“Ne var ki, işin sonunda haddini bilmeyen
ve dünya hayatını tercih edenler var ya...”
Nâzi’ât sûresi / 37-38
“Sen Kârûn gibi dünyanın en zengin adamı olsan, aşık olunca
iflas ederek elinde hiçbir şeyin kalmaz. Padişah bile olsan,
bizimle beraber olunca senin de kul olman gerekir.”
Mevlânâ Celâleddin Rûmî
Bu dünya sana insanlık öğrenip de ayrılasın diye lütfedilmiş.
Kırasın, dökesin, yıkasın, tarumar edesin diye değil!
Adaletle, hakkı gözeterek güzellikleri büyütesin diyedir bir nefeslik saltanatın.
Kendine güç atfedip güçsüz sandıklarını perişan edesin diye değil.
Sen her şehvetli bakışınla...
Muktedir edalı salınışınla...
Gücünün yeteceğine hükmettiğin her hoyratlığınla...
Kazandım sansan da ebedî kaybeden olmaktan kurtulamıyorsun.
Hatırla, kuvvetinden çekindiğin nicelerini yuttu zaman...
Güzelliğine meftun olduklarını ihtiyar eyledi hayat...
Dönme dolap misali iş bitiricileri eritti attı dünya...
Geriye eğer becerebildiysen hakikatin ardınca attığın birkaç adım kalır.
Hazin bir vefasızlık yüküyse yüklendiğin, günü geçmiş bir pişmanlık...
İşe yaramaz bir ‘ahhh!’ olur yaşadım sandıklarının toplamı...
Ve bir ses duyarsın o vakit...
Ateş seni çağırıyor!