
Hani eskilerin söylediği bir söz vardır; pabucu dama atılmak diye. Bu söz özellikle esnaflar arasında çokça kullanılır, altında farklı bir mana taşırdı. Pabuçları aslına uygun olarak yapmayanların cezalandırılmasının da ispatıdır pabucu dama atılmak. Örneğin öküz derisinden yapılması gereken bir sarı pabucun altı, at derisinden yapılmışsa, pabuç ortadan kaldırılır, diğer esnafa ibret olsun diye dükkânın köşesine asılır, kontrolü de yiğitbaşına bırakılırdı. Dükkânın köşesinde pabucu görenler o dükkândan alışverişte yapmazdı. Böylelikle tüketici korunur haksız rekabet de önlenirdi. Bu durum esnaflar için kabul edilebilir bir durum olmazdı. Esnaflık biter, kimsenin yüzüne dahi bakılmazdı. Bunu yapan kişinin esnaf olmadığı ve esnafların arasında barınmasının mümkün olmayacağı herkese duyurulurdu. Hile yapmak, terazide oynamak, tüketicinin hakkından çalmak, zamanında verilen işi yapmamak, müşteriye kötü davranmak esnaflığın ve ahi geleneğinin kitabında yazmazdı. Bu yola yönelenler ise hemen esnafların arasında belli olur ve yapılması gerekenler anında yapılırdı.
Erzurum’da en güzel pabuçlar Kavaflar Çarşısı’nda yapılır, orada gelen müşterilerin hizmetine sunulurdu. Sarı pabuççular, mesciler, sandaletçiler, abacılar, dikiciler hep bu mekânda yer alır, faaliyetlerine devam ederlerdi. Dükkân sahipleri; kendi aralarında dayanışmaya önem verir, birbirlerini de gözetirlerdi. Hastalıkta ve sağlıkta devamlı bu yardımlaşma devam ederdi. Ölümlerde ölenin kalan işleri halledilir, dükkânın kapalı kalmamasına özen gösterilirdi. Cenaze kaldırılır, son görev yerine getirilirdi. Düğünler, şenlikler hep beraber düzenlenir, birlikte eğlenilirdi. Esnaf, arkadaşlardan birinin başına bir şey gelmesi durumunda ise el birliği ile zor durumda kalan esnafı ayağı kaldırmaya çalışırdı. Borçlar ödenir, işler iyi gitmemişse iş ayarlanmaya çalışılırdı. Ben değil, biz duygusuyla hareket edilir, kazanan tüm esnaflar olurdu. Bu durum kâh Bakırcılar Çarşısı’nda kâh Kavaflarda olurdu.
Esnafların arasındaki bu güzelliklerin yanında bir de Kavaflar Çarşısı’ndaki dükkânların cam ve çerçevelerinin olmayışı ise farklı bir incelikti. Erzurum gibi kış şartlarının zor geçtiği bir yerde, camın olmayışı hayli garip karşılanır bir durumdur. İşin aslına baktığımızda ise esnaftaki müşteriye bakış açısını yakalamak mümkün olmaktadır. Dükkânlarda camın olmama nedeni müşterinin beklenmesinde gösterilen nezaket ve üretilen ürüne duyulan güvenden kaynaklanmakta. Nereden nereye geldiğimizin en önemli kanıtıdır. Çerçevesiz camlar ve kış şartlarında soğukta bekleyen esnafın hali.
Erzurum’da en güzel pabuçlar Kavaflar Çarşısı’nda yapılır, orada gelen müşterilerin hizmetine sunulurdu. Sarı pabuççular, mesciler, sandaletçiler, abacılar, dikiciler hep bu mekânda yer alır, faaliyetlerine devam ederlerdi. Dükkân sahipleri; kendi aralarında dayanışmaya önem verir, birbirlerini de gözetirlerdi. Hastalıkta ve sağlıkta devamlı bu yardımlaşma devam ederdi. Ölümlerde ölenin kalan işleri halledilir, dükkânın kapalı kalmamasına özen gösterilirdi. Cenaze kaldırılır, son görev yerine getirilirdi. Düğünler, şenlikler hep beraber düzenlenir, birlikte eğlenilirdi. Esnaf, arkadaşlardan birinin başına bir şey gelmesi durumunda ise el birliği ile zor durumda kalan esnafı ayağı kaldırmaya çalışırdı. Borçlar ödenir, işler iyi gitmemişse iş ayarlanmaya çalışılırdı. Ben değil, biz duygusuyla hareket edilir, kazanan tüm esnaflar olurdu. Bu durum kâh Bakırcılar Çarşısı’nda kâh Kavaflarda olurdu.
Esnafların arasındaki bu güzelliklerin yanında bir de Kavaflar Çarşısı’ndaki dükkânların cam ve çerçevelerinin olmayışı ise farklı bir incelikti. Erzurum gibi kış şartlarının zor geçtiği bir yerde, camın olmayışı hayli garip karşılanır bir durumdur. İşin aslına baktığımızda ise esnaftaki müşteriye bakış açısını yakalamak mümkün olmaktadır. Dükkânlarda camın olmama nedeni müşterinin beklenmesinde gösterilen nezaket ve üretilen ürüne duyulan güvenden kaynaklanmakta. Nereden nereye geldiğimizin en önemli kanıtıdır. Çerçevesiz camlar ve kış şartlarında soğukta bekleyen esnafın hali.