
Türkiye’nin bugününü anlamak için dününü bilmek, yarın nereye varacağını kestirebilmek için bugünü iyi okumak gerekiyor. Doç. Dr. Mehmet Yalçın Yılmaz, bugüne dair değerlendirme yaparken, yarına uzanan yolu da aktarıyor.
Hani sırf muhaliflik adına konuşanlar vardır. ‘MHP AKP’lileşti’, “Bahçeli, Erdoğan’ın koltuk değneği oldu’ diye. Tersini de zikrederler, farklı mahfillerde. Zalimin, sürekli beyin yıkayan fitne, yalan ve hilelerini anlamayan, bunlara kananlar bu soruları haklı bulabilir. Fakat Türkiye’nin 15 Temmuz gecesi yaşadığı tehdit ve tehlikeyi, o gece Canfeda edenler ve düşmana göğsünü siper eden insanların içinde iki siyasinin kavilleşmesini anlayamazsak yanlışa düşmemiz içten bile değil.
M. Yalçın Yılmaz şöyle devam ediyor;
“Soğuk Savaş konseptinin 1960'larda Türk devletinin her kademesine yerleştirdiği, hükümetlerin sessizce destek vermek zorunda olduğu bu sinsi organizasyonun tasviyesi için 15 Temmuz bir milattı. O gece TBMM'yi bombalayan ve özel harekat polislerini katleden Fethullahçılar topyekun milletin nefretini kazandılar.
7 Ağustos Yenikapı mitingi ise demokratların bir araya geldiği darbeden medet umanların ise dışarda kaldığı bir mahşeri kalabalıkla gerçekleşti.
OHAL ve KHK süreçleri ise FETÖ ile mücadele için zaruri bir yöntemdi. Bu süreçlerde MHP'nin ve hassaten Devlet Hoca'nın katkısı çok önemliydi. Bu süreç Erdoğan'la Bahçeli arasında bir kardeşlik hukukunu da beraberinde getirdi. Bu kardeşlik hukuku birbirini anlayan, birbirini tanıyan ve birbirini kardeş gören bir yakınlığı inşa etti.
15 Temmuz 2022 tarihinde Devlet Hoca'nın konuşması milletin tamamına hitabeden çok kuşatıcı bir metindi. Konuşmasının sonunda kullandığı ifadeler ise Cumhur İttifakı'nın ne olduğunu anlamaktan aciz içerdeki ve dışardaki çevrelere bir ikaz niteliğindeydi.
"Bu memleketin evladı, bir siyasi partinin sorumluluğunu taşıyan bir vatan evladı olarak sizlere diyorum. Bunu yanlış yorumlamayınız, yanlış anlamayınız ama dikkatinizi çekmek için söylüyorum. Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı tanıyınız, anlayınız, anlatınız!" derken neyi kastetti diye merak edenler 15 Temmuz'a giden süreci ve sonrasını iyi okumalı.
Türkiye, Cumhuriyet'in 100. Yılına giderken her türlü tehlikeyi, tehdidi birlik ve beraberlik içinde atlatacak cesarete sahip bir idrakle yönetilmeyi hak ediyor. Hemen her partide var olmaya çalışan menfaat çetelerinin, günlük politika heveskârlarının ve dışardan sponsorlu çıkar gruplarının titreyip kendilerine gelmeleri için bu ikaz belki de son şansları. (Star Gazetesi/Mehmet Yalçın Yılmaz/18 Temmuz 2022 Pazartesi)
Mesele bu kadar net ve katidir.
Yarının ne olacağına bugün karar vereceğiz. Bu kararımızın sağlıklı olması için iyi anlamak, mukayese ve karşılaştırmayı buna göre yapmak gerekir.
Hayat pahalılığı, yani cebe dokunan can alıcı sorunları, fitnenin ateşlediği yakıcı yalanları doğru kabul edecek ve bu yolda yürüyeceksek, inanın kararımızı sonrasında pişmanlık bürüyecektir. Bunun için dünün, bugünün Türkiye’sine iyi bakarak yarının kararını öyle vermemiz gerekiyor.
Hani sırf muhaliflik adına konuşanlar vardır. ‘MHP AKP’lileşti’, “Bahçeli, Erdoğan’ın koltuk değneği oldu’ diye. Tersini de zikrederler, farklı mahfillerde. Zalimin, sürekli beyin yıkayan fitne, yalan ve hilelerini anlamayan, bunlara kananlar bu soruları haklı bulabilir. Fakat Türkiye’nin 15 Temmuz gecesi yaşadığı tehdit ve tehlikeyi, o gece Canfeda edenler ve düşmana göğsünü siper eden insanların içinde iki siyasinin kavilleşmesini anlayamazsak yanlışa düşmemiz içten bile değil.
M. Yalçın Yılmaz şöyle devam ediyor;
“Soğuk Savaş konseptinin 1960'larda Türk devletinin her kademesine yerleştirdiği, hükümetlerin sessizce destek vermek zorunda olduğu bu sinsi organizasyonun tasviyesi için 15 Temmuz bir milattı. O gece TBMM'yi bombalayan ve özel harekat polislerini katleden Fethullahçılar topyekun milletin nefretini kazandılar.
7 Ağustos Yenikapı mitingi ise demokratların bir araya geldiği darbeden medet umanların ise dışarda kaldığı bir mahşeri kalabalıkla gerçekleşti.
OHAL ve KHK süreçleri ise FETÖ ile mücadele için zaruri bir yöntemdi. Bu süreçlerde MHP'nin ve hassaten Devlet Hoca'nın katkısı çok önemliydi. Bu süreç Erdoğan'la Bahçeli arasında bir kardeşlik hukukunu da beraberinde getirdi. Bu kardeşlik hukuku birbirini anlayan, birbirini tanıyan ve birbirini kardeş gören bir yakınlığı inşa etti.
15 Temmuz 2022 tarihinde Devlet Hoca'nın konuşması milletin tamamına hitabeden çok kuşatıcı bir metindi. Konuşmasının sonunda kullandığı ifadeler ise Cumhur İttifakı'nın ne olduğunu anlamaktan aciz içerdeki ve dışardaki çevrelere bir ikaz niteliğindeydi.
"Bu memleketin evladı, bir siyasi partinin sorumluluğunu taşıyan bir vatan evladı olarak sizlere diyorum. Bunu yanlış yorumlamayınız, yanlış anlamayınız ama dikkatinizi çekmek için söylüyorum. Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı tanıyınız, anlayınız, anlatınız!" derken neyi kastetti diye merak edenler 15 Temmuz'a giden süreci ve sonrasını iyi okumalı.
Türkiye, Cumhuriyet'in 100. Yılına giderken her türlü tehlikeyi, tehdidi birlik ve beraberlik içinde atlatacak cesarete sahip bir idrakle yönetilmeyi hak ediyor. Hemen her partide var olmaya çalışan menfaat çetelerinin, günlük politika heveskârlarının ve dışardan sponsorlu çıkar gruplarının titreyip kendilerine gelmeleri için bu ikaz belki de son şansları. (Star Gazetesi/Mehmet Yalçın Yılmaz/18 Temmuz 2022 Pazartesi)
Mesele bu kadar net ve katidir.
Yarının ne olacağına bugün karar vereceğiz. Bu kararımızın sağlıklı olması için iyi anlamak, mukayese ve karşılaştırmayı buna göre yapmak gerekir.
Hayat pahalılığı, yani cebe dokunan can alıcı sorunları, fitnenin ateşlediği yakıcı yalanları doğru kabul edecek ve bu yolda yürüyeceksek, inanın kararımızı sonrasında pişmanlık bürüyecektir. Bunun için dünün, bugünün Türkiye’sine iyi bakarak yarının kararını öyle vermemiz gerekiyor.