Geçtiğimiz gün, Necip Fazıl Kısakürek İmam Hatip Ortaokulu öğrencileriyle birlikte çıktığımız gezi, benim için de öğrencilerim kadar öğretici ve anlamlıydı. Amacımız, kitap sayfalarından taşıp gerçek mekânlarda tarihle, kültürle ve sanatla buluşmaktı. Erzurum’un kadim sokaklarında adım adım yürürken, her köşede bir hikâye, her taşta bir hatıra bizi karşıladı.
İlk durağımız Ahşap Atölyesi oldu. Ahşap kokusu, ustaların sessiz emeği ve sabrın izleriyle dolu eserleri öğrencilerle birlikte hayranlıkla izledik. O anda onlara dönüp “Bakın,” dedim, “her bir oyuk, bir sabır cümlesidir.” Gerçekten de sanatın dili sessiz ama çok derindi.
Ardından Türk İslam El Sanatları Atölyesi’ne geçtik. Hat, tezhip ve ebru sanatını yakından gören öğrenciler, estetiğin sadece güzellik olmadığını, aynı zamanda bir inanç, bir ruh hali olduğunu fark ettiler. O sanatların sabırla, dua ile işlendiğini görünce hepsi sessizce o manayı hissetti.
Sonra Karikatür Atölyesi’nde mizahın gücüyle tanıştılar. Gülümseyerek düşündüler, düşünerek güldüler. Bir karikatürün bazen bir kitap kadar etkili olabileceğini konuştuk.
Erges Müzesi’nde zaman adeta geriye aktı. Eski Erzurum evleri, eşyalar, fotoğraflar... Hepsi kendi döneminden bugüne bir selam gibiydi. “Hocam, bu sandık kiminmiş?” diye sordular; ben de “Belki de bir ninenin çeyiziydi, belki de bir hatıranın taşıyıcısı…” dedim. Her eşya bir hikâye anlatıyordu.
Ve geldik Ulu Cami’ye… O kapıdan içeri girerken öğrencilerde bir sessizlik oldu. Belki de o taş duvarların, kubbelerin, mihrabın diliyle konuşan bir tarih duygusuydu bu. Cami, sadece bir ibadethane değil; bir medeniyetin kalbidir. Orada biraz durduk, nefes aldık, hissettik.
Son durağımız Dil ve Edebiyat Konağı’ydı. Edebiyatın bir milletin kalbi olduğunu anlattım onlara. Kelimelerin, duyguların, düşüncelerin harman olduğu bu yerde, öğrencilerimin gözlerinde merakın ve ilhamın ışığını gördüm.
Okul Müdürümüz Tuncer Kurt’un söylediği gibi, “Tarih bilinci kazandırmak sadece anlatmakla olmaz; yaşatmakla olur.” O gün biz de tarihi yaşadık, hem de tüm yönleriyle.
Bir öğretmen için en güzel an, öğrencisinin gözünde merakın ışığını görmektir. O gün o ışığı gördüm. Ve biliyorum ki, bu şehirle, bu tarihle, bu kültürle bağ kuran her genç, geleceğe daha sağlam adımlarla yürüyecek.
Taner hocama çok teşekkür ediyorum öğrencilerimiz tarihi sadece okuyarak değil gezerek yaşayarak ta öğrenmiş oldular. Emeğinize ve yüreğinize ve kaleminize Rabbım kuvvet versin.
Müdürüm bizlerde küçük yüreklere dokunmamiza ve şehrimize ait tarihi ve kültürel bilgileri öğretmemize vesile olduğunuz için teşekkür ederim.