
Erzurum Teknik Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Küçükuğurlu, Meşhurlar Suffesi'nin ortaya çıkış hikayesinin şehir hafızası açısından son derece önemli olduğunu söyledi.
"Meşhurların gölgelendiği bir yer"
Prof. Dr. Murat Küçükuğurlu, Meşhurlar Suffesi'nin anlamını şu sözlerle anlattı: “Erzurum'da Meşhurlar Suffesi denilen bir yer var. Suffe, gölgelik anlamına geliyor. Meşhurların gölgelendiği bir yer. Asrî Mezarlık'ta 1962 yılında oluşturulan bir bölüm. Burada en bilinenler, 1962 yılında mezarı buraya getirilenler. Daha doğrusu şehir merkezinin çeşitli yerlerinde olup da kaybolmaya yüz tutan, taşların ve molozların arasında kaybolmuş olan üç önemli isim buraya naklediliyor."

Bu üç isimden ilkinin, Osmanlı'nın son döneminde Erzurum'da çok sayıda âlim yetiştiren ve medrese eğitimine yenilikler kazandıran Cimilli Yetim Hoca olduğunu belirten Küçükuğurlu, mezarının Gez Mahallesi Gürcükapı civarında bulunduğunu ve tespit edilerek Asrî Mezarlık'a taşındığını söyledi.
Nakledilen ikinci önemli ismin ise Osmanlı dönemi şair ve tarih düşürme ustası Ketencizâde Mehmed Rüşdî Efendi olduğunu ifade eden Küçükuğurlu, şunları kaydetti: "Bir diğeri de Osmanlı döneminde yaşamış, 1916 yılında vefat eden Ketencizâde Mehmet Rüşti Efendi. Ketencizâde'nin en önemli özelliği, kendisinin çeşitli camilerde müezzinlik yapmış olmasıdır. Ama en önemli özelliği tarih düşme konusunda uzman olmasıdır. Yani şiir yoluyla bir mezara, camiye ya da binaya tarih düşen, şiirsel olarak tarihini ifade eden, ebced hesapla tarihlendiren önemli biri. Aynı zamanda divanı da var. O da Gülahmet Caddesi'nden naklediliyor. Oradaki Çürüklük Mezarı'ndaydı."

“Mezarını bulamadık”
Meşhurlar Suffesi'nde yer aldığı bilinen üçüncü kişinin ise Erzurumlu büyük mutasavvıf İbrahim Hakkı Hazretleri'nin yakın dostlarından Sarı Gümrükçü İsmail Ağa olduğunu anlatan Küçükuğurlu, "Bir de İbrahim Hakkı Hazretlerinin yakın arkadaşı Sarı Gümrükçü İsmail Ağa denilen, 1700'lü yılların başında Erzurum Gümrük Eminliği yani Erzurum Bölge Gümrük Müdürlüğü yapmış Sarı Gümrükçü İsmail Ağa'nın mezarı var. Burada olduğu biliniyor ama onun mezarını bulamadık." dedi.
"Ketencizâde'ye yakışan bir mezar taşı yapılmalı"
Meşhurlar Suffesi'nde bugün Yetim Hoca ile Ketencizâde'nin yan yana bulunduğunu belirten Prof. Dr. Murat Küçükuğurlu, özellikle Ketencizâde'nin mezar taşının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyor. "Yetim Hoca ile Ketencizâde yan yana yatıyor. Ama bence Ketencizâde'nin mezar taşı şanına uygun bir mezar taşı değil. Onun büyük bir kitabe uzmanı olduğunu, divan sahibi büyük bir şair olduğunu düşünürsek ona uygun bir mezar taşının yapılması çok uygun olur. Yetim Hoca'nın mezar taşı Erzurum Müftüsü tarafından yazılmış. Ama Ketencizâde'nin mezar taşının ona uygun bir şekilde, divanından bir bölüm olabilir, uygun bir kitabe yazılabilir."

"Meşhurlar Suffesi daha görünür hale getirilmeli"
Meşhurlar Suffesi'nin daha iyi tanıtılması gerektiğini vurgulayan Küçükuğurlu, alanın düzenlenmesi ve bilgilendirici unsurlarla desteklenmesi çağrısında bulundu. "Ayrıca Meşhurlar Suffesi'nin daha belirgin hale getirilip, önünde sonradan konulan iki tabela var. O tabelaların yenilenmesinde fayda var. Bilgilendirme yazıları asılabilir. Bu hikâye anlatılabilir. Etrafı çevrilip düzenleme yapılmalıdır. Bunlar önemli iki isim. Tarih düşme anlamında önemli isimler."
Kaybolan mezarlar, korunması gereken miras
Birinci Dünya Savaşı'ndan itibaren Erzurum'da çok sayıda tarihi mezarın ve mezar taşının yok olduğunu ifade eden Prof. Dr. Murat Küçükuğurlu, elde kalan mirasın korunmasının önemine dikkat çekerek sözlerini şöyle tamamladı: "Pek çok mezar yok oldu. Birinci Dünya Savaşı'ndan itibaren başlamak üzere pek çoğu yok oldu. Elimizdekileri korumak lazım, anmak lazım, gelecek nesillere anlatmak lazım." Bugün Asrî Mezarlık'taki Meşhurlar Suffesi, yalnızca birkaç mezardan oluşan bir alan değil; Erzurum'un ilim, kültür, edebiyat ve tasavvuf tarihinin sessiz tanıklarını barındıran açık hava hafızası niteliği taşıyor. Tarihçiler ise bu hafızanın korunmasının, şehrin geçmişine sahip çıkmanın en önemli yollarından biri olduğunu vurguluyor.
Erzurum’a gönül veren araştırmacı: Revnakoğlu
Bugün Meşhurlar Suffesi'nde bulunan mezarların tespit edilmesinde ise önemli bir araştırmacının büyük emeği bulunuyor. Prof. Dr. Murat Küçükuğurlu, bu kişinin eski eserler ve kitabeler konusunda Türkiye'nin en önemli isimlerinden biri olan Cemaleddin Server Revnakoğlu olduğunu belirterek şöyle konuştu: "Bunları tespit eden bir kişi var. 1943 yılında askerlik yapmak üzere İstanbul'dan gelen meşhur eski eserler ve kitabeler uzmanı, o dönem İstanbul Belediyesinde çalışıyor. Cemaleddin Server Revnakoğlu. Erzurum'un bütün köylerini dahi tek tek gezerek kitabeleri okuyor. 1968'de vefat edene kadar belki Erzurum'a 15-20 defa daha gelmiştir. Erzurum'dan kopamıyor. Bu gelişlerinden birinde, belli bir bilgi birikiminden sonra 1962 yılında bu üç mezarı tespit ediyor. Dönemin belediye başkanıyla görüşüyor. Valinin de yardımıyla bunlara Asrî Mezarlık'ta yer veriliyor. Meşhurlar Suffesi adıyla bir bölüme defnediliyor."
1943 yılında Erzurum'a gelen araştırmacı ve seyyah Cemaleddin Server Revnakoğlu, kısa sürede şehrin yalnızca gündelik yaşamına değil, tarihine ve kültürel birikimine de yöneldi. Şehir merkezi ve köylerde yaşayanlarla birebir temas kuran Revnakoğlu, ailelerin sakladığı eski mektupları, yazma eserleri ve çeşitli belgeleri topladı.Klasik saha araştırmalarının ötesine geçen çalışmalarıyla tanınan Revnakoğlu, Erzurum'un en ücra köylerine kadar giderek bölgenin kültürel mirasını kayıt altına aldı. Yerel halkın yıllarca koruduğu ancak çoğu zaman değerinin farkında olmadığı birçok belge onun sayesinde günümüze ulaştı.
Erzurum'a olan ilgisi geçici olmayan araştırmacı, yıllar boyunca şehri defalarca ziyaret etti. Bazı dönemlerde köylerde haftalarca kaldığı belirtilen Revnakoğlu, Erzurum'u adeta ikinci memleketi olarak gördü. Kendi ifadeleriyle İstanbul'u "öz vatan", Erzurum'u ise "iç vatan" olarak tanımladı.

50 sandıklık arşiv
Topladığı belgelerle yaklaşık 50 sandıklık dev bir arşiv oluşturan Revnakoğlu, bu koleksiyonu İstanbul'a taşıdı. Arşivin önemli bir bölümü bugün Süleymaniye Kütüphanesi'nde bulunuyor. Ancak belgelerin tamamı henüz ayrıntılı şekilde tasnif edilmiş değil. Bu nedenle Erzurum'un şehir tarihi, aile yapısı ve kültürel geçmişine ilişkin çok sayıda bilginin hâlâ gün yüzüne çıkmayı beklediği değerlendiriliyor.
Tarih düşürme sanatının ustası
Meşhurlar Suffesi'nde yatan isimlerden biri olan Ketencizâde Mehmed Rüşdî Efendi, Erzurum'un yetiştirdiği önemli şair ve mutasavvıflar arasında yer alıyor. 1834 yılında Erzurum'da dünyaya gelen Ketencizâde'nin asıl adı Mehmed Rüşdî'dir. Aslen Rizeli olan babası Bekir Efendi, keten bezi ticareti yaptığı için aile "Ketencizâde" lakabıyla anıldı. İlk eğitimini Erzurum'da alan ve imam-hatiplik icazeti alan Ketencizâde, tasavvufî yönünü şehrin tekkelerinde geliştirdi. Nakşibendî tarikatına mensup Hacı Feyzullah Efendi'ye intisap eden şair, daha sonra Bursalı Şeyh Süleyman Efendi ve son olarak Bitlisli Nakşibendî şeyhi Muhammedini'l Küfrevî'nin manevi terbiyesinden geçti. Erzurum Kavak Camii'nde müezzinlik yapan Ketencizâde, daha sonra Erzurum Ulu Camii'nde imam-hatip olarak görev aldı. Bu nedenle halk arasında "Ulu Cami İmamı" olarak da tanındı. Şiirlerinde Ketencizâde, Rüşdî ve Ketencizâde Rüşdî mahlaslarını kullanan şairin eserlerinde Nakşibendî, Kâdirî ve Mevlevî geleneklerinin etkileri görülüyor. Büyük ölçüde aruz vezniyle yazdığı şiirlerinde Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri'nin tesiri hissediliyor.
Tarih düşürme sanatındaki ustalığıyla öne çıkan Ketencizâde, ebced hesabıyla camilerin, mezarların ve çeşitli yapıların tarihlerini şiirsel bir üslupla kayda geçirdi. 25 Mayıs 1916 tarihinde 82 yaşında hayatını kaybeden şairin kabri bugün Meşhurlar Suffesi'nde bulunuyor.
Medrese eğitiminde yenilikçi bir isim: Yetim Hoca
Meşhurlar Suffesi'nin bir diğer önemli şahsiyeti ise Cimilli Yetim Hoca olarak bilinen Mustafa Zihni Efendi. 1827 yılında dünyaya gelen Mustafa Zihni Efendi, Osmanlı'nın son döneminde Erzurum'da yetişen en önemli İslam âlimlerinden ve müderrislerinden biri olarak kabul ediliyor. Eğitim hayatı boyunca çok sayıda talebe yetiştiren Yetim Hoca, özellikle medrese eğitimine getirdiği yeniliklerle tanındı. Döneminin klasik eğitim anlayışının ötesine geçen çalışmalarıyla dikkat çeken Mustafa Zihni Efendi, Erzurum'un ilim hayatında derin izler bıraktı. Yetiştirdiği öğrenciler aracılığıyla etkisi uzun yıllar devam eden âlim, 1912 yılında vefat etti.
Manolya Bulut