
Zelimkhan Yandarbiyev:
“Çeçenler Abhazya’ya gönüllü olarak siyasal nedenlerle değil, Kafkasya birliği ilkelerinden hareket ederek gittiler. Kafkasya yurdunda adaletin sağlanması adına; küçük bir halkın acısını hafifletmek için, Gürcü halkına karşı değil, bu ilkeyi bozanlara karşı gittiler.”
Bu çatışmalar yiğit Kafkas halklarının Rusya’ya karşı verecekleri bağımsızlık mücadelesinin de temeli anlamına gelmektedir. Ancak Çeçen savaşında yaşanılan acı tecrübe, yani Grozni modeli aynı zamanda Kafkas cumhuriyetleri için tehdit de oluşturmaktadır. Rusların Grozni modeli, Suriye’de yeniden uygulandı, bombardımanın ardından 3-4 gün yaşayan Suriyeli çocuğun “Gidince her şeyi Allah’a anlatacağım” diye dünyada infial uyandıran insanlığı utandıran sivil yerleşim alanlarının bombalanarak insanların toptan yok edilmesiyle yakından görüldü.
Birlik, 11 Aralık 1994’te Rusya’nın Çeçenya’ya saldırmasının ardından Abhazya’da verilen desteği Çeçenya’ya vermedi. Abhaz-Gürcü Savaşı’nda olduğu gibi aktif olmayan birlik, güç ve prestij kaybetti. Konfederasyonun, Çeçenya’nın bağımsızlığına verdiği cılız destek ve örgüt yönetiminin birlik ve bağımsızlık düşüncesinde derin sapmalar örgütü tamamen etkisizleştirdi. Konfederasyonun ikinci başkanı Yusuf Soslanbek’in 26 Temmuz 2000’de Moskova’da bir suikast ile öldürülmesi sonucunda birlik tamamen dağıldı.
2003 yılında Gürcistan’da gerçekleştirilen Gül Devrimi sonrası Batılı ülkelerin de desteklediği Mihail Saakaşvili iktidara geldi. Avrupa Birliği (AB) ve NATO üyeliğini Gürcistan’ın temel hedefi olarak belirleyen Saakaşvili, bu politikalarıyla bir anlamda Moskova’dan tamamıyla uzaklaşmak istediğini ilan ediyordu. Bu durumun kabul edilemez olduğunu her fırsatta dile getiren Rusya ise, Güney Osetya ve Abhazya’ya verdiği desteği arttırdı. 2006 yılında Güney Osetya’da bir bağımsızlık referandumu daha yapıldı ve Tiflis otoritesi yok sayıldı.
Kafkasya’da bu gelişmeler yaşanırken uzun süredir Sırbistan’dan bağımsızlık talebinde bulunan Kosova 2008 Şubatında ABD’nin desteğiyle bağımsızlığını ilan etti. Moskova bu kararı tepki ile karşıladı. Ayrıca Nisan 2008’de NATO Bükreş Zirvesi’nde Ukrayna ve Gürcistan’ın NATO üyeliklerinin gündeme gelmesi de Rusya açısından büyük bir sorun olarak algılandı.” (M. Erdoğan)
Gelişmeler nasıl oluyorsa Rusya’nın lehine sonuçlanıyordu. Kafkaslarda yaşanan problemler, Suriye’de olduğu gibi Rus imparatorluğunun kazançlı çıkmasına yol açıyordu. Ne kadar ilgin değil mi?
M. Erdoğan’ın geniş literatür taramasıyla kaleme aldığı makaleye göre; “8 Ağustos 2008’de Gürcistan ordusunun 1994 yılında imzalanan ateşkes anlaşmasını bozarak bağımsızlık ilan eden Güney Osetya’ya operasyon başlatması, uzun süredir bu anı bekleyen Rusya için büyük bir fırsat sundu. Kalabalık bir askerî birlikle Güney Osetya’ya giren Rusya, Gürcistan ordusu ile savaştı. Savaş öncesi Gürcistan’a desteklerini ileten Batılı devletler ise, savaş sırasında fiilî destekte bulunmadılar. Rusya 26 Ağustos 2008 tarihinde Güney Osetya ve Abhazya’nın bağımsızlığını tanıyan ilk ülke oldu. Bir anlamda Kosova’nın tanınmasına karşılık veren Moskova, Gürcistan’ın AB ve NATO üyeliklerini de dolaylı olarak engelledi.
“Çeçenler Abhazya’ya gönüllü olarak siyasal nedenlerle değil, Kafkasya birliği ilkelerinden hareket ederek gittiler. Kafkasya yurdunda adaletin sağlanması adına; küçük bir halkın acısını hafifletmek için, Gürcü halkına karşı değil, bu ilkeyi bozanlara karşı gittiler.”
Bu çatışmalar yiğit Kafkas halklarının Rusya’ya karşı verecekleri bağımsızlık mücadelesinin de temeli anlamına gelmektedir. Ancak Çeçen savaşında yaşanılan acı tecrübe, yani Grozni modeli aynı zamanda Kafkas cumhuriyetleri için tehdit de oluşturmaktadır. Rusların Grozni modeli, Suriye’de yeniden uygulandı, bombardımanın ardından 3-4 gün yaşayan Suriyeli çocuğun “Gidince her şeyi Allah’a anlatacağım” diye dünyada infial uyandıran insanlığı utandıran sivil yerleşim alanlarının bombalanarak insanların toptan yok edilmesiyle yakından görüldü.
Birlik, 11 Aralık 1994’te Rusya’nın Çeçenya’ya saldırmasının ardından Abhazya’da verilen desteği Çeçenya’ya vermedi. Abhaz-Gürcü Savaşı’nda olduğu gibi aktif olmayan birlik, güç ve prestij kaybetti. Konfederasyonun, Çeçenya’nın bağımsızlığına verdiği cılız destek ve örgüt yönetiminin birlik ve bağımsızlık düşüncesinde derin sapmalar örgütü tamamen etkisizleştirdi. Konfederasyonun ikinci başkanı Yusuf Soslanbek’in 26 Temmuz 2000’de Moskova’da bir suikast ile öldürülmesi sonucunda birlik tamamen dağıldı.
2003 yılında Gürcistan’da gerçekleştirilen Gül Devrimi sonrası Batılı ülkelerin de desteklediği Mihail Saakaşvili iktidara geldi. Avrupa Birliği (AB) ve NATO üyeliğini Gürcistan’ın temel hedefi olarak belirleyen Saakaşvili, bu politikalarıyla bir anlamda Moskova’dan tamamıyla uzaklaşmak istediğini ilan ediyordu. Bu durumun kabul edilemez olduğunu her fırsatta dile getiren Rusya ise, Güney Osetya ve Abhazya’ya verdiği desteği arttırdı. 2006 yılında Güney Osetya’da bir bağımsızlık referandumu daha yapıldı ve Tiflis otoritesi yok sayıldı.
Kafkasya’da bu gelişmeler yaşanırken uzun süredir Sırbistan’dan bağımsızlık talebinde bulunan Kosova 2008 Şubatında ABD’nin desteğiyle bağımsızlığını ilan etti. Moskova bu kararı tepki ile karşıladı. Ayrıca Nisan 2008’de NATO Bükreş Zirvesi’nde Ukrayna ve Gürcistan’ın NATO üyeliklerinin gündeme gelmesi de Rusya açısından büyük bir sorun olarak algılandı.” (M. Erdoğan)
Gelişmeler nasıl oluyorsa Rusya’nın lehine sonuçlanıyordu. Kafkaslarda yaşanan problemler, Suriye’de olduğu gibi Rus imparatorluğunun kazançlı çıkmasına yol açıyordu. Ne kadar ilgin değil mi?
M. Erdoğan’ın geniş literatür taramasıyla kaleme aldığı makaleye göre; “8 Ağustos 2008’de Gürcistan ordusunun 1994 yılında imzalanan ateşkes anlaşmasını bozarak bağımsızlık ilan eden Güney Osetya’ya operasyon başlatması, uzun süredir bu anı bekleyen Rusya için büyük bir fırsat sundu. Kalabalık bir askerî birlikle Güney Osetya’ya giren Rusya, Gürcistan ordusu ile savaştı. Savaş öncesi Gürcistan’a desteklerini ileten Batılı devletler ise, savaş sırasında fiilî destekte bulunmadılar. Rusya 26 Ağustos 2008 tarihinde Güney Osetya ve Abhazya’nın bağımsızlığını tanıyan ilk ülke oldu. Bir anlamda Kosova’nın tanınmasına karşılık veren Moskova, Gürcistan’ın AB ve NATO üyeliklerini de dolaylı olarak engelledi.