
Elli dört farzdan yirmi birinci farz sıla-i rahim[1] etmektir.
Allah teâla buyurdu:
“Ey insanlar! Sizi bir nefisten yaratıp ondan da eşini yaratan, ikisinden birçok erkek ve kadın üretip yayan rabbinize itaatsizlik etmeyin. Allah’a saygısızlıktan ve akrabalık haklarına riayetsizlikten de sakının. Allah üzerinizde gözetleyicidir.” (Nisa 1)
“Onlar Allah’ın birleştirilmesini ve devam ettirilmesini emrettiği (akrabalık bağlarını ve haklarını) gözetenlerdir. (Bu konuda) Rablerinden çekinir, (akrabalarına kötülük yapmak veya onlardan uzaklaşmak sonucu çekilecekleri) kötü hesaptan korkup ürperirler.” (Ra’d 21)
Nebi (sav), sıla-i rahim konusunda şu ikazları yapmış ve öğütlerde bulunmuştur:
“Sıla-i rahmi kesmiş kişi cennetten uzak olur ve cennetin kokusunu duyamaz.”
“Bir toplumda sıla-i rahmi terk etmiş bir kişi bulunsa o toplumun üzerine rahmet inmez.”
“Efendimiz (sav)’e bir kimse sordu:
—Beni cennete götürecek bir iş söyler misiniz?
—Allah’a kulluk edip O’na hiçbir şeyi ortak koşmazsın; namazını kılar, zekâtını verir ve akrabanı gözetirsin.”
“İbadet sevabını çoğaltan sıla-i rahimdir…”
Hadislerde; ‘sıla-i rahim konusunda karşılık beklenilmemesi, ilişkiyi kesenlerle de akrabalık bağlarının sürdürülmesi gerektiği’ bildirilmiştir.
Resûlullah, sıla-i rahmin müslüman olmayan yakın akrabaya karşı da geçerli olduğunu ifade buyurmuşlardır. “Allah, din konusunda sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayanlarla iyi ilişkiler içinde olmanızı ve onlara adaletli davranmanızı yasaklamaz,” (Mümtehine 8) ayeti buna delil gösterilmiştir.
Bazı hadislerde sıla-i rahmin ömrü uzatacağı ifade edilirken bir hadiste de, Efendimiz (sav), hangi sadakanın daha faziletli olduğuna dair bir soruya şu cevabı vermiştir: “Akrabaya verilendir, çünkü bunda bir sadaka, bir de sıla-i rahim sevabı vardır.”
Resulullah (sav) sıla-i rahmin önemini bir diğer hadisinde ise şöyle ifade etmişlerdir:
“Rahm, Arş önünde boşlukta durup Cenab-ı Hakk’a dua eder ve der ki: ‘İlahi! Bir kimse ki bana ulaşsa sen de ona ulaş; bir kimse ki benimle ilişiğini kesse sen de onunla ilişkini kes.”
Resulullah (sav), ilim, sıla-i rahim ve emanet konularını birlikte zikretmiş ve şu benzetmeyi yapmıştır:
“İlim ile sizin aranızda ateşten denizler olsa o ateşten denizlere dolup ilmi elde ediniz; zira her şeyin bir yolu vardır; cennetin yolu da ilim, sıla-i rahim ve emaneti korumaktır.”
[1] Sıla-i rahim: Kan bağı ve evlenme yoluyla oluşan akrabalık bağlarını yaşatmak, akrabalarla ilişkiyi sürdürmek, haklarını gözetmek, onlara ilgi göstermek, iyilik ve yardımda bulunmak, memleket aşırı da olsa gidip ziyaret etmektir.
Allah teâla buyurdu:
“Ey insanlar! Sizi bir nefisten yaratıp ondan da eşini yaratan, ikisinden birçok erkek ve kadın üretip yayan rabbinize itaatsizlik etmeyin. Allah’a saygısızlıktan ve akrabalık haklarına riayetsizlikten de sakının. Allah üzerinizde gözetleyicidir.” (Nisa 1)
“Onlar Allah’ın birleştirilmesini ve devam ettirilmesini emrettiği (akrabalık bağlarını ve haklarını) gözetenlerdir. (Bu konuda) Rablerinden çekinir, (akrabalarına kötülük yapmak veya onlardan uzaklaşmak sonucu çekilecekleri) kötü hesaptan korkup ürperirler.” (Ra’d 21)
Nebi (sav), sıla-i rahim konusunda şu ikazları yapmış ve öğütlerde bulunmuştur:
“Sıla-i rahmi kesmiş kişi cennetten uzak olur ve cennetin kokusunu duyamaz.”
“Bir toplumda sıla-i rahmi terk etmiş bir kişi bulunsa o toplumun üzerine rahmet inmez.”
“Efendimiz (sav)’e bir kimse sordu:
—Beni cennete götürecek bir iş söyler misiniz?
—Allah’a kulluk edip O’na hiçbir şeyi ortak koşmazsın; namazını kılar, zekâtını verir ve akrabanı gözetirsin.”
“İbadet sevabını çoğaltan sıla-i rahimdir…”
Hadislerde; ‘sıla-i rahim konusunda karşılık beklenilmemesi, ilişkiyi kesenlerle de akrabalık bağlarının sürdürülmesi gerektiği’ bildirilmiştir.
Resûlullah, sıla-i rahmin müslüman olmayan yakın akrabaya karşı da geçerli olduğunu ifade buyurmuşlardır. “Allah, din konusunda sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayanlarla iyi ilişkiler içinde olmanızı ve onlara adaletli davranmanızı yasaklamaz,” (Mümtehine 8) ayeti buna delil gösterilmiştir.
Bazı hadislerde sıla-i rahmin ömrü uzatacağı ifade edilirken bir hadiste de, Efendimiz (sav), hangi sadakanın daha faziletli olduğuna dair bir soruya şu cevabı vermiştir: “Akrabaya verilendir, çünkü bunda bir sadaka, bir de sıla-i rahim sevabı vardır.”
Resulullah (sav) sıla-i rahmin önemini bir diğer hadisinde ise şöyle ifade etmişlerdir:
“Rahm, Arş önünde boşlukta durup Cenab-ı Hakk’a dua eder ve der ki: ‘İlahi! Bir kimse ki bana ulaşsa sen de ona ulaş; bir kimse ki benimle ilişiğini kesse sen de onunla ilişkini kes.”
Resulullah (sav), ilim, sıla-i rahim ve emanet konularını birlikte zikretmiş ve şu benzetmeyi yapmıştır:
“İlim ile sizin aranızda ateşten denizler olsa o ateşten denizlere dolup ilmi elde ediniz; zira her şeyin bir yolu vardır; cennetin yolu da ilim, sıla-i rahim ve emaneti korumaktır.”
[1] Sıla-i rahim: Kan bağı ve evlenme yoluyla oluşan akrabalık bağlarını yaşatmak, akrabalarla ilişkiyi sürdürmek, haklarını gözetmek, onlara ilgi göstermek, iyilik ve yardımda bulunmak, memleket aşırı da olsa gidip ziyaret etmektir.