Koalisyon döneminin son hükümetinin MHP’li Sağlık Bakanıydı. Türkiye 1999 Marmara depremini yaşamıştı. Depremden sonra özellikle Amerika ve İsraillilerin gelip sahra hastanesi kurmalarına, hastane gemilerinin yaklaşmasına direndi Osman Durmuş. Ama linç edildi.
24 Ağustos tarihli Hürriyet gazetesi haberi, “MHP’li Sağlık Bakanı Osman Durmuş’un …. Amerikan hastane gemisine gerek olmadığını söylemesi üzerine kamuoyunda başlayan büyük tepki, hükümete de yansıdı. Önceki günkü Bakanlar Kurulu’nda, … Bülent Ecevit, Sağlık Bakanı Osman Durmuş’a “Amerikalıların yardımını ret mi ediyorsunuz?” diye sorulduktan sonra şöyle devam etti: “Lütfen siz artık susunuz.”
Yine Hürriyet, bir fotoğrafı yorumlamış: “Şu fotoğraflara bakınca insan, “iyi ki yabancı yardım ekipleri, ileri geri konuşan Sağlık Bakanı Osman Durmuş’un sözlerini takmıyorlar” diyor. İşte İsrailli cerrahlar..”
Adapazarı’nda kurulan sahra hastanesini öven haberin içeriğinde başka bir ifade ise “Şu annenin çaresiz bakışları altındaki yavrunun derdine, ileri geri konuşan Bakan değil, onlar derman oluyor. Bakan bey, “Amerikan hastanesine verecek bir tane hasta yok” diye dursun, 15 bine yakın yaralı bulunan Kocaeli’nin Derince Beldesi’nde Amerikalılarca kurulan Sahra Hastanesi gecesini gündüzüne katarak sağlık hizmeti veriyor”
Enkazdan sağ çıkan binlerce çocuk kayıptı. Osman Durmuş, bir şeylerin farkındaydı, onun için “Deli” yaftası yapıştırıldı ve medya eliyle sesi kesildi. (#Epstein)
Yine deprem üzerinden algılar ile 160 bin kan örneğinden 120 bininin ABD’ye gönderildiği ortaya çıktı. Örneklerin gönderilmesine ısrarla karşı çıkan MHP’li Sağlık Bakanı Osman Durmuş’u herkes eleştiriyor, “Deli!” diyorlardı. Rahmetli Osman Durmuş, kaçırılan kan âdetince İsrail’den kanın Türkiye’ye sokulduğunu söyleyecekti.
Oktar Babuna’ya karşı verdiği mücadelede adını “Deli Şizofrene” çıkarmıştık. Yine milletine sahip çıkanları, elimizle kurban vermiştik!
Heyhat!
New York Belediye Başkanı Epstein adasında!
Hiçbir şey tesadüf değil. Bir fotoğraf yayınlandı, bir çocuk anne ve babası, resimde Clinton ve Epstein var. O çocuk şimdi bize “New York’un İlk Müslüman Belediye Başkanı” diye yutturulan Mamdani, annesi onu Epstein Adası’na bebekken götürmüş.
Uykudan uyanmıyoruz!
Bir grup insanın cast sisteminin içine tüm dünya sıkışıp kalmış, şaka gibi. 1991'deki Miss Turkey yarışmasında 4. olan Banu Küçükköylü 2002’de Jeffrey Epstein'in yakın dostu John Brockman ile görülüyor. Küçükköylü’nün ismi Epstein adasına götürülen kızlar arasında da geçiyor.
Miss Turkey’leri, moda yarışmaları, organizasyonlar, organizatörler, önündeki ve ardındakiler Epstein’e çıkıyor iyi mi? Bu organizasyonları yapanların çoğunun çocuk istismarı suçları ortaya çıkıp, sonra unutuluyor.
Bu arada Victoria Secret’ın sahibi de Epstein’in en yakın arkadaşlarından. Hepsi birer çocuk ve ırz düşmanı şebeke. Candace Owens (ABD’li siyasetçi, gazeteci, yazar, muhafazakar): “Biz, İsrail adına çalışan şeytan tapıcısı çocuk istismarcıları tarafından yönetiliyoruz. Herkesin bu gerçeği artık kavraması gerekiyor.”
Fransız profesör Pierre Hillard şöyle diyor: “Dünya gördü ki; İslam, insanlık için son sığınaktır. Sekülerliğin hedeflerine karşı hâlâ direnen tek sistem odur; zira diğer bütün sistemler değerlerden ve ahlâktan vazgeçmiştir.”
Gülben Ergen’i nedene buldunuz?
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve Aile Bakanı Mahinur hanım, aile yılı tanıtımı filmi hazırlamışlar. Fotoğrafta kim var; Gülben Ergen. Aile örneği asla olamayacak birini bu kareye nasıl yakıştırdınız?
Biz bu hikâyeleri aslında yaşamıştık!
Uyanır mıyız?
Bilemem!