Osmanlı Devleti’nin zayıflama dönemi aynı zamanda Batılı Devletlerin petrol merkezli, sömürge düzenlerinin parçası olarak Osmanlı’yı parçalama planlarını da yapmaya başladıkları dönemdir. Başka bir sömürgeci güç olan Çarlık Rusya’sı, sıcak denizlere inme mottosuyla Osmanlı Devleti üzerine özel politikalar izlemiştir. Birleşik Krallık, Fransa, Almanya gibi Çarlık Rusya’sı da Türk Devletine karşı kullanmak için içeride en uygun olarak Kürt aşiretlerini seçmişlerdir.
Yani hikâye aslında 1800’lerden başlamaktadır. Kürt aşiretleri üzerine en kapsamlı çalışma ve ilgi Rusya’dan gelmiştir. Hatta 50 yıldır Türkiye’yi ciddi olarak yıpratan PKK terör örgütünün de kurucu babası aslında SSCB’dir. Yani Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği, yani Rusya’dır. Çarlık Rusya’sı ve Sovyet Rusya arşivlerinin Kürtler üzerine yaptığı çalışmaların, Türk akademisi tarafından değerlendirilmesi çok yararlı olacaktır.
Tilkinin 40 planı da kümes üzerinedir!
Sykes-Picot antlaşması 1916 yılında Birleşik Krallık (İngiltere) ve Fransa arasında imzalanan, Rusya ve İtalya tarafından onaylanan, Osmanlı İmparatorluğu'nun parçalanması durumunda karşılıklı olarak kabul edilen etki ve kontrol alanlarını tanımlayan gizli bir anlaşmadır. Suriye ve Irak sınırları bu antlaşma ile çizilmiştir.
Sevr Antlaşması 10 Ağustos 1920 tarihinde İtilaf Devletleri ile Osmanlı Devleti arasında imzalanmıştır. Özet olarak Sevr, Ankara ve çevresi (İç Anadolu) Türklere bırakırken geri kalan bölgeler paylaşılmaktadır. Osmanlı Devleti'nin başkenti (sembolik) İstanbul olarak kalacak, antlaşmaya uyulmazsa elinden alınacaktır.
- Doğu Trakya ve Batı Anadolu Yunanistan'a, 12 Ada ve Rodos ise İtalya Devleti'ne, Ege adalarının tümü Yunanistan'a verilecek. Doğu Anadolu Bölgesi'nde yeni bir Ermeni Devleti kurulacaktır. Musul ve Irak İngiltere'ye bırakılacak. Batı Anadolu İtalya devletine ait olacak. Hicaz ise bağımsız bir devlet olacaktır.
Sykes-Picot antlaşması ile çizilen sınırların işe yaramadığını Tom Barrack söylerken yeni bir gizli özne üzerinde mi durdu bilinmez. Fakat Irak’ta kurulan 3 parçalı modelin Suriye’ye uyarlanmasında PKK/PYD’nin olduğu görülüyor.
Burada ana maksadın İsrail’i rahatlatacak ve bölgeyi belki bir 100 yıl daha kaosa sürükleyecek planın Türkiye için ölümcül olduğunu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin, Hakan Fidan ve MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın konuyla ilgili tutumundan görüyoruz. Emperyalist elin uzanmaması için Devlet Bahçeli’nin bütün siyasi kariyerini riske ederek “Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge” projesini uygulamaya koymasını işte bu yeni Sykes-Picot üzerinden okumak gerekiyor.
Emperyalizmin, Siyonist İsrail’in güvenliği için sahaya sürmek istediği çok parçalı Suriye ve PKK’nın içerisinde yer alacağı model Siyonist İsrail’i 1 asır daha rahatlatacak, Türkiye için de büyük tehdit oluşturacaktır.
Ne yazık ki, içeride de doğru anlaşılmasın diye çaba harcayanlar tarafından da olay rayından çıkarılmak isteniyor.
Dün ve bugün hiç bir şey değişmedi!
Dünün büyük güçleri Osmanlıyı parçalayarak bölgeyi yeniden tanzim ettiler. Bizi en çok etkileyen Suriye ve Irak yapılanması, çekilen onca açıların altında Sykes-Picot antlaşması vardı. O gün amaçlarıa ulaşmak için Kürt Aşiretleri üzerinde ciddi oyunlar tertiplediler.
Bugün de büyütüp besledikleri PKK/YPG/PYD ile aynı oyunu yinelemek istiyorlar. İçeride muhalefetin bir bölümünün “Şehit” hassasiyeti üzerinden karşı çıktıkları Terörsüz Türkiye ve Bölge projesi, günün Sykest-Picot anlaşmasına bu defa izin vermeme siyasetidir.
Kürtler açısından farklı değil. Kürdistan meselesi İtilaf Devletleri tarafından Paris, Londra ve San Remo toplantılarında ele alınmış, eski Stockholm Elçisi Şerif Paşa da Kürt bölgesinin bölünmesine ve bölgede azınlık durumunda bulunan Ermenilerin bağımsız bir devlet kurmasına karşı çıkmıştır. Bu talebi reddedilince bağımsız veya özerk bir Kürdistan kurulması için çabalamış, bunları da elde edememesi üzerine 5 Mayıs 1920’de konferanstan çekilmiştir.
Yakın tarihin Kürtler ve Türkler için aydınlatıcı yeteri kadar örnek bulunmaktadır.