
Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Eski Dekanı Prof. Dr. Vahap Yağanoğlu, Birleşmiş Milletler tarafından 2026 yılının “Uluslararası Meralar ve Çobanlar Yılı” ilan edilmesinin hayvancılığın geleceği açısından tarihi bir karar olduğunu belirterek, Erzurum’un bu süreçte öncü rol üstlenmesi gerektiğini ifade etti.
Meraların yalnızca hayvanların otlatıldığı alanlar olmadığını vurgulayan Yağanoğlu, bu alanların toprak ve su kaynaklarının korunması, biyolojik çeşitliliğin sürdürülmesi ve iklim değişikliğiyle mücadelede kritik görevler üstlendiğini söyledi.mTürkiye’de son yıllarda mera alanlarının çeşitli nedenlerle baskı altında kaldığını belirten Yağanoğlu, aşırı otlatma, amaç dışı kullanım, kuraklık ve kırsaldan göç gibi faktörlerin meraların verimliliğini olumsuz etkilediğine dikkat çekti.
Erzurum'un meraları stratejik öneme sahip
Doğu Anadolu'nun ve özellikle Erzurum'un Türkiye'nin en önemli hayvancılık merkezlerinden biri olduğunu kaydeden Yağanoğlu, Karayazı, Hınıs, Karaçoban, Tekman ve Çat yaylaları başta olmak üzere Palandöken, Konaklı, Dumlu, Kargapazarı ve Allahuekber Dağları eteklerinde uzanan geniş mera alanlarının yüzyıllardır bölge hayvancılığının temelini oluşturduğunu ifade etti.
Aşkale ve Pasinler çevresindeki çayır ve mera alanlarının da önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirten Yağanoğlu, Erzurum yaylalarının yüksek rakımı, zengin bitki örtüsü, temiz su kaynakları ve geniş otlakları sayesinde büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık için eşsiz imkanlar sunduğunu dile getirdi.
“Gıda güvenliğinin teminatı”
Erzurum meralarının Türkiye'nin et ve süt üretiminde önemli bir yere sahip olduğunu belirten Yağanoğlu, bu alanların yalnızca bölgesel kalkınmaya değil, ülkenin gıda güvenliğine de katkı sunduğunu söyledi. Yaylalarda yetişen hayvanların doğal bitki örtüsüyle beslendiğini ifade eden Yağanoğlu, kaliteli hayvansal üretimin temelinde sağlıklı mera ekosistemlerinin bulunduğunu kaydetti.
Çobanlık mesleğine destek çağrısı
Açıklamasında çobanlık mesleğinin önemine de değinen Yağanoğlu, hayvancılığın görünmeyen kahramanlarının çobanlar olduğunu belirterek, genç nüfusun kırsaldan kentlere göç etmesi nedeniyle sektörde nitelikli çoban bulmanın her geçen gün zorlaştığını söyledi.
Çobanlığın yalnızca bir geçim kaynağı değil, bilgi, tecrübe ve sorumluluk gerektiren stratejik bir meslek olduğunun altını çizen Yağanoğlu, çobanların çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve mesleğin gençler için cazip hale getirilmesi gerektiğini vurguladı.
“2026 yılı bir milat olmalı”
Prof. Dr. Vahap Yağanoğlu, 2026 yılının Erzurum ve Doğu Anadolu için sıradan bir yıl olmaması gerektiğini belirterek, mera ıslah çalışmalarının hızlandırılması, sürdürülebilir otlatma planlarının uygulanması, gençlerin ve kadınların hayvancılık sektörüne kazandırılması gerektiğini ifade etti. Yağanoğlu, “Meralarımıza sahip çıkmak; hayvancılığımıza, çiftçimize ve ülkemizin geleceğine sahip çıkmaktır. Mera varsa hayvancılık, hayvancılık varsa üretim, üretim varsa gelecek vardır” dedi.
Şeyma TAHİR