
Erzurum Barosu’na kayıtlı genç avukat Bedia Nur Akın, hem anneliği hem de mesleğini aynı anda başarıyla sürdürdüğü hikayesiyle dikkat çekiyor. Henüz 45 günlükken oğlu Adil Erdem’i adliye koridorlarıyla tanıştıran Akın, yıllardır duruşmalara, ofis görüşmelerine ve mesai temposuna oğluyla birlikte yetişiyor. Küçük cübbesiyle annesinin peşinden adliye koridorlarında gezen Adil Erdem ise adliyenin en küçük müdavimlerinden biri olarak herkesin sevgisini kazanıyor.

‘Adliyeye gidelim anne’
Avukatlık mesleğinin yoğun tempo ve ağır sorumluluklarına rağmen ayakları üzerinde duran genç anne, her iki tarafa da yetişmeye çalıştığını kaydederek sözlerini şöyle sürdürüyor: “Avukatlık sabır, özveri ve güçlü bir irade gerektiriyor. Ayrı zor bir meslek çünkü hukuki bilgi ve sürekli gelişimin yanı sıra uzun süren çalışma saatleri, müvekkil sorunları ve rekabetçi bir ortam mevcut.
Her meslektaşım gibi bende mesleğimi hakkıyla icra etmeye çalışıyorum. 3 yaşında bir oğlum var ve o doğduğundan beri bu mesleği sürdürüyoruz. Onunla adliyeye gelmek yoğun bir iş temposu olmadığında genel olarak keyifli ama zorladığı zamanlarda olmuyor değil. Sabah soğuğu ile çok erken tanıştı. Oğlumda adliyeyi seviyor konuşmaya başladıktan sonra nereye gidelim diye sorduğumda ‘Adliyeye gidelim anne’ diyordu.”

Duruşmalara beraber giriyorlar
Oğluyla beraber duruşmalara girdiklerini kaydeden Avukat Bedia Nur Akın, “Adliyeye geldiğimiz günler genellikle sıkılmaması için duruşma saatine çok yakın vakitte geliyoruz. Duruşmaya birlikte girdiğimiz zaman kenarda oyuncağı ile oynuyor ya da mübaşir abla ve abileriyle resim yapıyor. Bazen baro odasında avukat abi ve ablalarıyla oyunlar oynuyor. Duruşmalarımız bitince ofise geçip orada çalışmaya devam ediyoruz. Benim yoğun iş tempomdan dolayı oğlumun rutin bir yaşantısı olamadı. Bu sebepten uykularımız da pek düzenli değildi ama oğluma baktığımda mutlu bir çocuk gördüğüm için çok mutluyum” diye konuştu.

Ne işini ne oğlunu bıraktı
Anne olduktan sonra mesleğine karşı bakış açısının da değiştiğini dile getiren Akın, “Özellikle suça sürüklenen çocuklar bakış açımı çok değiştirdi. Ülkemizde her geçen sene suça sürüklenen çocukların sayısı artmakta ve bende bir çocuk yetiştirmeye çalışıyorum olayların içinde de olduğumuzdan ötürü endişelerim oluyor. Çocukların ilgisiz ve başıboş bırakılmış olmaları suça sürüklenmelerindeki en büyük etkenlerden. Bende kendi çocuğum için elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum. O doğduktan sonra iş yükümü yüksek oranda düşürdüm. Her çocuk erken dönemde anne ilgisini ve sıcaklığını ister bende serbest avukat olmamdan ötürü tüm zamanımı ona göre ayarladım. Hem oğlumla doya doya vakit geçirdim hem de mesleğime ara vermemiş oldum” dedi.

Macera 45 günlükken başladı
Adliyeye ilk kez oğlu 45 günlükken geldiğini ifade eden Akın, ilk izlenimleri ise şöyle dile getiriyor: “Bu kadar küçük bir bebeğin adliyeye düzenli olarak gelmesi elbette çoğunluğa farklı geldi. ‘Çok küçük niye burada?’ diyenler de oldu. Ama meslektaşlarım bana çok yardımcı oldular. Oğlumu elden ele gezdirip, yeri geldiğinde bana yardıma koştular. Adliye onun için oyun alanı ve sevildiği, ilgi gördüğü bir yer haline geldi. Bu sayede iletişimi güçlü, dışa dönük bir çocuk oldu. İlk limonlu çayını bile adliyede içti. Ayrıca duruşmalarda hakim veya savcılardan da herhangi bir olumsuzlukla karşı karşıya gelmedim. Oğlumun en huysuz zamanında bile hep bir destek gördüm. ‘Çocuk o, sorun yok’ dediler.”

“Ne işlerinden ne de çocuklarından vazgeçsinler”
Oğlu büyürken yanında olmak istediği için iş hayatına onu da dahil ettiğini kaydeden Akın, “Bir çocuğu kendi annesinin büyütmesi gerektiğine inanan bir insanım. Bu sebeple oğlumla çalışmayı tercih ettim. Oğlumu kendim büyütmek istediğim için bu yola başvurdum. Eminim ki bu imkana daha çok kadın sahip olsa onlarda benim yaptığımı yapardılar. Her kadının kendi ayakları üzerinde durabileceğine inancım tam. Bu yüzden tüm kadınlar benim yaptığım şeyi yapabilirler. Ne işlerinden ne de çocuklarından vazgeçmelerine gerek yok. Zaman çok kıymetli ve geçtikten sonra telafisi ne yazık ki olmuyor. Bundan dolayı bugününüzü şartlarınız elverdiğince doya doya yaşayın” diye konuştu.
