
Konuşmasında Helsinki ruhu ve AGİT'in temel ilkelerine vurgu yapan Altınok, Türkiye'nin ev sahipliğinde Ankara'da düzenlenen NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nin uluslararası güvenlik açısından kritik bir dönemde gerçekleştirildiğini belirtti.
Altınok konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
"Helsinki ruhunun AGİT’in ortak ilkelerinin önemini bir kez daha hatırlamamız gereken kritik zamanlardan geçiyoruz. Bugün AGİT bölgesi ve yakın çevresi son derece kırılgan bir güvenlik ortamıyla karşı karşıyadır. Bu çerçevede Ankara’da ülkemizin ev sahipliğinde düzenlenen NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nde son derece önemli bir döneme denk gelmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğinde NATO Genel Sekreteri ve müttefik ülkelerin liderlerinin Ankara’da bir araya gelmesi transatlantik güvenliğin geleceği bakımından güçlü bir mesaj taşımaktadır. Zirvede savunma ve caydırıcılığın güçlendirilmesi, savunma sanayii alanında iş birliğinin derinleştirilmesi ve Ukrayna’ya desteğin sürmesi gibi bölgemizin güvenliği bakımından hayati öneme sahip başlıklar ele alınacaktır."
NATO'nun yeni güvenlik vizyonuna da değinen Altınok, Türkiye'nin üstlendiği rolün stratejik önem taşıdığını belirterek şunları söyledi:
"Bu yönüyle Ankara Zirvesi yalnızca güncel güvenlik sınırlamalarına verilen bir cevap değil aynı zamanda NATO’nun hibrit tehditler, siber saldırılar, yapay zeka ve ileri savunma teknolojileri temelinde şekillenen NATO 3.0 vizyonuna uyum açısından da stratejik bir dönemeç niteliği taşımaktadır. Türkiye’nin bu zirveye ev sahipliği yapması ülkemizin Avrupa Atlantik güvenlik mimarisindeki merkezi konumunu bir kez daha ortaya koymakta, aynı zamanda güvenlik, askeri caydırıcılık ve diplomasi arasında kurduğu dengeli yaklaşımın bölgemiz açısından taşıdığı önemi göstermektedir."
Ukrayna-Rusya savaşında diplomasi ve uluslararası hukukun önemine işaret eden Altınok, kalıcı barışın ancak müzakere yoluyla sağlanabileceğini ifade etti.
Konuşmasının devamında Gazze'deki insani krize dikkat çeken Altınok, uluslararası toplumun çifte standartlardan uzak hareket etmesi gerektiğini vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu; "Bu bağlamda Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğünün korunması, savaşın insani sonuçlarının hafifletilmesi ve diplomasi kanallarının açık tutulması gerekmektedir. Kalıcı barış ancak uluslararası hukuk temelinde ve müzakere yoluyla tesis edilebilir. Ancak uluslararası hukuk ve ortak ilkelerimiz yalnızca tek bir kriz başlığı altında hatırlanmamalıdır. Gazze’de yaşanan ağır insani tablo adaletin, hukukun ve insan onurunun ne kadar ciddi bir sınamayla karşı karşıya olduğunu göstermektedir. Sivillerin korunmadığı, insani yardım erişiminin güvence altına alınmadığı ve Filistin halkının meşru müdafaa haklarının görmezden gelindiği bir ortamda kalıcı güvenlikten söz edilemez."
Altınok, parlamenterlerin ortak ilkeler doğrultusunda hareket etmesi gerektiğini belirterek konuşmasını şu sözlerle tamamladı; "Gerçek ve kalıcı güvenlik uluslararası hukuka bağlılık, insani sorumluluk ve sağduyu diplomasisiyle mümkündür. Parlamenterler olarak ayrıştırmaları derinleştirmek yerine ortak ilkeler etrafında diyaloğun, adaletin ve kalıcı barışın sesini yükseltmekle sorumluyuz. Kalıcı barış sivillerin korunması, çifte standartlardan uzak tutarlı bir yaklaşım ve adil siyasi çözümler temelinde mümkün olacaktır."
Manolya Bulut
NATO'nun yeni güvenlik vizyonuna da değinen Altınok, Türkiye'nin üstlendiği rolün stratejik önem taşıdığını belirterek şunları söyledi:
"Bu yönüyle Ankara Zirvesi yalnızca güncel güvenlik sınırlamalarına verilen bir cevap değil aynı zamanda NATO’nun hibrit tehditler, siber saldırılar, yapay zeka ve ileri savunma teknolojileri temelinde şekillenen NATO 3.0 vizyonuna uyum açısından da stratejik bir dönemeç niteliği taşımaktadır. Türkiye’nin bu zirveye ev sahipliği yapması ülkemizin Avrupa Atlantik güvenlik mimarisindeki merkezi konumunu bir kez daha ortaya koymakta, aynı zamanda güvenlik, askeri caydırıcılık ve diplomasi arasında kurduğu dengeli yaklaşımın bölgemiz açısından taşıdığı önemi göstermektedir."
Ukrayna-Rusya savaşında diplomasi ve uluslararası hukukun önemine işaret eden Altınok, kalıcı barışın ancak müzakere yoluyla sağlanabileceğini ifade etti.
Konuşmasının devamında Gazze'deki insani krize dikkat çeken Altınok, uluslararası toplumun çifte standartlardan uzak hareket etmesi gerektiğini vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu; "Bu bağlamda Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğünün korunması, savaşın insani sonuçlarının hafifletilmesi ve diplomasi kanallarının açık tutulması gerekmektedir. Kalıcı barış ancak uluslararası hukuk temelinde ve müzakere yoluyla tesis edilebilir. Ancak uluslararası hukuk ve ortak ilkelerimiz yalnızca tek bir kriz başlığı altında hatırlanmamalıdır. Gazze’de yaşanan ağır insani tablo adaletin, hukukun ve insan onurunun ne kadar ciddi bir sınamayla karşı karşıya olduğunu göstermektedir. Sivillerin korunmadığı, insani yardım erişiminin güvence altına alınmadığı ve Filistin halkının meşru müdafaa haklarının görmezden gelindiği bir ortamda kalıcı güvenlikten söz edilemez."
Altınok, parlamenterlerin ortak ilkeler doğrultusunda hareket etmesi gerektiğini belirterek konuşmasını şu sözlerle tamamladı; "Gerçek ve kalıcı güvenlik uluslararası hukuka bağlılık, insani sorumluluk ve sağduyu diplomasisiyle mümkündür. Parlamenterler olarak ayrıştırmaları derinleştirmek yerine ortak ilkeler etrafında diyaloğun, adaletin ve kalıcı barışın sesini yükseltmekle sorumluyuz. Kalıcı barış sivillerin korunması, çifte standartlardan uzak tutarlı bir yaklaşım ve adil siyasi çözümler temelinde mümkün olacaktır."
Manolya Bulut