Erzurum denince bir çok kişinin aklına önce soğuk, kara kış geliyor...
Oysa asıl üşüten şey mevsim değil ilgisizlik, plansızlık, vurdumduymazlık, bananecilik!
Son aylarda ülkenin içinde bulunduğu finansal durum, belkide en fazla Erzurum ve dengi illeri etkiliyor. Bu hep böyle olmuştur, malum İstanbul ve batı grip olunca Anadolu kentleri zatürre oluyor...
Bakın konkordato ilanı sayfalarına, orada şehrin ekonomisinin fotoğrafını görebilirsiniz. Lokomotif sektör olan inşatta kepenkler indirilmiş vaziyette. Elbette konkordato iş dünyasını koruyan bir sistem ama işi iyi giden bir sanayici, iş insanı niye bu sisteme başvurmak zorunda kalsın. Kötü niyetli olanları elbette ayırıyorum.
Bu şehir, tarih boyunca imparatorlukların kilidi oldu.
Cephe oldu, karargah oldu, üniversite oldu, spor merkezi oldu.
Ama bugün geldiğimiz noktada Erzurum, potansiyeli olmasına rağmen çok altında bir hayat sürüyor.
Erzurum’un elinde ne yok ki?
Türkiye’nin en büyük kış turizmi altyapılarından biri…
Hatta turizmin her alanında keşfedilmeyi bekleyen onlarca cevher..
Stratejik lojistik konum…
Köklü bir üniversite geleneği…
Tarım ve hayvancılık için elverişli geniş ova ve meralar…
Güçlü bir kültürel kimlik ve aidiyet duygusu…
Ancak bütün bu varları birbirine bağlayarak ekonomiye kazandıracak vizyon eksik! Siyasetçi mesafeli, yatırımcı çekinceli, halk tepkisiz! Gençlerin aklı fikri gitmekte. Yalnızca ekonomik sebeplerle değil, umut bulamadıkları için. Bir şehir, en büyük yokluğu gençlerini kaybettiğinde yaşar.
Her seçim döneminde Erzurum “öncelikli iller” listesine giriyor.
Her yatırım açıklamasında adı geçiyor.
Ama sahaya yansıması söylemden öteye gitmiyor!
Sanayi diyoruz, ama OSB’ler tam kapasite çalışmıyor.
Turizm diyoruz, ama sezon birkaç ayla sınırlı.
Tarım diyoruz, ama üretici hala yalnız. Atadan dededen kalma yöntemlerle ayakta duruyor. Gençler çiftçilik besicilik yapmak yerine asgari ücretle çalışmayı tercih ediyor.
Oysa Erzurum, doğru planlamayla eskisi gibi Doğu’nun merkezi olabilir.
Sadece geçilen değil, gelinen bir şehir olabilir.
Bu şehir, sadece özel zamanlarda hatırlanmak değil hak ettiği gibi yönetilmek istiyor. Ve en önemlisi Erzurum, artık mazeret değil, cesaret bekliyor...
Sevda hanım Erzurum gittikçe kötüye gidiyor. Et olmuş 800 tl eskiden tonlarca et erzurumdan İran’a giderdi. Şimfi muhtaç kaldık ithal ete. Belediye artık ovaya imar vermesin 60 senelik meralar koyun yayılan ova şimfi Hilton oldu Hilton’un altı apartman oldu. Koskoca orman fidanlığı 2 ye ayrıldın niye bu şehre ihanet ediyor sekmen bey. Bunlehşr sizi 2 defa seçti başkan etti artık niçin bu şehrin hayvancılığına ihanet ettiniz. Yazık günah değil mi. Çat yolu zemin sağlam iken ovaya imar vermeyin bunşehrin 30 sene sonrası insanları düşünün.
HASAN GARDAŞ HALK ÖYLE İSTEDİYSE SEVDA HANIM NE YAPSIN...NEYLESİN KEL MAHMUT DERLER YA....
Sevda hanım şehir hastanesinde otopark bulup park edemiyoruz. Yollar daracık ve yağmur kanallarına konuşan ızgaralar delinöiş aracın tekerleri içine düşüyor. Bu kadar sorumsuz bir hastane olamaz. 4 tarafı bomboş ama birvaçuk otopark 6 senedir yapmayan bir yönetimden bu hastaneye fayda gelmez. Defalarca söylüyoruz dilimizde tüy bitti. Otoparkın içinde yürümek asansöre binmek imkansız. Eski hastaneler bin kere daha iyiydi. Erzurum’da ovayı imara açan sekmen hayvancılığa çok büyük darbe vurdu. O merada eskiden binlerce koyun yayılıyordu şimdi bim a102 depoyu olmuş. 2 üniversite var ama 1 tane etmiyorlar. Hocalığı masa başında makale yazmaya infirgemişler varya yoksa yayın. Boş işler. Ne hocası me çğrensici 4 kuruş etmez
bencede üniversitelerin şehre yada ülkeye katkısı maliyetine kıyasla çok çok düşük, açıkcası çiftlikten farkı yok, haram olsun
şehirdeki aksaklıkları yanlışları sürekli bir yerlere habe rveriyoruz, yazıyoruz , ama kimsenin umrunda değil, kamu devlet daireleri çok ilgisiz, cimere şikayet bile etsen bi sonuş alınmıyor. SAdece Sayın Sekmen e ulaşabilirsen ertesi gün çözüm var aksi halde ne valilik ne diğer kurumlar ilgilenmiyorlar. Şehir hastanesi araştırma hastnesi , şehirdeki otopark ve ulaşım sıkıntıları nı sürekli yazıyoruz ama bakan yok, böylece insanımız bir düzen bir gelişme görmeyince gözü dışarda oluyor malesef.