak istiyor sükûtlarıyla…
Kötülüğün ana kapısı yalanı, sıkıca kapatmak için söylüyor en doğru sözleri.
Bizim dudaklarımızın da hakkı değil midir doğru sözle yıkanmak…
Bizim kalbimiz de hastalıklarından kurtulmuş olarak parlamayı hak etmiyor mu?
Hem zaten kem ve yalan söz dostun heybesinde bulunur mu azizim?
Bulunmaz vesselam!
Siz ey imana erişenler! Allah'a karşı sorumluluk bilincinden uzaklaşmayın ve hep doğru sözlü kimselerden olun! Tevbe/119
Yalan yok!
Âşıkların söz veriyor Allah’ım!
Veriyoruz öyle değil mi!
Küçük bir yalan, renkli olanından, en parlağından azıcık yalan.
Minik yalanların peşinde koşa koşa, renkli yalanlar söyleye söyleye güvenini yitirmiş bir çift dudağa sahip olmak iyi gelir miydi sana?
Şimdinin küçükleri yarının büyükleri olur, bu hakikat senin küçük yalanlarını da çemberinin dışında bırakmaz.
Sana önce küçük, renkli, sevimli kıtırların şebeği der gülerler belki…
Ancak zamanla sen ufaklıkları büyüttükçe, onlar da sana iflah olmaz yalancı sıfatını kondururlar.
Sana küçük bir yalandan ne çıkar diyenlere, büyük bir azap dersen, çok yerinde olur sözlerin…
Kalpleri hastalıklıdır, Allah hastalıklarını daha da artırmıştır ve ısrarlı yalanlarından dolayı onları şiddetli bir azap beklemektedir. Bakara/10
Yalan, karşındakini aldatmaya yönelik bir eylemdir.
Uyduran, dinleyenler arasında gerçeği bilenin olamayacağını düşünerek kurar sözlerini.
Muhatapları onun aldatıcı sözleri karşısında aciz kalacak ve ne derse inanacak fikri üzerine yürütür yalanlarını.
Sahtekârın en büyük yalanı çıkar sahneye, dinleyicileri arasında Allah’ın olmadığını vehmeder.
Allah’ı o anın dışına koyar yalancı!
Her şeyi bilen bir dinleyicisi, ezeli ve ebedi olan bir Âlim tarafından sözlerinin kayda geçirildiğini reddetmiş olur.
Yalancı asıl büyük ateşini tam o anda tutuşturur.
Er- Rakib olanı yok saymak, lavların püskürdüğü bir yanardağda yalın ayak dolaşmaktan daha dehşetlidir.
Her şeyi gözetleyen, gözleminden hiçbir şeyin kaçamayacağı, her şeyin ilmi, nazarı ve denetlemesi altında bulunanı yok saymadan yalan söylenemez cancağızım.
Anlayacağın; küçüğü, büyüğü, renklisi, tatlısı hepsi aynı kabın içine girer.
Şimdi yalan söyleyen, lazım geldiğinde doğrusunu iyi paha vererek satın alacak kimseyi bulamaz.
"Allah'ın Resul’üne soruyorlar: "Mümin zina eder mi?". Sükût buyuruyorlar.
"Mümin içki içer mi?" Sükût buyuruyorlar.
Soruyorlar: "Mümin yalan söyler mi?".
Hemen oturduğu yerden ayağa kalkarak: "Mümin asla yalan söylemez!" buyuruyor.
Öbürlerini küçümsemiyor elbet kâinatın incisi ancak diğerlerinin de yalan olmadan olmayacağını anlatmak istiyor sükûtlarıyla…
Kötülüğün ana kapısı yalanı, sıkıca kapatmak için söylüyor en doğru sözleri.
Bizim dudaklarımızın da hakkı değil midir doğru sözle yıkanmak…
Bizim kalbimiz de hastalıklarından kurtulmuş olarak parlamayı hak etmiyor mu?
Hem zaten kem ve yalan söz dostun heybesinde bulunur mu azizim?
Bulunmaz vesselam!
Siz ey imana erişenler! Allah'a karşı sorumluluk bilincinden uzaklaşmayın ve hep doğru sözlü kimselerden olun! Tevbe/119
Yalan yok!
Âşıkların söz veriyor Allah’ım!
Veriyoruz öyle değil mi!