Bizde Galatımeşhur, yani doğru olduğu sanılan yanlışlar çoktur ve ne yaparsanız yapın, değiştirmek imkânsıza yakındır. Galatı meşhur (TDK), 'yanlış olduğu hâlde herkesçe kabul gören kelimelere 'galat-ı meşhur', kullanımı hiçbir şekil- de uygun görülmeyen kelimelere ise 'galat-ı fahiş' denmektedir. PKK’nın Diyarbakır Cezaevinden doğduğu veya büyüdüğü yalanı gibi.
Esat Oktay Yıldıran tartışmasında Semir Yapıcı, terör örgütünün 1980 öncesi çok sayıda cinayet işlediği gerçeğini paylaştı. Ve örgütün propagandasını işaret etti.
Semir Yapıcı, “Esat Oktay Yıldıran tartışmalarına dahil olmak istemiyorum. Fakat Diyarbakır Askeri Cezaevi'nde şunlar oldu da PKK büyüdü, devlet böyle yaptı da PKK taraftar buldu meseleleri bizzat PKK'nın propagandası ve bu propagandayı ne yazık ki çok geniş bir kitle kabul ediyor.
PKK daha "Apocular" adıyla kurulduğu dönemden itibaren vahşi bir terör örgütüdür. Sebati Bursa ve Bekir Dadaş'ın şehit edilmelerine dair belgeleri daha önce paylaşmıştım. Gazete küpürlerinin ikincisinde Bekir Dadaş'ın ve Sebati Bursa'nın işkence ile şehit edilişi anlatılıyor.
Şehit Bekir Dadaş'ın kulağına ve kasığına şiş sokulmuş, ayakta duramaz hale gelince iple ayaklarından tavana asılarak dövülmüş, burnu kesilmiş. Şehit Sebati Bursa da aynı işkenceleri görmüş, ip gevşetilerek kafası yere çarpılmış, bilekleri kesilmiştir.
Daha sonra Bekir Dadaş'ın sağ el parmakları kesilmiş, altın yüzüğü alınmış; iki isim yakınlardaki Tezharap Köyünde kurşuna dizilmiştir.
Tezharap Köyü'nün örgüte destek veriyor olması nedeniyle de şehitler Hilvan'a geri götürülüp tarlaya bırakılmıştır. Burada bunca işkenceye maruz kalan Sebati Bursa, çok sevdiğim bir kardeşimin dedesidir. Şehit olduğu ancak 40 yıl sonra tescillenmiştir.
Diğer şehidimiz Bekir Dadaş ise Hilvanlıdır. Okumuş, Hilvan'daki Ülkü İlkokulu'nun müdürü olmuştur. Sözde suçu da okula Türk Bayrağı çekmesi ve İstiklal Marşı okutmasıdır. Apocuların talimatı nedeniyle köylüler ne cenazesine katılmıştır ne de başsağlığına gitmişlerdir. Apocular ayrıca Bekir Dadaş'ın annesini de tehdit etmiştir.
Apocuların 80 öncesinde birçok vahşi cinayeti vardır. 12 Eylül'e kadar 27'si güvenlik görevlisi olmak üzere 243 kişinin Apocular tarafından katledildiği düşünülmektedir.
Türkiye'de dönemin otorite boşluğundan faydalanan Apocular bölgede istedikleri gibi at koşturmuş, kadın-erkek, sivil-asker demeden kendilerinden olmayanları öldürmüştür.
Nitekim darbe sonrasında da Apocuların faaliyetleri devam etmiş, uyuşturucu kaçakçılığı başta olmak üzere birçok illegal faaliyetle güç kazanmış; kazandıkları güçle siyasetçi, gazeteci, bürokrat satın almış ve Türkiye'nin başına yıllardan beri bela olmuşlardır.
Bugün ise Kürtçülük/Apoculuk Türk siyasetini adeta esir almıştır. Apoculuk bir ideolojiden ziyade bir tür tarikatvari yapılanmadır. FETÖ elebaşı Fetullah Gülen ve müritleri neyse PKK terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan ve militanları odur.
Türkiye, bütün yaygaracıların söylediklerinden azade olarak öyle ya da böyle eninde sonunda bu beladan kurtulacaktır. Yeri gelmişken bir daha yazayım. Çoğu kişi terör örgütü PKK’nin ilk saldırısının 1984 Eruh ve Şemdinli olduğunu söylüyor. Bu doğru değil. İlk saldırı 30 Temmuz 1979’da.” (Semir Yapıcı @semiryapici)
PKK’nın terör eylemleri üzerine akademik çalışmalar yapan Zülal Kalkandelen, “Devremin ve Karşı Devrimin Yüz Yılı” isimli kitaplarında PKK’nın 1980 öncesi yaptığı katliam ve cinayetleri tarih, yer ve vaka üzerinde çalışmışlar. Zühal Kalkandelen, “@emrkongar hocamla yazdığımız “Devrimin ve Karşı Devrimin Yüz Yılı” adlı kitap serisinin 2. cildinde ilk saldırıya da yer verdik. Bilinen ilk silahlı eylemleri Bucaklara karşı 30 Temmuz 1979, PKK’nın eylemleri yayılmaya başladı. Adalet Partisi Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Celal Bucak ve yakınlarının iftara davet edildiği Hilvan ilçesinin Kırbaç köyündeki ev, PKK’lı militan Cuma Tak önderliğindeki gru tarafında otomatik silahla tarandı, 4 kişi öldü, 11 kişi yaralandı. (Zülal Kalkandelen)