Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye ziyaretinde yaptığı açıklamada PKK’nın İsrail etkisinde olduğu için çözüme yanaşmadığını söyledi. Fidan, “SDG’nin (entegrasyon konusunda) ilerleme kaydetme niyeti yok. Belli faaliyetlerini İsrail ile koordine ediyor. Bu da Şam ile görüşmelerde engel teşkil ediyor.”. Suriye PKK’sının İsrail ile iş tutması ABD’yi de rahatsız etmiş görünüyor. Geçtiğimiz günlerde The Washington Post, İsrail ile Suriye PKK’sı arasındaki ilişkilere dair haber yayınladı.
Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge politikasının sarpa sarması için siyasetçisinden, PKK yandaşlarına geniş bir kesim akort edilmiş biçimde hareket ediyor izlenimi veriyor.
1991 yılında Bakırköy'de bir mağazaya molotof kokteylli saldırı düzenleyip 2'si bebek 11 vatandaşımızın katledilmesinin faili terörist PKK'lı Çetin Arkaş, birkaç ay önce sağlık sorunları nedeniyle tahliye edilmişti. Şimdi de bazı illerde sözde barış konferansı düzenleyerek: “Bir barış olacaksa Önder Apo tutsak olmayacak, kendisi de burada olacak.” şeklinde açıklamalar yapıyor.
Katlettiklerinden özür dileyecek mi?
Tuncer Bakırhan: 33 yıldır cezaevinde tutulan, ağır sağlık sorunlarından ötürü yaşam mücadelesi veren hasta mahpus Çetin Arkaş, hukuksuz ve keyfi bir kararla tahliye edilmemektedir. Bu karar, sadece Çetin Arkaş’a değil; Kürt halkının iradesine, adalete ve insanlık onuruna yönelik sistematik bir saldırıdır. Vakit kaybetmeden hasta mahpuslar serbest bırakılmalıdır.” açıklaması yapmıştı.
Kim bu Çetin Arkaş sorusunu Gazeteci Serap Belovacıklı tek tek açıklamış; “Yaptığı katliamda öldürdükleri.... Merve Gül 2 yaşında bebekti, paramparça oldu minicik bedeni. O ise serbest... bir de kafa tutuyor. Barışmıyorum!!! Ahmet Çetinkaya (Necati Çetinkaya'nın yeğeni) Hasan Dervişoğlu (Mağaza müdürü) Merve Gül Bakkal (Saldırının en küçük kurbanı. İki yaşındaydı.) Sezer Bakkal (Merve Gül Bakkal'ın annesi) Hatice Çelik (Merve Gül Bakkal'ın anneannesi) Habibe Çelik (Merve Gül Bakkal'ın teyzesi) Zübeyde Nadir Şadiye Nadir Rezzan Seda Kızılkırmızı Süheyla Kızılkırmızı Yaver Ağabeyli Şengül Aras”
Peki terörist Çetin Arkaş, ellerinde kanı bulunan 11 kişi için özür diledi mi? Pişmanlık ifade etti mi? Hayır. Şimdi şehir şehir dolaşarak beylik sözlerle halkı kışkırtmanın derdinde.
Çetin Arkaş: “Biz faşist bir cumhuriyetle entegre olmayız. Biz zalim bir cumhuriyetle entegre olmayız.”
Çetin Arkaş'ın halk toplantıları sürüyor: “Güzelliği ve insanlığı yarıştıralım. Kürtler kimsenin tarlasına el uzatmıyor. Kendi haklarını istiyor”
PKK’lı Çetin Arkaş: “Artık Kürdistan'ın herhangi bir salonunda Önder Apo’nun fotoğrafının değil kendisinin olması gerekiyor.”
Ağzından pişmanlık cümlesi var mı? Yok!
Mustafa Destici, millete tercüman olmuş. Diyor ki; “Şiddetin ve terörün en karanlık yıllarında bile toplum olarak ayrışmayı tercih etmedik. Aynı sokaklarda yaşadık, komşuluk ettik, aynı okullarda çocuklarımızı büyüttük. Camide omuz omuza saf tutup, kız alıp kız verdik akraba olduk. PKK’nın kanlı eylemlerini bahane ederek Kürt vatandaşlarımızı ötekileştirmedik; ne zihnimizde ne de gündelik hayatımızda duvarlar ördük. Tüm kışkırtmalara rağmen ortak yaşam iradesini ayakta tuttuk.
Binaenaleyh, PKK yalnızca dağda güvenlik güçlerinin kararlılığıyla değil, şehirlerde Türk Milletinin bu vakur ve birleştirici duruşuyla da yenildi. Lâkin; PKK’nın uzantısı DEM’in ve izlediği siyasetin temsil ettiği anlayışın, sunduğu raporun, yaptığı ve yapacağı eylemlerin, bir arada yaşama iradesinin ve toplumsal barış zemininin altına dinamit yerleştirdiği ortadadır. Emellerinin de bu olduğu âşikardır. Bu tabloyu ağırlaştıran en çarpıcı örneklerden biri, İmralı’dan tahliye edilen eli kanlı teröristlerin şehir şehir dolaştırılarak kamuoyunun karşısına çıkarılmasıdır. Bu kişilerin ellerinde mikrofon, toplanan kalabalıklara “faşist Cumhuriyete entegre olmayız” ya da “90’ların ruhuna dönmeliyiz” gibi açıkça kışkırtıcı ve meydan okuyucu ifadeler kullanması, münferit birer çıkış olarak geçiştirilemez.
Bu haseplerle terör örgütüne ve uzantılarına güvenilmeyeceğine her gün yeniden şahitlik ediyoruz. Bunların niyeti asla barış ya da birlik değildir. Suriye’nin Kuzeyindeki SDG görünümlü PKK elebaşısının ABD ve İsrail’e sırtını yaslayarak yaptığı bugünkü bölücü açıklamaları da ortadadır. Bunun için bir kez daha diyoruz ki; “ Ya Devlet başa, ya kuzgun leşe”.