
Romanya-Türkiye Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Tamer Atalay’ı dinlerken, Romanya’daki Türk varlığının ekonomik ve kültürel boyutlarını daha yakından tanıma fırsatı bulduk.
Aslen Elazığlı olan Dr. Atalay, Cumhurbaşkanlığı özel izniyle kurulduğunu belirttiği odanın geçen yıl 30. kuruluş yılının kutlandığını anlattı. İki ülke arasındaki ticari ilişkilerin geliştirilmesi için yürüttükleri çalışmalara değindi.
Atalay, Romanya’nın Türkiye’ye yönelik dostane yaklaşımını vurgulayarak söze başladı:
“Romanya, Pakistan kadar Türk dostu bir ülke. Biz Türkler Romanya’da birinci sınıf vatandaşız. Türk ve Romen halkları arasında örnek bir sevgi ve ilişki var. Yirmi bine yakın Türk şirketi faaliyet gösteriyor. Romanya bizim için Avrupa Birliği’ne açılan önemli bir kapı.”
Bu sözler, iki ülke arasındaki ilişkilerin yalnızca tarihî dostlukla sınırlı kalmadığını, ticaret ve yatırım açısından da önemli bir zemin oluşturduğunu gösteriyordu.
Türk kültürü Romanya’da ilgi görüyor
Türkiye’nin tanınmış markalarının ve şirketlerinin Romanya pazarında yer alması, ekonomik ilişkilerin ulaştığı boyutu ortaya koyuyor. Doğan Holding bünyesindeki Kanal D Romanya da Türk kültürünün tanıtılmasında önemli bir rol üstleniyor.
2007’den bu yana Romence yayın yapan kanal, Türk dizilerini Romen izleyicilerle buluşturuyor; yerel programlar da hazırlıyor. Dr. Atalay’ın anlattığına göre, “Muhteşem Yüzyıl” dizisi yayımlandığında sokakların boşaldığı bile oluyormuş. Türk dizileri aracılığıyla Türk kültürü, mutfağı ve yaşam biçimi Romanya’da daha fazla tanınıyor. Bu ilgi, iki toplum arasındaki kültürel yakınlaşmaya da katkı sağlıyor.
Atalay’ın Malatya ve Elazığ’da iş insanlarıyla toplantılar düzenlemesi, Mardin’de belgesel çektirmesi ve Şanlıurfa’nın tanıtımına katkıda bulunması da dikkat çekici çalışmalar arasında. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün Bükreş’te, Calea Victoriei üzerindeki büstünün açılışını anlatırken duyduğu gurur da bu dostluk tablosunun bir parçasıydı. Büstün, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile Romanya Cumhurbaşkanı Emil Constantinescu tarafından birlikte açıldığını hatırlattı. Atalay’ın, “Türkiye’nin AB’ye girmesi için hep destek veriyoruz. Bunlar bizim millî görevimiz” sözleri, iki ülke arasındaki yakınlığın siyasi ve toplumsal boyutunu da ortaya koyuyordu. Ukrayna’nın yeniden inşası için önemli adım…
Ziyaretin en dikkat çekici gelişmelerinden biri, Ukrayna’nın yeniden inşasına yönelik iş birliği protokolünün imzalanmasıydı.
Dr. Tamer Atalay ile Ukrayna’nın yeniden inşası için oluşturulan Eylem Grubu (GARU) temsilcisi Corneliu Cîrstea arasında imzalanan protokol, iş dünyası açısından yeni bir iş birliği zemini oluşturmayı amaçlıyor. Romanya’da 12 sivil toplum kuruluşunun bir araya gelmesiyle oluşturulan bu yapıyla yapılan anlaşmanın önemi, yalnızca imzalanmış bir belge olmasından kaynaklanmıyor. Asıl önem, bu adımın uygulanabilir projelere dönüştürülmesinde yatıyor.
Ukrayna’da savaşın ardından altyapıdan enerjiye, köprülerden ulaşım sistemlerine kadar birçok alanda büyük bir yeniden yapılanma ihtiyacı bulunuyor. Türk müteahhitlik sektörünün deneyimi ve üretim kapasitesi, uygun koşullar oluştuğunda bu süreçte değerlendirilebilir.
Elbette bir protokol, kendiliğinden yatırım, istihdam ya da döviz girdisi sağlamaz. Ancak firmaların bir araya getirilmesi, projelerin takip edilmesi ve taraflar arasında etkin bir koordinasyon kurulması hâlinde önemli fırsatların önü açılabilir.
Ekonomik açıdan zorlu bir dönemden geçen Türkiye için yeni pazarlar bulmak, mevcut ticari ilişkileri geliştirmek ve Türk firmalarının uluslararası projelerde daha fazla yer almasını sağlamak büyük önem taşıyor. Bükreş’te atılan imzanın gerçek değeri de bundan sonra yapılacak çalışmalarla ortaya çıkacak. Gazeteciler arasında iş birliği…
Aynı ziyaret sırasında ikinci bir önemli protokole daha imza atıldı.
Romanya-Türkiye Ticaret ve Sanayi Odası, Romanya Profesyonel Gazeteciler Birliği ve Türkiye Gazeteciler Federasyonu arasında üçlü iş birliği protokolü imzalandı.
Protokolün amacı, iki ülke arasındaki geleneksel dostluk ve karşılıklı saygıya dayanan ilişkileri güçlendirmek; gazeteciler ile iş dünyasının meslek kuruluşları arasındaki iletişimi geliştirmek. Doğru, hızlı ve eksiksiz bilgilendirmenin ekonomik ve sosyal istikrarın yanı sıra ticaretin gelişmesi açısından da önemli olduğu vurgulanıyor. Meslek kuruluşları arasında sürekli bilgi alışverişi, ortak projelerin desteklenmesi ve gazeteci heyetlerinin karşılıklı ziyaretleri de iş birliğinin hedefleri arasında yer alıyor.
Karadeniz ve Balkanlar’da istikrara katkı sağlayacak medya projelerine önem verilmesi, bu anlaşmayı daha da anlamlı kılıyor. Gazetecilik yalnızca haber aktarmak değildir. Toplumlar arasında iletişim kurmak, farklı kültürleri tanıtmak ve karşılıklı anlayışın gelişmesine katkıda bulunmak da mesleğimizin önemli sorumlulukları arasındadır. Bu bakımdan imzalanan üçlü protokolü, iki ülkenin gazetecileri arasında yeni bir iletişim ve dayanışma zemini oluşturabilecek bir adım olarak değerlendirmek gerekiyor. Bükreş’ten tarih ve kültür notları…
Programımız masa başındaki toplantılarla sınırlı kalmadı. Romanya’nın tarihî ve kültürel zenginliklerini de görme fırsatı bulduk. Sinaia’daki Peleş Şatosu, mimarisi ve görkemli iç mekânlarıyla etkileyiciydi. Romanya’nın ilk kralı I. Carol’un girişimiyle yaptırılan ve 1883’te açılan şato, ülkenin önemli tarihî yapılarından biri. Braşov yakınlarındaki Bran Şatosu ise halk arasında Drakula efsanesiyle özdeşleşmiş. Tarih ile efsanenin iç içe geçtiği yapı, turistlerin yoğun ilgi gösterdiği yerler arasında.
Bükreş’teki Parlamento Sarayı da büyüklüğüyle insanı şaşırtıyor. Yaklaşık 365 bin metrekarelik inşaat alanıyla dünyanın en büyük sivil idari yapısı olarak tanıtılan saray, aynı zamanda dünyanın en ağır ve en pahalı idari binası olma özelliği taşıyor. Beş günlük programımızın Bükreş’ten Bulgaristan’ın Svilengrad’a uzanan bölümünde yeni dostluklar kurduk, farklı deneyimler edindik ve iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişmesine yönelik temaslarda bulunduk. Asıl mesele, imzaları hayata geçirmek
Bükreş ziyaretinden geriye yalnızca toplantılar, fotoğraflar ve imzalanan belgeler kalmamalı. Dr. Tamer Atalay’ın çalışmaları, Türkiye ile Romanya arasındaki dostluğun ekonomik ve kültürel iş birliğiyle daha da güçlenebileceğini gösteriyor. Ukrayna’nın yeniden inşasına yönelik protokol ile medya ve iş dünyası arasında imzalanan üçlü anlaşma da bu açıdan önemli fırsatlar sunuyor. Ancak asıl başarı, bu fırsatların ne ölçüde değerlendirilebildiğiyle ölçülecek. İş dünyası açısından yeni projelerin geliştirilmesi, gazetecilik alanında kalıcı iletişim kanallarının kurulması ve karşılıklı ziyaretlerin somut sonuçlar doğurması gerekiyor.
Bükreş’te gördüğümüz tablo, doğru adımlar atıldığında dostluğun yeni kapılar açabileceğini ortaya koyuyor. Dostluk değerlidir; onu kalıcı kılan ise ortak hedefler, samimi iş birliği ve hayata geçirilen projelerdir.
Öte yandan gönüllerde taht kuran sporcular Gheorghe Hagi ve Nadia Comaneci sayesinde uzaktan tanıdığımız Romanya’yı daha yakından, merak ve ilgiyle gezdik.
Bu güzel programa katkılarından dolayı başta Romanya-Türkiye Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dr. Tamer Atalay olmak üzere Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı Yılmaz Karaca’ya, meslektaşlarımız Hamit Özpolat, Mehmet Canbeyli ve neşe kaynağımız Avni Gelendost’a sonsuz teşekkürler… Kadir SABUNCUOĞLU HABER MERKEZİ
“Romanya, Pakistan kadar Türk dostu bir ülke. Biz Türkler Romanya’da birinci sınıf vatandaşız. Türk ve Romen halkları arasında örnek bir sevgi ve ilişki var. Yirmi bine yakın Türk şirketi faaliyet gösteriyor. Romanya bizim için Avrupa Birliği’ne açılan önemli bir kapı.”
Bu sözler, iki ülke arasındaki ilişkilerin yalnızca tarihî dostlukla sınırlı kalmadığını, ticaret ve yatırım açısından da önemli bir zemin oluşturduğunu gösteriyordu.
Türk kültürü Romanya’da ilgi görüyorTürkiye’nin tanınmış markalarının ve şirketlerinin Romanya pazarında yer alması, ekonomik ilişkilerin ulaştığı boyutu ortaya koyuyor. Doğan Holding bünyesindeki Kanal D Romanya da Türk kültürünün tanıtılmasında önemli bir rol üstleniyor.
2007’den bu yana Romence yayın yapan kanal, Türk dizilerini Romen izleyicilerle buluşturuyor; yerel programlar da hazırlıyor. Dr. Atalay’ın anlattığına göre, “Muhteşem Yüzyıl” dizisi yayımlandığında sokakların boşaldığı bile oluyormuş. Türk dizileri aracılığıyla Türk kültürü, mutfağı ve yaşam biçimi Romanya’da daha fazla tanınıyor. Bu ilgi, iki toplum arasındaki kültürel yakınlaşmaya da katkı sağlıyor.
Atalay’ın Malatya ve Elazığ’da iş insanlarıyla toplantılar düzenlemesi, Mardin’de belgesel çektirmesi ve Şanlıurfa’nın tanıtımına katkıda bulunması da dikkat çekici çalışmalar arasında. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün Bükreş’te, Calea Victoriei üzerindeki büstünün açılışını anlatırken duyduğu gurur da bu dostluk tablosunun bir parçasıydı. Büstün, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile Romanya Cumhurbaşkanı Emil Constantinescu tarafından birlikte açıldığını hatırlattı. Atalay’ın, “Türkiye’nin AB’ye girmesi için hep destek veriyoruz. Bunlar bizim millî görevimiz” sözleri, iki ülke arasındaki yakınlığın siyasi ve toplumsal boyutunu da ortaya koyuyordu. Ukrayna’nın yeniden inşası için önemli adım…
Ziyaretin en dikkat çekici gelişmelerinden biri, Ukrayna’nın yeniden inşasına yönelik iş birliği protokolünün imzalanmasıydı.
Dr. Tamer Atalay ile Ukrayna’nın yeniden inşası için oluşturulan Eylem Grubu (GARU) temsilcisi Corneliu Cîrstea arasında imzalanan protokol, iş dünyası açısından yeni bir iş birliği zemini oluşturmayı amaçlıyor. Romanya’da 12 sivil toplum kuruluşunun bir araya gelmesiyle oluşturulan bu yapıyla yapılan anlaşmanın önemi, yalnızca imzalanmış bir belge olmasından kaynaklanmıyor. Asıl önem, bu adımın uygulanabilir projelere dönüştürülmesinde yatıyor.
Ukrayna’da savaşın ardından altyapıdan enerjiye, köprülerden ulaşım sistemlerine kadar birçok alanda büyük bir yeniden yapılanma ihtiyacı bulunuyor. Türk müteahhitlik sektörünün deneyimi ve üretim kapasitesi, uygun koşullar oluştuğunda bu süreçte değerlendirilebilir.
Elbette bir protokol, kendiliğinden yatırım, istihdam ya da döviz girdisi sağlamaz. Ancak firmaların bir araya getirilmesi, projelerin takip edilmesi ve taraflar arasında etkin bir koordinasyon kurulması hâlinde önemli fırsatların önü açılabilir.Ekonomik açıdan zorlu bir dönemden geçen Türkiye için yeni pazarlar bulmak, mevcut ticari ilişkileri geliştirmek ve Türk firmalarının uluslararası projelerde daha fazla yer almasını sağlamak büyük önem taşıyor. Bükreş’te atılan imzanın gerçek değeri de bundan sonra yapılacak çalışmalarla ortaya çıkacak. Gazeteciler arasında iş birliği…
Aynı ziyaret sırasında ikinci bir önemli protokole daha imza atıldı.
Romanya-Türkiye Ticaret ve Sanayi Odası, Romanya Profesyonel Gazeteciler Birliği ve Türkiye Gazeteciler Federasyonu arasında üçlü iş birliği protokolü imzalandı.
Protokolün amacı, iki ülke arasındaki geleneksel dostluk ve karşılıklı saygıya dayanan ilişkileri güçlendirmek; gazeteciler ile iş dünyasının meslek kuruluşları arasındaki iletişimi geliştirmek. Doğru, hızlı ve eksiksiz bilgilendirmenin ekonomik ve sosyal istikrarın yanı sıra ticaretin gelişmesi açısından da önemli olduğu vurgulanıyor. Meslek kuruluşları arasında sürekli bilgi alışverişi, ortak projelerin desteklenmesi ve gazeteci heyetlerinin karşılıklı ziyaretleri de iş birliğinin hedefleri arasında yer alıyor.
Karadeniz ve Balkanlar’da istikrara katkı sağlayacak medya projelerine önem verilmesi, bu anlaşmayı daha da anlamlı kılıyor. Gazetecilik yalnızca haber aktarmak değildir. Toplumlar arasında iletişim kurmak, farklı kültürleri tanıtmak ve karşılıklı anlayışın gelişmesine katkıda bulunmak da mesleğimizin önemli sorumlulukları arasındadır. Bu bakımdan imzalanan üçlü protokolü, iki ülkenin gazetecileri arasında yeni bir iletişim ve dayanışma zemini oluşturabilecek bir adım olarak değerlendirmek gerekiyor. Bükreş’ten tarih ve kültür notları…
Programımız masa başındaki toplantılarla sınırlı kalmadı. Romanya’nın tarihî ve kültürel zenginliklerini de görme fırsatı bulduk. Sinaia’daki Peleş Şatosu, mimarisi ve görkemli iç mekânlarıyla etkileyiciydi. Romanya’nın ilk kralı I. Carol’un girişimiyle yaptırılan ve 1883’te açılan şato, ülkenin önemli tarihî yapılarından biri. Braşov yakınlarındaki Bran Şatosu ise halk arasında Drakula efsanesiyle özdeşleşmiş. Tarih ile efsanenin iç içe geçtiği yapı, turistlerin yoğun ilgi gösterdiği yerler arasında.
Bükreş’teki Parlamento Sarayı da büyüklüğüyle insanı şaşırtıyor. Yaklaşık 365 bin metrekarelik inşaat alanıyla dünyanın en büyük sivil idari yapısı olarak tanıtılan saray, aynı zamanda dünyanın en ağır ve en pahalı idari binası olma özelliği taşıyor. Beş günlük programımızın Bükreş’ten Bulgaristan’ın Svilengrad’a uzanan bölümünde yeni dostluklar kurduk, farklı deneyimler edindik ve iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişmesine yönelik temaslarda bulunduk. Asıl mesele, imzaları hayata geçirmek
Bükreş ziyaretinden geriye yalnızca toplantılar, fotoğraflar ve imzalanan belgeler kalmamalı. Dr. Tamer Atalay’ın çalışmaları, Türkiye ile Romanya arasındaki dostluğun ekonomik ve kültürel iş birliğiyle daha da güçlenebileceğini gösteriyor. Ukrayna’nın yeniden inşasına yönelik protokol ile medya ve iş dünyası arasında imzalanan üçlü anlaşma da bu açıdan önemli fırsatlar sunuyor. Ancak asıl başarı, bu fırsatların ne ölçüde değerlendirilebildiğiyle ölçülecek. İş dünyası açısından yeni projelerin geliştirilmesi, gazetecilik alanında kalıcı iletişim kanallarının kurulması ve karşılıklı ziyaretlerin somut sonuçlar doğurması gerekiyor.
Bükreş’te gördüğümüz tablo, doğru adımlar atıldığında dostluğun yeni kapılar açabileceğini ortaya koyuyor. Dostluk değerlidir; onu kalıcı kılan ise ortak hedefler, samimi iş birliği ve hayata geçirilen projelerdir.
Öte yandan gönüllerde taht kuran sporcular Gheorghe Hagi ve Nadia Comaneci sayesinde uzaktan tanıdığımız Romanya’yı daha yakından, merak ve ilgiyle gezdik.
Bu güzel programa katkılarından dolayı başta Romanya-Türkiye Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dr. Tamer Atalay olmak üzere Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı Yılmaz Karaca’ya, meslektaşlarımız Hamit Özpolat, Mehmet Canbeyli ve neşe kaynağımız Avni Gelendost’a sonsuz teşekkürler… Kadir SABUNCUOĞLU HABER MERKEZİ