
DAVA, KOLEKTİF HAFIZA, MİSYON VE VİZYON BAĞLAMINDA AK PARTİ'NİN YAPMASI GEREKENLER -V-
Dünkü yazımızda, Ak Parti'ye yönelik olarak, bazı temel konulardaki düşüncelerimizi sunacağımızı belirtmiştik. Bugün yine ona devam ediyoruz.
4- VİZYON:
Kelime Olarak Vizyon, görüş, ileri görüş, önsezi, gelecek, hayal anlamlarına gelmektedir.
Kavram Olaraksa Vizyon, kurumun/örgütün geleceği, yarını, yarınki görünümüdür. Bir davada kolektif hafıza, dünü; misyon, bugünü; vizyon da geleceği temsil eder.
Vizyon, 'gelecek düşüncesi, tasarısı ve resmi', vizyoner olmak ise, 'gelecekle ilgili net bir düşünceye, tasarıya ve resme sahip olmak' demektir. Gelecekte ulaşılmak istenen hedef ve gayeler ya da geleceği öngörmektir.
Vizyon, Davanın ortalama 10 yıl sonra hangi konumda olmak istediğini, hangi konumda olacağını veya geleceğe dair muhtemel gerçekçi hedeflerini açıklar.
Vizyon, mevcut gerçekler ile gelecekte beklenen şartları birleştirerek, kurum için arzu edilen bir gelecek imajı ortaya çıkarmaktır.
Vizyon, kendiliğinden gerçekleşmeyecek, ancak gerekli çabaların harcanması göze alınırsa, başarılabilecek bir ideali tanımlar.
Vizyon, hedeftir; misyon ise, süreçtir. Vizyon, varmak istediğimiz noktayı gösterirken; misyon, bugün o yolda neleri yaptığımızı ya da neleri yapmamız gerektiğini anlatır.
Gelecekte olmak istenilen nokta vizyonu; o noktada olmak için, bugün nelerin yapıldığı ya da yapılması gerektiği hususu da misyonu özetler.
Vizyon, gelecek yönelimli olmak ya da geleceği inşa etme azmiyle dolu olmaktır.
Vizyon, aynı zamanda davanın yönünü belirlemede de çok önemli bir etkendir.
Kısaca Vizyon: Temel değerlerin, inançların, ilkelerin ve gelecekle ilgili hedeflerin bir bildirgesidir. Önceliklerin, planların ve amaçların başıdır. Geleceğe doğru bir çekici güçtür. Bizi eşsiz yapan özelliklerin belirlenmesi ve ilan edilmesidir. Bağlılığın bildirisidir.
Bir örgütün vizyonu, 'vizyon geliştirme kurallarına' göre hazırlanıp, yaygınlaştırılır, örgüt üyeleri tarafından da benimsenir, içselleştirilir ve paylaşılırsa:
* Örgüt üyelerinin yaptıkları işlere anlam katar, onları daha 'hasbi', davaya 'gönlünü koymuş' insanlar yapar,
* Onların yenilik ve icatçı yönlerini ortaya çıkarır, geliştirir ve pratiğe döker.
* Örgüt üyelerinin iş tatminlerini, davalarına ve yaptıkları işlerine bağlılıklarını (aidi-yet duygularını) ve verimliliklerini artırır.
* Fonksiyonel bir vizyon, örgütte olumlu bir kültürün oluşmasını da sağlar.
Aksi takdirde örgütün amaçları, üst yönetimin kafasında kalır, uygulamaya aktarıla maz. Mensupları da, zoraki olarak çalışırlar ya da ancak mesai saatlerini doldururlar. Kalite, verimlilik ve arzu edilen ilerleme yakalanamaz. Böylece paylaşılmış bir vizyonun, olumlu etkilerinden örgüt, dolayısıyla dava yoksun kalmış olur ve gelişemez. Halbuki, her davanın netleşmiş, anlaşılan, paylaşılan, fonksiyonel, yaygın ve dinamik bir vizyonu olmalıdır.
Ak Parti, ilk çıkıştaki vizyonunu, şöyle ya da böyle, bir şekilde gerçekleştirmiş veya o vizyonu eskitmiştir. Bundan sonrası için, davanın bugünkü sorun ve potansiyellerini de göz önüne alarak netleşmiş, fonksiyonel ve yaygın bir vizyon geliştirmesi gerekmektedir.
Ak Parti, kurum olarak yeniden kendi davasını tanımlayıp, kolektif hafızasını ve misyonunu belirlemesi gerektiği gibi, 'vizyon' konusuna da yönelmeli ve onu da yeniden geliştirmelidir. Daha önce belirtildiği gibi, Ülkemizde ve dünyadaki 20 yıllık, hızlı değişim döneminin süjesi ve objesi olmuş, aktif bir parti için, bunları yenilemek, yeniden düzenlemek gerçekten çok gereklidir. Çünkü 20 yılda tam bir nesil değişmiş olmaktadır.
Ülkemizde, CHP başta olmak üzere, kimi partiler vardır ki, bu milletin binlerce yıllık engin, onurlu ve övünç dolu davasına ve 'dünü'ne düşmandırlar. Çünkü onlar, bu milletin inancına, tarihine ve kültürüne çok ters bakarlar, görme engellidirler.
Onlar için 'dün', sadece, Batının emriyle bu Millete ve mukaddesatına savaş ilan etmiş, Milletle çatışmış, halen de aynı çizgisini sürdüren baskıcı, zalim, bagajı çok kirli, 'küçük' ve ilkel dün'yalarıdır. Onlar ilimden, irfandan, hasbilikten, adanmışlıktan nasip almammış oldukları için 'bugünü' de beceremez, berbat ederler. Nitekim hep öyle olmuştur.
Yarına yönelik planları da sadece, bu Milleti nasıl bozacaklarına yönelik olanıdır. Bunların elinde bu ülke, 80 yıl, 'dün'süz (kolektif hafızasız), 'bugün'süz (misyonsuz) ve vizyonsuz; an'lık ya da gün'lük yaşamıştır. Bu Ülkede Milletimizin onurlu dününü, bugününü ve yarınını, ciddi anlamda ilk defa İslamcılar gündeme getirmiş ve gereğini de yapmışlardır.
İşte bu noktada Ak Parti, hem Milletimizin binyıllık onurlu tarihine, hem O'nun içinden çıkmış olan kendi 70+80 yıllık kolektif hafızasına, hem de bugününe (misyonuna) yönelip onları yeniden ve İslamcı bir anlayışla düzenlerken, aynı zamanda kendi vizyonunu, dolayısıyla Ülkemizin, gönül coğrafyamızın ve dünyanın geleceğini nasıl görmek istemektedir, nasıl planlamaktadır, onu da açık ve net bir şekilde belirlemelidir. Bu, O'nun, geçmişten ve bugünden feyz, güç ve kuvvet alırken, oralara takılmadan, oralarda kaybolmadan bugüne ve özellikle de kısa, orta ve uzun vadeli geleceğe yönünü çevirmesine, geleceği planlamasına, düzenlemesine ve geleceği inşa etmesine yardım edecektir.
Ak Parti, bugünün yetişmiş İslamcılarını merkeze alan bir yapılanma içerisine girer, onları ve bu ülkenin yetişmiş diğer evlatlarını, bu iş için organize ederse, Allah'ın yardım ve desteği ile çok büyük başarılar elde edecektir.
Rabbim yar ve yardımcımız olsun.
Dünkü yazımızda, Ak Parti'ye yönelik olarak, bazı temel konulardaki düşüncelerimizi sunacağımızı belirtmiştik. Bugün yine ona devam ediyoruz.
4- VİZYON:
Kelime Olarak Vizyon, görüş, ileri görüş, önsezi, gelecek, hayal anlamlarına gelmektedir.
Kavram Olaraksa Vizyon, kurumun/örgütün geleceği, yarını, yarınki görünümüdür. Bir davada kolektif hafıza, dünü; misyon, bugünü; vizyon da geleceği temsil eder.
Vizyon, 'gelecek düşüncesi, tasarısı ve resmi', vizyoner olmak ise, 'gelecekle ilgili net bir düşünceye, tasarıya ve resme sahip olmak' demektir. Gelecekte ulaşılmak istenen hedef ve gayeler ya da geleceği öngörmektir.
Vizyon, Davanın ortalama 10 yıl sonra hangi konumda olmak istediğini, hangi konumda olacağını veya geleceğe dair muhtemel gerçekçi hedeflerini açıklar.
Vizyon, mevcut gerçekler ile gelecekte beklenen şartları birleştirerek, kurum için arzu edilen bir gelecek imajı ortaya çıkarmaktır.
Vizyon, kendiliğinden gerçekleşmeyecek, ancak gerekli çabaların harcanması göze alınırsa, başarılabilecek bir ideali tanımlar.
Vizyon, hedeftir; misyon ise, süreçtir. Vizyon, varmak istediğimiz noktayı gösterirken; misyon, bugün o yolda neleri yaptığımızı ya da neleri yapmamız gerektiğini anlatır.
Gelecekte olmak istenilen nokta vizyonu; o noktada olmak için, bugün nelerin yapıldığı ya da yapılması gerektiği hususu da misyonu özetler.
Vizyon, gelecek yönelimli olmak ya da geleceği inşa etme azmiyle dolu olmaktır.
Vizyon, aynı zamanda davanın yönünü belirlemede de çok önemli bir etkendir.
Kısaca Vizyon: Temel değerlerin, inançların, ilkelerin ve gelecekle ilgili hedeflerin bir bildirgesidir. Önceliklerin, planların ve amaçların başıdır. Geleceğe doğru bir çekici güçtür. Bizi eşsiz yapan özelliklerin belirlenmesi ve ilan edilmesidir. Bağlılığın bildirisidir.
Bir örgütün vizyonu, 'vizyon geliştirme kurallarına' göre hazırlanıp, yaygınlaştırılır, örgüt üyeleri tarafından da benimsenir, içselleştirilir ve paylaşılırsa:
* Örgüt üyelerinin yaptıkları işlere anlam katar, onları daha 'hasbi', davaya 'gönlünü koymuş' insanlar yapar,
* Onların yenilik ve icatçı yönlerini ortaya çıkarır, geliştirir ve pratiğe döker.
* Örgüt üyelerinin iş tatminlerini, davalarına ve yaptıkları işlerine bağlılıklarını (aidi-yet duygularını) ve verimliliklerini artırır.
* Fonksiyonel bir vizyon, örgütte olumlu bir kültürün oluşmasını da sağlar.
Aksi takdirde örgütün amaçları, üst yönetimin kafasında kalır, uygulamaya aktarıla maz. Mensupları da, zoraki olarak çalışırlar ya da ancak mesai saatlerini doldururlar. Kalite, verimlilik ve arzu edilen ilerleme yakalanamaz. Böylece paylaşılmış bir vizyonun, olumlu etkilerinden örgüt, dolayısıyla dava yoksun kalmış olur ve gelişemez. Halbuki, her davanın netleşmiş, anlaşılan, paylaşılan, fonksiyonel, yaygın ve dinamik bir vizyonu olmalıdır.
Ak Parti, ilk çıkıştaki vizyonunu, şöyle ya da böyle, bir şekilde gerçekleştirmiş veya o vizyonu eskitmiştir. Bundan sonrası için, davanın bugünkü sorun ve potansiyellerini de göz önüne alarak netleşmiş, fonksiyonel ve yaygın bir vizyon geliştirmesi gerekmektedir.
Ak Parti, kurum olarak yeniden kendi davasını tanımlayıp, kolektif hafızasını ve misyonunu belirlemesi gerektiği gibi, 'vizyon' konusuna da yönelmeli ve onu da yeniden geliştirmelidir. Daha önce belirtildiği gibi, Ülkemizde ve dünyadaki 20 yıllık, hızlı değişim döneminin süjesi ve objesi olmuş, aktif bir parti için, bunları yenilemek, yeniden düzenlemek gerçekten çok gereklidir. Çünkü 20 yılda tam bir nesil değişmiş olmaktadır.
Ülkemizde, CHP başta olmak üzere, kimi partiler vardır ki, bu milletin binlerce yıllık engin, onurlu ve övünç dolu davasına ve 'dünü'ne düşmandırlar. Çünkü onlar, bu milletin inancına, tarihine ve kültürüne çok ters bakarlar, görme engellidirler.
Onlar için 'dün', sadece, Batının emriyle bu Millete ve mukaddesatına savaş ilan etmiş, Milletle çatışmış, halen de aynı çizgisini sürdüren baskıcı, zalim, bagajı çok kirli, 'küçük' ve ilkel dün'yalarıdır. Onlar ilimden, irfandan, hasbilikten, adanmışlıktan nasip almammış oldukları için 'bugünü' de beceremez, berbat ederler. Nitekim hep öyle olmuştur.
Yarına yönelik planları da sadece, bu Milleti nasıl bozacaklarına yönelik olanıdır. Bunların elinde bu ülke, 80 yıl, 'dün'süz (kolektif hafızasız), 'bugün'süz (misyonsuz) ve vizyonsuz; an'lık ya da gün'lük yaşamıştır. Bu Ülkede Milletimizin onurlu dününü, bugününü ve yarınını, ciddi anlamda ilk defa İslamcılar gündeme getirmiş ve gereğini de yapmışlardır.
İşte bu noktada Ak Parti, hem Milletimizin binyıllık onurlu tarihine, hem O'nun içinden çıkmış olan kendi 70+80 yıllık kolektif hafızasına, hem de bugününe (misyonuna) yönelip onları yeniden ve İslamcı bir anlayışla düzenlerken, aynı zamanda kendi vizyonunu, dolayısıyla Ülkemizin, gönül coğrafyamızın ve dünyanın geleceğini nasıl görmek istemektedir, nasıl planlamaktadır, onu da açık ve net bir şekilde belirlemelidir. Bu, O'nun, geçmişten ve bugünden feyz, güç ve kuvvet alırken, oralara takılmadan, oralarda kaybolmadan bugüne ve özellikle de kısa, orta ve uzun vadeli geleceğe yönünü çevirmesine, geleceği planlamasına, düzenlemesine ve geleceği inşa etmesine yardım edecektir.
Ak Parti, bugünün yetişmiş İslamcılarını merkeze alan bir yapılanma içerisine girer, onları ve bu ülkenin yetişmiş diğer evlatlarını, bu iş için organize ederse, Allah'ın yardım ve desteği ile çok büyük başarılar elde edecektir.
Rabbim yar ve yardımcımız olsun.