CIFIT
ETSO seçimleri genel seçimleri aratmaz oldu..
Sanki TBMM’ye vekil seçilecek
Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası’nda Kasım ayında yapılacak olan seçim için kulis faaliyetleri giderek hız kazanıyor. 5 bine yakın delegenin oy kullanacağı seçimde 30 grup için 79’dan 72’ya düşürülen meclis üyeleri belirlenecek. Seçim için başkan adaylarından Lütfü Yücelik mavi renkli oy pusulası ile yarışa girerken, Saim Özakalın da kırmızı renk ile yarışta var. Artık seçim müzikleri, seçim ofisleri ve afiş-broşür, reklam çalışmalarıyla bir genel seçim havasına bürünen ETSO seçimleri için sayılı günler kalırken, en çok oy 28’nci grupta, en az oy da 2.grupta kullanılacak. Seçilecek 72 meclis üyesi kendi aralarında toplanacak ve başkanın yanısıra meclis başkanı ile birlikte 11 kişiden oluşacak yönetim kurulu üyelerini belirleyecek.

Meclis üyeliklerinin yanısıra komite üyelikleri için canhıraş şekilde çalışılan seçim öncesi en çok dikkat çeken gruplar olarak da adaylar Lütfü Yücelik ve Saim Özakalın’ın seçimine gözler çevrilmiş durumda. 11’nci grupta seçim yarışına giren Lütfü Yücelik ile birlikte aynı listede Soner Şahika var. Yücelik ve Şahika’nın karşısında ise Saltuk Tanfer ve Erdal Akdağ yeralıyor. 27’nci grupta yarışa Osman Nuri Aydın ile start veren Saim Özakalın’ın rakipleri ise Ahmet Anatepe ve Emre Bozkurt oldular. Sadece listelerinden aday gösterdikleri meclis üyelerinin değil, kendilerinin seçilmesi için de çalışan Yücelik ve Özakalın, bugüne kadar hep beraber çalışmıştı, ilk defa rakip oluyorlar.
---
Zayıflamak isteyenler, hem para verecek hem de kilo
Kilosu 2 bin lira!
Normalde böyle bir başlık okuduğunuzda daha haberin içeriğine bakmadan kilo ile satılan bu şeyin meyve ya da sebze olduğunu sanırsınız elbette. Ama yok. Bu, aşırı kilo sahibi olan birisi için düşeceği kilo başına ödenen ücret. Yanlış duymadınız. Erzurum’da bir iğne tedavisi ile Sadık Özcan adlı vatandaş, 2 bin lira karşılığına ağırlığından 1 kilo veriyor zayıflıyor.

3 aylık süre içerisinde zayıflama iğneleri ile 120 kilodan 90 kiloya düşen Sadık Özcan, iğnelere ödediği 30 bin lira karşılığında bu kadar kilo yükünden kurtulmuş. Kaldı ki herhangi bir sağlık kuruluşunda değil, satın aldığı iğneleri kendisi evinde kendisi vurabiliyor, iğne için doktor, hemşire arama derdine düşmüyor. Buzda bekletilen iğneleri doktorun belirlediği gün ve saatlerde vuruldukça fazlalık olan 1 kilosundan kurtuluyor Özcan.
***
Sadık Özcan’ın 120 kilodan 90 kiloya düşüren sadece bir iğne. Esasında tıp dünyasını da ikiye bölen iğne ile zayıflama tekniği sayesinde hem şeker hastalığından hem de fazla kilolarından kurtulmak üzere olduğunu, bundan da mutluluk duyduğunu söyleyen Sadık Özcan, ‘’Normalde doktora mide ameliyatı için gittim ama bana Mounjaro iğnesini önerdi. İğne başı 2 bin lira ödüyorum ve 3 aydır kullanıyorum, 90 kiloya düştüm. Ameliyattan kurtulduğum gibi iğne sayesinde sindirimim yavaşladı, tokluk hissim arttı. İnşallah bir 15 kilo daha zayıflarsam dünyalar benim olacak’’ diyor. Fazla kilodan kurtulmak isteyenler artık paraya kıyacak, bu benim son kararımdır.
--
Ölen kaplumbağasına mezar yaptı
Bir yıldır arkadaş olduğu, odasındaki akvaryumunda bir bebek gibi el bebek- gül bebek beslediği Sahil’in ölümü, Sinem Şener’i derinden etkiledi. Yakutiye Belediyesi Yapı Kontrol Şubesi’nin inşaat mühendislerinden Sinem Şener, vefat eden kaplumbağasına, dedesinin Asri mezarlıktaki mezarının yanında bir mezar yaptırarak, hayvan sevgisini ortaya koyarken, insan olduğunu hatırlatıyordu aslında. Zira, bir hayvana verdiğiniz sevgi insanlığınıza yaptığınız en güzel yatırımdır diye o özlü söze cuk oturdu.
Emek vererek titizlikle kendi elleriyle yaptığı kaplumbağasının mezarının bakımını da gerçekleştiren 25 yaşındaki hayvansever Şener, ‘’Ölmeden önce veterinere götürdüm, ancak egzotik veteriner olmadığı için gereken tedavi uygulanamadı, ölürken kalp atışlarını da dinlediğim Sahil’i kaybettiğim için çok üzgünüm. İçimden bir parça koptu sanki’’ diyor.
--
Prof.Dr.İhsan Efeoğlu, 42 yıllık akademisyenlik görevine nokta koydu
Laboratuvarı evi oldu
42 yıl aradan sonra 1983 yılında akademik hayatına merhaba dediği yerde, Prof.Dr. İhsan Efeoğlu hocamla beraberiz. Artık yaş haddinden henüz emekli olmuş, neredeyse yarım asıra yakın emek verdiği fakülte binasında Yüzey Teknolojileri laboratuvarında sohbet ettiğimiz bilim insanı Prof.Dr. İhsan Efeoğlu, bilimsel çalışmalarına şahitlik yapmış, her bir köşesinde, materyalinde emeğinin olduğu laboratuvarını adeta evi etmiş, öylesine rahat..
Öğrencisi de olan, kendisi gibi çoktan saçı ağarmış Mühendislik Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümü öğretim üyelerinden ve aynı zamanda Öğrenci Dekanlığı görevini yürüten Prof.Dr.Yaşar Totik ve Dr.Öğr.Üyesi Gökhan Gülten ile Prof.Dr.Efeoğlu’nu dinlerken zaman zaman duygulandığını ama bir o kadar da gururlu olduğunu gözlemliyorum. Yaptıkları onca bilimsel çalışmalar ile bugün Atatürk Üniversitesi’nin ülke genelinde Mühendislik Fakülteleri arasında iyi bir konuma ulaştırdıklarını, Amerika’da da anıldıklarını söyleyen Prof.Dr.Efeoğlu, kampüsteki resmi görevi sona ermiş olsa da, bilime ve teknolojiye olan bağlılığını ve tecrübelerini genç kuşaklara aktarma gayretinin her zaman devam edeceğini belirtiyor.
**
‘’1997 yılında vizyoner bir bakış açısıyla verdikleri proje desteği sayesinde ülkemizin bu alandaki öncü merkezlerinden biri olan bu laboratuvarı kurmamıza imkan tanıyan Savunma Sanayii Başkanlığı, yürüttüğüm bilimsel projelere, Ar-Ge faaliyetlerine ve millileştirme süreçlerine omuz veren, iş birliği yapmaktan her zaman gurur duyduğum TÜBİTAK, FNSS Savunma Sistemleri A.Ş, Aselsan, ayrıca bu uzun yürüyüşte yollarımızın kesiştiği tüm akademik ve idari mesai arkadaşlarıma destekleri ve dostlukları için müteşekkirim’’ diyen Prof.Dr.Efeoğlu, veda mesajı ile de resmi görevine nokta koyduğunu açıklıyor. Bundan böyle karargah kuracağı Ankara’da danışmanlık hizmeti ile üstüne vazife gördüğü bilime hizmet ereceğini anlatan, fakültesinde iz bırakan eski Dekanlardan Prof.Dr.Efeoğlu, yurt dışında da özellikle savunma sanayi ağırlıklı bilimsel çalışmaları ömrünün yettiğince de sürdüreceği sözünü veriyor.
--
Programa yetişmek için her daim bir B planı da vardır onun..
Dakik spiker!
Yayıncılıkta elbette ki saat, süre önemli. Hele de TRT gibi yılların kurumunda süre, kırmızı çizgilerden biridir. Yayının saatinde, dakikasına başlaması gerekiyorsa, saniye, salise şaşmaz. Oldum olası da öyledir, öyle de olacaktır. Çalışanlar ilk günden bilir bunu, kafasına mutlaka yazmıştır. Geçtiğimiz Pazar günü yapımcı arkadaşım Cihat Kalpar’ın yapımcılığını yaptığı Bölge Gündemi proğramına konuk olarak katıldığım gün, sunucu sevgili Ömer Ergedik’in kurumun bahçesine motosiklet ile gelmesi dikkatimden kaçmadı. Ergedik’in ilk defa motosiklet kullandığını ilk defa görüyordum. Motosiklet kullandığını, özellikle olumsuz hava şartlarında, trafik yoğunluğunda ve benzeri sorunlar karşısında imdada yetişen bir araç olduğunu söyleyen genç spiker, aracının otoparktan çıkmasının sorun olduğunu görünce, programa saatinde yetişmek için B planına geçtiğini, motosikletini kullanmak zorunda kaldığını söylüyordu.
***
Kadife sesi, güzel Türkçesi yanında güleryüzüyle de her karşılaştığına iyi gelen Ömer Ergedik, işte TRT’nın kurumsal kimliğine sıkı sıkıya yapışan, sevgisi yanında da saygısını gösteren örnek yayıncılardan. Ergedik, görev bilinci ile hareket ettiğini, bu zamana kadar da görevini saniye aksatmadığını belirtirken, şunları söylüyor: “Yayıncılık her şeyden önce disiplin, sorumluluk ve dakiklik gerektirir. Mikrofon başında olmak yalnızca konuşmak değil, dinleyiciye verilen sözü zamanında yerine getirmektir. 15 yılı aşkın yayın hayatım boyunca bir kez olsun yayına geç kaldığımı hatırlamıyorum. Çünkü benim için yayın saati, şartlar ne olursa olsun değişmeyecek bir sorumluluktur. Trafiğin yoğun olduğu zamanlarda motosiklet kullanmayı tercih etmemin nedeni de budur. Bir spikerin mesleğine duyduğu saygı, mikrofon açılmadan çok önce başlar.”
--
SEVDİĞİM BABA SÖZLER: Durmadığın sürece ne kadar yavaş gittiğinin önemi yoktur! (Konfüçyüs)
DUVARIN DİLİ: Adam yerine koyduklarımı neden aynı yerde bulamıyorum.