Bir belgeselde, yıllar önce kayda alınmış bir kırılganlık anı… Penguenin yalnız yürüyüşü izleyenin içini burkuyor. İnsanda çaresizlik ve hüzün duygusu yaratan bu sahne önce sosyal medyada paylaşıldı; viral oldu. Çok geçmeden hızla mizah malzemesine dönüştü. Ticari markalar fırsatı kaçırmadı ve bu sahneyi dönüştürerek reklam içeriklerine taşıdılar. Tam bitti derken, bu kez de kimi kamu kurumları devreye girdi ve kurumsal sempatikliği artırmak amacıyla resmi hesaplardan paylaşımlar yapıldı.
Durup düşünmek gerekiyor.
Bir canlının çaresizliği ve yalnızlığı, ne kolay içerik hammaddesine dönüştü? Daha da önemlisi, bu dönüşüm bize neyi gösteriyor?
Sosyal medyalarda görünürlük, etkileşim ve beğeni uğruna her şeyin dolaşıma sokulabildiği bir çağda yaşıyoruz. Dikkat ekonomisi odaklı piyasa aktörlerinin sınır tanımayan reflekslerine de, bu aktörlerin çoğu zaman etik eşikleri hiçe saymasına da alışkınız aslında. Onaylamasak da buna şaşırmıyoruz; çünkü onların önceliği satış, marka değeri ve görünürlük.
Peki kamu kurumları!
Devlet kurumlarının varlık nedeni, “sempatik görünmek” ya da viral olmak değildir. Onların temel sorumluluğu; ciddiyet, güven ve kamusal yarardır. Bu nedenle resmi kurumların piyasa aktörleri gibi davranarak trend olan içeriklere ön alıcı biçimde dâhil olması, basit bir iletişim tercihi değil, bir rol ihlalidir.
Acıyı eğlenceye, kırılganlığı etkileşim malzemesine dönüştürmek topluma sessiz ama güçlü bir mesaj verir: “Uygun bir ambalajlamayla her şey satılabilir; acı ve çaresizlik bile…”
Bu mesaj, empatiyi çoğaltmaz; tam tersine onu aşındırır. Çünkü acı, çaresizlik, tüketilebilir bir içeriğe dönüştüğünde hızla sıradanlaşır. Hüzün, kısa bir duraklamadan sonra yerini kayıtsızlığa bırakır. Ve asıl endişe verici olan da budur.
Bir penguenin ölüme yürüyüşünde hissedilen yoğun hüznün, bu kadar hızlı ve kolay biçimde tüketime çevrilebilmesi, yalnızca bireysel bir düşüncesizlik değil; daha derin bir kültürel dönüşümün işaretidir. Daha dikkat çekici olan ise, piyasa mantığının hercai ve sorumsuz dilinin, her yere sızmaya başlamasıdır.
Kamu kurumları, trend kovalayan fenomenler değildir.
Bazen en doğru iletişim, hiçbir şey paylaşmamaktır.