Geçtiğimiz günlerde Kore Savaşı’nda şehit düşen Erzurumlu askerlerin anısını yaşatmak amacıyla yayımladığımız haber, beklemediğimiz bir başka hikâyenin kapısını araladı. Fatih Şahna adlı bir evlat bizimle iletişime geçti. Babası Ahmet Şahna’nın da Kore Savaşı’na katıldığını ve muharip gazi olmasına rağmen gazilik beratı alamadan bu dünyadan ayrıldığını anlattı.
Ahmet Şahna, 1953 yılında imzalanan ateşkesten sonra Türkiye’nin bölgedeki askeri varlığını sürdürme kararı çerçevesinde Kore’ye gönderilen askerlerden biriydi. Sıhhiye sınıfında görevliydi. Bir gün, mayınlı bir bölgede yaralanan askerlere yardım etmek isterken patlamayla sarsıldı. Ayağına saplanan şarapnel parçası, acısıyla ve varlığıyla hayatının sonuna kadar onunla kaldı. O, bu parçayı bir yara değil, bir nişan gibi taşıdı.
Ne var ki Ahmet Şahna, tüm bu yaşadıklarına rağmen, gururundan ötürü resmi kurumlara başvurmadı. Oğlu Fatih Şahna’nın ifadesiyle, “Babamın madalyası ayağındaydı.” Hayattayken gazilikle ilgili herhangi bir resmî girişimde bulunmadı. Oğul olarak bu mücadeleye Fatih Şahna daha sonra başladı.
Yıllar sonra babasının yaşadıklarını belgeleyerek gazilik beratı ve madalya için başvuran Fatih Şahna, türlü girişimlerde bulundu. Belgeler toplandı, dilekçeler yazıldı. Ancak süreçten bir sonuç alınamadı. Ahmet Şahna, resmî olarak “gazi” sayılmadan bu dünyadan göçtü.
Fatih Şahna ise bu durumu yalnızca babası adına değil, benzer durumda olan tüm Kore gazileri adına bir vefa meselesi olarak görüyor. O hâlâ aynı cümleyi kuruyor: “Bu, sadece babamın hikâyesi değil. Onun gibi unutulmuş nice kahraman var.”
Türkiye’nin Kore Savaşı’na katılımı, sadece siyasi bir karar değil; aynı zamanda binlerce Anadolu evladının vatanı temsil etmek için çıktığı zorlu bir yolculuktu. Yaklaşık 21 bin asker gönderildi, yüzlercesi şehit düştü. Dönenlerin çoğu ise hayatlarını sessizlik içinde sürdürdü. Çünkü onlar için görev bir övünç değil, bir sorumluluktu. Tıpkı Ahmet Şahna gibi...
Bu anlamlı hikâyenin gün yüzüne çıkmasında İHA Erzurum Temsilcisi Nihat Kılıçoğulları’nın büyük katkısı oldu. Kendisine bu değerli destek için teşekkür ederiz. Böyle vefalı bir hatıranın kamuoyuna ulaşması, hem aileler hem de milletimiz adına çok önemli.
Resmî kayıtlara girmemiş olabilir. Ama bu kahramanlık, bizim hafızamıza çoktan kazındı. Belki de en kalıcı kayıt, gönüllerde yazılıdır.