
Programda ekonomi, erken seçim, uyuşturucu ve sanal kumar tehdidi, sığınmacı politikaları, Doğu Anadolu'nun kalkınması ve "Terörsüz Türkiye" süreci başta olmak üzere birçok önemli konuda değerlendirmelerde bulunan Özdağ, dikkat çeken açıklamalar yaptı.
Pusula Gazetesi Genel Koordinatörü Sevda Güneş İncesu, Haber Müdürü İrfan Tarakçıoğlu, İstiharat Şefi Manolya Bulut ve zirve2000.com Yayın Yönetmeni İsmail Uslu'nun sorularını yanıtlayan Özdağ, özellikle uyuşturucu ve sanal kumarın Türkiye'nin geleceğini tehdit eden en büyük sorunlardan biri haline geldiğini söyledi.

"Vatandaşın zihninde seçim çoktan başladı"
Erken seçim ihtimaline ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özdağ, baskın seçim için 2026 sonbaharını işaret etti. "Baskın diye nitelendireceğimiz bir seçim 2026 sonbaharıdır. 2026 sonbaharında bir seçim olma ihtimali temmuzda maaşlara yapılacak zamlar netleştikten sonra netleşecektir. Buğdaya, arpaya verilen fiyatlardan bir seçim atmosferinin olmadığını görüyoruz. Bunun için 2026 içinde bir seçim beklemiyorum. 2027'nin ilkbaharı veya sonbaharı erken seçim için bahsedilen tarihler. Hangi tarihten bahsederseniz bahsedin vatandaşın zihninde seçim başlamış durumda. Hangi seçim olursa olsun iktidar partisi seçimleri kazanan bir parti değil, kaybetmenin paniği içerisinde olan bir iktidar partisi şeklinde davranıyor."
Türkiye'nin çok yönlü bir krizle karşı karşıya olduğunu savunan Özdağ, ekonomik sorunların yanında uyuşturucu ve sanal kumarın da toplumsal yapıyı tehdit ettiğini belirtti. "Hukuk devleti çökerken ekonomik buhran artarken bunların üzerine çok yaşamsal bir sorun daha geliyor. Bunlardan bir tanesi uyuşturucu ve sanal kumarın yaygınlaşmasıdır. 4 milyon uyuşturucu bağımlısı var ülkede. 2 milyon sanal kumar bağımlısı var. 6 milyon güvenilmez hale gelen insan demek. Türkiye uyuşturucuda transit ülke olmaktan çıkmış hedef ülke haline gelmiş durumda. Uyuşturucu bağımlıları emperyalizmin işgal ordularının keşif kolları olarak ülkemize saldırıyorlar. Ciddi bir mücadele gerçekleştirilmiyor. Ünlülere yönelik yapılan soruşturmalarla bunun yapıldığını söylemek mümkün değil. Devletin uyuşturucuyla mücadele konsepti ve mücadele etmesi gereken kurumları da bu kapsamlı stratejik mücadeleyi vermeye müsait değil."

‘Tertemiz Türkiye’
Zafer Partisi'nin bu konuda farklı bir mücadele anlayışı ortaya koyduğunu belirten Özdağ, şöyle devam etti: "Biz Zafer Partisi olarak Tertemiz Türkiye projesi ile hem uyuşturucu hem de sanal kumarla mücadelede hukuki konseptin değiştirilmesi gerektiğini savunuyoruz. Uyuşturucu ve sanal kumar çetelerine terör örgütü muamelesi yapılmalı."

"İktidar kendi içinde Erdoğan sonrası hesaplaşmasını yapıyor"
"Vatandaş neden Zafer Partisi'ne oy versin?" sorusuna da yanıt veren Özdağ, iktidarın tarihinin en zayıf dönemini yaşadığını ileri sürdü. "İktidar kaybediyor. İktidar tarihinin en güçsüz dönemini yaşıyor. AK Parti içerisinde Erdoğan sonrası konuşulmakla kalmıyor, Erdoğan sonrasının hesaplaşması yapılıyor. Oğlu Bilal Erdoğan ve damadı konuşuluyor. Onları istemeyenler Hakan Fidan'ı ön plana çıkarıyorlar. Bir grup üçüyle de olmaz deyip Numan Kurtulmuş'un isminden bahsediyor. Bu gruplar birbirleriyle kavga halinde. Kendi yakınları Erdoğan sonrasının hesaplaşmasını yaparken Türk halkı seçimlerde neden AK Parti'ye oy versin?"
Zafer Partisi'nin Türkiye'nin temel sorunlarına çözüm üreten bir parti olduğunu savunan Özdağ, şu ifadeleri kullandı: "Zafer Partisi'ne neden oy versin peki? Çünkü Zafer Partisi Türk halkının bütün temel sorunlarına doğru cevapları veren parti. Bu da ortaya çıkıyor. Türk halkı sığınmacılar ülkelerine dönsünler, yılda 11 milyar dolar bunlara harcamaktan vazgeçelim, onlar dönünce enflasyon yüzde 10 düşsün diyorsa Zafer Partisi'ne oy versinler. Türk halkı çocuklarının uyuşturucu ve sanal kumar batağına saplanmasını istemiyorsa, saplananların kurtulmasını istiyorsa, kadınlar sokakta korkmadan yürümek istiyorsa Zafer Partisi'ne oy versinler. İş dünyası Devlet Planlama Teşkilatı kurulsun istiyorsa, Sayıştay gerçekten çalışsın istiyorsa, Türkiye'nin faiz sarmalından, yüksek enflasyon sarmalından çıkıp yatırımdan bahsetmesini istiyorsa Zafer Partisi'ne oy versinler."

"Sığınmacı meselesini Türk siyasetinin gündemine biz taşıdık"
Siyaseti bıraktığında nasıl anılmak istediğine ilişkin soruya da cevap veren Özdağ, Zafer Partisi'nin Türk siyasetinde önemli bir değişim yarattığını savundu. "İnşallah bırakmam diye düşünüyorum öncelikle. Ama Türk siyasi tarihinde bir şeyi değiştirdim mi? Evet. Sığınmacılar meselesinin konuşulmasını iktidar ve ana muhalefet istemiyordu. Bu konu Türk halkını çok rahatsız ettiği halde bu konuda mutabakat sağlamışlardı. AK Parti vatandaşlık verip Türkiye'de tutuyordu. CHP de onlara vatandaşlık vereceğini, Göç ve Entegrasyon Bakanlığı kuracağını söylüyordu. Zafer Partisi kuruldu. Ondan 1,5 sene sonra CHP politikasını değiştirmek zorunda kaldı. 'Biz yollayacağız ama onurlu yollayacağız' dedi. Konuyu konuşmaya başladılar. Erdoğan da 'biz de yollayacağız' demek zorunda kaldı. Bu, siyasette Zafer Partisi'nin etkisiydi."
Zafer Partisi'nin toplumun derin sorunlarını gündeme taşıdığını ifade eden Özdağ, yeni mücadele alanlarının uyuşturucu ve sanal kumar olduğunu söyledi. "Zaten Zafer Partisi'nin Türk siyasetinde diğer siyasi partilerin ve iktidarın üzerine gitmediği ama Türk halkını derinden yaralayan meseleleri ortaya koymak gibi bir özelliği var. Nasıl sığınmacı ve kaçak meselesini ortaya koyduysak şimdi uyuşturucu ve sanal kumar meselesini ortaya koyuyoruz. Çözümünü de öneriyoruz."
"Erzurum’un dağ köylerinde bile sanal kumar oynanıyor"
Uyuşturucu ve sanal kumarın ulaştığı boyuta dikkat çeken Özdağ, Erzurum örneği üzerinden çarpıcı bir değerlendirme yaptı. "Erzurum'un dağ köylerinde sanal kumar oynanıyor. Çobanı, çiftçisi oynuyor artık."
"Erzurum’u bölgesel merkez yapacağız"
Doğu Anadolu'nun kalkınmasına ilişkin Zafer Partisi'nin projelerini de anlatan Özdağ, Türkiye'nin ekonomik yükünün Marmara Bölgesi üzerinde toplandığını söyledi. "Marmara Bölgesi'ni ve İstanbul'u Türkiye için artık bir milli güvenlik meselesi olarak görüyoruz. İstanbul'da geceleri 19 milyon, gündüzleri 21 milyon insan yaşıyor. Marmara Bölgesi'nde 28 milyon insan var. Türk sanayisinin, ticaretin büyük bir bölümü bu bölgelere odaklanmış durumda. Türkiye'nin 4 tane yeni Marmara Bölgesi'ne ihtiyacı var."
Bu kapsamda hazırladıkları "4 Bölge 4 Deniz" projesinden söz eden Özdağ, Doğu Anadolu için planlarını şöyle anlattı: "İkinci bölge Samsun-Trabzon-Rize bölgesi olmak üzere içine Erzincan'ı, Erzurum'u alan, Sivas'ı alan ve Hakkari'ye kadar inen bölge. Burayı orta ölçekli sanayi, hayvancılık ve hayvancılığa dayalı sanayi kollarının merkezi olarak görüyoruz. Erzurum'un havaalanını HUB havaalanı olarak Türkiye'nin Rusya, Ukrayna, Kafkasya ve Orta Asya'ya açılan kapısı olarak görüyoruz. Savunma sanayiinin bu bölgeye bir kısmının gelmesi gerektiğini, dağların altına tesisler kurulması gerektiğini savunuyoruz. Bu olunca Erzurum'a nitelikli insan gücü de gelecektir."
"Terörsüz Türkiye teröristle pazarlık yapılarak olmaz"
Özdağ, son dönemde gündemde olan "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin de sert eleştirilerde bulundu. "Biz terörsüz bir Türkiye isteriz ama Terörsüz Türkiye teröristlerle pazarlık yapılarak, onlara taviz verilerek olmaz. Yola çıkarken kayıtsız şartsız dediler. PKK silah bırakacak bütün coğrafyalarda dediler. Kendisini lağvedecek dediler. Biz doğru söylemiyorsunuz dedik. Doğru söylemedikleri meydana çıktı."
Sürecin geldiği noktayı eleştiren Özdağ, sözlerini şöyle tamamladı: "Bugün bir DEM milletvekili bir teröristin mezarının başına gidip dese ki 'bak sen boşuna ölmedin, ölmen sayesinde biz bunları elde ettik' diyebilir. Peki ben buraya gelirken Erzincan'da ilk şehidimizin mezarına gittim. Ben o mezarın başında bu cümleyi kurabilir miyim? Gelmiş olduğumuz nokta budur."
Manolya Bulut
Türkiye'nin kurtarıcıları