
İtalya’nın Osmanlı Devleti’nin Kuzey Afrika’daki son toprağı olan Trablusgarp’a 1911 yılında saldırmasıyla başlayan savaşta Osmanlı Devleti büyük bir mücadele verirken, binlerce kilometre uzaklıktaki Erzurum’da da dikkat çeken bir dayanışma Osmanlı Arşivi’nden çıkan belgelere yansıdı. Ağır ekonomik şartlara rağmen harekete geçen dönemin Erzurum Valisi Mehmet Emin Yurdakul, Dahiliye Nezareti’ne gönderdiği telgrafla satın alınması planlanan savaş gemisinin bedelinin kendilerine bildirilmesini istedi. Gerekli meblağın halk arasında toplanacağını belirten Erzurumlular, gemiye yalnızca “Erzurum” adının verilmesini talep etti. Bu girişim, şehrin cepheden uzak olsa da vatan müdafaasına gönülden ortak olduğunu gösteren önemli örneklerden biri olarak tarihe geçti.

Son toprak parçası için seferber oldular
İtalya’nın Osmanlı Devleti’nin Kuzey Afrika’daki son toprağı olan Trablusgarp’ı işgal girişimi, yalnızca cephede değil Anadolu’da da büyük yankı uyandırdı. Osmanlı kamuoyu işgale sert tepki gösterirken, Erzurum halkı ise örnek bir dayanışmaya bir kez daha imza attı. Osmanlı arşivlerinde yer alan belgeye göre, savaşın başlamasından yalnızca 9 gün sonra Erzurum Valisi Mehmet Emin Yurdakul Bey öncülüğünde harekete geçen Erzurumlular, Osmanlı Bahriyesi’nde kullanılmak üzere bir savaş gemisi satın almak istediklerini devlete bildirdi. Telgrafta, geminin maliyetinin kendilerine iletilmesi halinde gerekli paranın halk tarafından toplanacağı ifade edildi.

Osmanlı Devleti’nin en sıkıntılı dönemlerinden birinde İtalya’nın harekete geçtiğini aktaran Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nde görev yapan Dr. Öğr. Üyesi Nurullah Nehir, deniz yolunun da kapanmasıyla birlikte Trablusgarp vilayetinin savunmasız kaldığını ifade etti.

Savaş bir yıl sürdü
Her türlü zorluğa rağmen vatan toprağının sahipsiz bırakılmadığını dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Nehir, “Osmanlı Devleti, aralarında Mustafa Kemal ve İsmail Enver Paşaların da bulunduğu bir grup subayı Trablusgarp’a göndererek burada İtalyanlara savaş başlatılmasına vesile oldu. Trablusgarp’a gelen İttihatçı subaylar, buradaki Arap aşiretlerle irtibata geçerek milis güçleri oluşturdular ve İtalyanlara karşı güçlü bir direniş gösterdiler. Düzenli bir ordu ve gelişmiş silahlarla, kısa sürede Trablusgarp’ı işgal edeceğini düşünen İtalyanlar ittihatçı subayların komutasındaki gönüllüler karşısında zor duruma düştüler ve sahil hattından ileri gidemediler. Bir yıl süren bu savaş esnasında İtalyanlar beklenen başarıyı elde edemediler. Ancak Balkan Savaşı’nın patlak vermesiyle zor durumda kalan Osmanlı Devleti, Trablusgarp vilayetinden çekilmek zorunda kaldı” dedi.

Mehmet Emin Yurdakul’dan telgraf
İtalya’nın Osmanlı Devleti’ne ait Trablusgarp’ı işgal girişimi hem Osmanlı kamuoyu hem de dünya Müslümanları tarafından tepkiyle karşılandığını söyleyen Nehir, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu işgali hukuksuz bir eylem olarak gören Osmanlı Devleti kamuoyu çeşitli vasıtalarla tepkilerini ortaya koydu. Bazı vilayetlerde yaşayan ahali gönüllü bir şekilde askere kaydolurken bazıları da para yardımında bulundu. Osmanlı Devleti’ni İtalyan emperyalizmine karşı yalnız bırakmayan vilayetlerden birisi de Erzurum olmuştur. Savaşın başlamasından 9 gün sora Dahiliye Nezaretine bir telgraf çeken Erzurum Valisi Mehmet Emin Yurdakul Bey, İtalya’nın Trablusgarp’ı işgal girişimi karşısında Erzurum halkının devletinin yanında olduğunu belirtti. ‘Vatan bir bütündür bölünemez’ şiarıyla hareket eden dönemin Erzurum halkı, Vali Mehmet Emin Yurdakul Bey önderliğinde bir karar alarak Osmanlı Bahriyesinde görev yapmak üzere bir gemi satın almak istediklerini söylediler.”
Gemiye ‘Erzurum’ adı verilsin
Osmanlı arşivlerinden çıkan belgeyle birlikte Erzurum halkının ağır ekonomik şartlarda bile devletinin yanında olduğunu bir kez daha gösterdiğini kaydeden Nehir, “Dönemin zorlu koşullarına rağmen büyük bir fedakarlık örneği sergileyen Erzurumlu vatandaşlar, Osmanlı yönetimine gönderdikleri telgrafta satın alınması planlanan geminin bedelinin kendilerine bildirilmesini istedi. Gerekli paranın halk arasında toplanacağını ifade eden Dadaşlar, gemiye yalnızca “Erzurum” adının verilmesini talep etti. Erzurum halkının bu anlamlı girişimi, kentin tarih boyunca sergilediği vatanperver duruşun Trablusgarp Savaşı yıllarında da sürdüğünü ortaya koydu” diye konuştu.

Uzanan yardım eli ilk değil
Erzurum’un milli mücadele yıllarındaki fedakarlıkları bununla da sınırlı kalmadığını aktaran Nehir, “İstiklal Harbi’nde orduya uçak bağışlayan iş insanı” olarak tanınan Erzurumlu Nafiz Kotan Bey de Kurtuluş Savaşı döneminde devletin yanında yer alan isimlerden biri oldu. 1887 yılında Erzurum’da dünyaya gelen Nafiz Kotan, küçük yaşta babasını kaybetmesine rağmen ticaret hayatında büyük başarı elde etti. İstanbul ve Ankar
a’da yürüttüğü ticari faaliyetlerle önemli bir servete sahip olan Kotan, Kurtuluş Savaşı’nın başlamasıyla birlikte Anadolu’ya askeri malzeme desteğinde bulundu. Ordunun en büyük ihtiyaçlarından birinin uçak olduğunu gören Nafiz Kotan Bey, şahsi servetiyle satın aldığı uçakları Türk ordusuna hibe ederek milli mücadeleye büyük katkı sağladı. Bunun yanı sıra Mustafa Kemal Paşa’ya Linkoln marka bir otomobil hediye ettiği de biliniyor. Savaş sonrasında da genç Cumhuriyet’in başkenti Ankara’nın modernleşmesi için çeşitli projelerde görev alan Kotan, birçok önemli yapının inşasında müteahhit olarak yer aldı” ifadelerine yer verdi.
Şeyma TAHİR