
Her İstanbul’a gelişimde önünden geçtiğim ama bir türlü içerisine girmediğim, belki de cesaret edemediğim Pera Müzesi’nde bu defa kararlıydım, olmalıydım. Hani bir musluk vardır ya, boşa akar. İşte onca yıl geldiğim İstanbul’da, Beyoğlu’nda böylesine önemli bir müzeyi gezip görmemek, boşa akan su gibiydi. Hem zamana hem de o müzeye hakaretti. Bir çok sanat eserinin yeraldığı, 5 kattan oluşan, girişi ücretli bu önemli müzede her katta ayrı bir güvenlik görevlisinin bulunduğunu gözlemlediğimde doğrusu şaşırmadım.
***
Şaşırmadım, zira her biri bir sanat eseri ve kültür hazinesi olan müzede en çok ilgiyi gören kat da 3’ncü katta, Osman Hamdi beyin eserlerinin oluştuğu koleksiyon ürünlerdi. Hele hele o meşhur, eline geçenin servete sahip olacağı Kaplumbağa Terbiyecisi tablosu, adamı kendinden geçiriyor bir defa. Müze eseri olan, satılması mümkün olmayan eser karşısında ne yalan söyleyeyim, dünyaca ünlü biri ile yanyana hissini uyandırdı bana. Paha biçilemez orijinal o tabloya 1 metre yakından da olsa bakmam, bana iyi olmamı sağladı. Meraklıysanız biraz, gidin siz de görün. Etkilenmiyorsanız, gelin giriş ücretinizi ben iade edeyim size. Hem o şaheseri yapan usta Osman Hamdi beye, hem de o eser gibi kıymetli eserleri yapan Koç ailesinin fertlerine bin teşekkür..
Vedat Refayeli