
Yayıncılıkta elbette ki saat, süre önemli. Hele de TRT gibi yılların kurumunda süre, kırmızı çizgilerden biridir. Yayının saatinde, dakikasına başlaması gerekiyorsa, saniye, salise şaşmaz. Oldum olası da öyledir, öyle de olacaktır. Çalışanlar ilk günden bilir bunu, kafasına mutlaka yazmıştır. Geçtiğimiz Pazar günü yapımcı arkadaşım Cihat Kalpar’ın yapımcılığını yaptığı Bölge Gündemi proğramına konuk olarak katıldığım gün, sunucu sevgili Ömer Ergedik’in kurumun bahçesine motosiklet ile gelmesi dikkatimden kaçmadı. Ergedik’in ilk defa motosiklet kullandığını ilk defa görüyordum. Motosiklet kullandığını, özellikle olumsuz hava şartlarında, trafik yoğunluğunda ve benzeri sorunlar karşısında imdada yetişen bir araç olduğunu söyleyen genç spiker, aracının otoparktan çıkmasının sorun olduğunu görünce, programa saatinde yetişmek için B planına geçtiğini, motosikletini kullanmak zorunda kaldığını söylüyordu.
***
Kadife sesi, güzel Türkçesi yanında güleryüzüyle de her karşılaştığına iyi gelen Ömer Ergedik, işte TRT’nın kurumsal kimliğine sıkı sıkıya yapışan, sevgisi yanında da saygısını gösteren örnek yayıncılardan. Ergedik, görev bilinci ile hareket ettiğini, bu zamana kadar da görevini saniye aksatmadığını belirtirken, şunları söylüyor: “Yayıncılık her şeyden önce disiplin, sorumluluk ve dakiklik gerektirir. Mikrofon başında olmak yalnızca konuşmak değil, dinleyiciye verilen sözü zamanında yerine getirmektir. 15 yılı aşkın yayın hayatım boyunca bir kez olsun yayına geç kaldığımı hatırlamıyorum. Çünkü benim için yayın saati, şartlar ne olursa olsun değişmeyecek bir sorumluluktur. Trafiğin yoğun olduğu zamanlarda motosiklet kullanmayı tercih etmemin nedeni de budur. Bir spikerin mesleğine duyduğu saygı, mikrofon açılmadan çok önce başlar.”
Vedat Refayeli