
Algı yönetimi sizin hayatınıza müdahale etmez…
Bakışınıza, anlayışınıza, neyi nasıl yorumladığınıza müdahale eder!
Siz bu girdabın içerisine düştüğünüz andan itibaren bizzat müdahaleci olursunuz.
Bu şartlar altında da suçlu kalmaz.
İşte yıllardır; medya yoluyla, kişisel gelişim kurallarıyla, modernite dedikleri ne olduğu müphem şeyle bize yapılan budur.
Bu algı yönetimi kaleyi içeriden fethetmekten çok daha sinsi birşeydir.
Kaleyi içerden fethetmek anında fark edemeseniz de içinizde bir hain vardır.
Algı yönetimi neticesinde hain bizzat zatınız olduğunuzdan ortada hain diye suçlayıp, kurtulacağınız kimse kalmaz.
Karışık mı oldu?
Açalım!
İhtiyarların nerede o güzel günler deyip durdukları var ya, mevcut zamanın fiziksel şartlarına bir reddiye değildir…
Ya nedir?
Algı yönetimiyle kirletilen hayatlarımızdan önceki halimize özlemdir.
Algı yönetimi gerçek anlamda şeytani bir tasarıdır…
Şimdi bana; “bak yine reelden saptı” diyenler için bir satır daha sabredin demek istiyorum…
Şeytanın, insanları avlama yöntemini Allah, vesvese olarak tanımlıyor.
Ne demek?
Hiçbir fiziksel müdahale olmadan, çekiştirilmeden, elle tutulur, gözle görülür bir eyleme muhatap bırakmadan sadece fısıldayarak kandırmak.
Açalım…
Şeytan insanın aklını çelmek için ona sürüklediği çirkinliği bulup getirmez ya ne yapar aklını düşürür…
Sonra ne yapar…
Fikrini değiştirir…
Nasıl yapar bunu…
Doğrularını değiştirerek!
Yani kodlarını bozarak.
Sizin zina hakkındaki haram ve erdemsiz bir hareket şeklindeki görüşünüzü, en hafifinden evet doğru birşey değil ama insan dayanamayabilir şekline getirir.
Önce sarsmadan mübahlaştırır…
Ardından zaten birşey yapmasına gerek kalmadan siz yeni algınız üzerinden bütün doğrularınızı elden çıkarırsınız.
Bu ailenizle ilişkileriniz için de geçirlidir…
Ticaret hayatınızla ilgili de…
Devlette çalışıyorsanız vazifenizin gerekleri ile alakalı da!
Şimdi şeytanın yerine Allah’ın şeytanın velileri -dostları-, adamları diye bize gösterdiği kanlı canlı insanları yerleştirelim.
Onlar yakın arkadaş gibi kolumuza girerler…
Bazen yüzümüzü güldürürmüş gibi yaparlar…
Kimi zaman en yakınlarımızdan daha yakın dururlar bize…
Ancak edip eyledikleri hep ilahi iyilik kodlarımızı bozmaya yöneliktir.
Bakın televizyondaki dizilere, onca paraya çektiklerini bize bedavaya izlettiriyorlar…
Ne cömert insanlar deyip geçiştirebilir miyiz?
Bakın gazetelerin magazin sayfalarına…
Ünlü denilen insanların boy boy anadan üryan resimleri gözümüzün önünde temaşa ettiriliyor…
Bakarım geçerim, beni etkilemez yalanına sığınıp geçiştirebilir miyiz?
Böyle yaparsak, çocuklarımızı, yeğenlerimizi, torunlarımızı bu masum gösterilen iffetsizliğin pençesinden nasıl alabiliriz?
Kurtaramadığımızı ve hızla da kurtaramayacağımız bir noktaya sürüklendiğimizi göremiyorsanız…
Artık sizin için algı yönetimine filan gerek kalmamış demektir.
Buraya siyaset adına yönetilen algıları…
Din adına yapılan kıyımları da siz ekleyin artık.
Bende ne kaldıracak mide ne de yazacak yer kalmadı!