Mesele aslında Türkiye’nin kuruluşunun 2. Yüzyılında nerede olacağıyla yakından ilintilidir. Günlük konular, ekonomik sorunlar ana eksen kavganın görünen tarafıdır. Türkiye, olmak ya da olmamak noktasını aştı. Bugün Afrika’da kovulan sömürgeci güçlerin yerini Türkiye alıyor. Şunun farkındayız, Türkiye Orta boy bir ülke ve daha fazlasını istiyor.
Lloyd bir şeyin altını çiziyor. “2016 darbe teşebbüsüne giden süreçte yaşanan ve özellikle Türkiye'nin Suriye’den çekilmesini hedef alan operasyonlar ters tepti. 2016 darbesi de püskürtülmüştü. Üstüne TSK Suriye’de hem Şam güçlerini, hem de ABD taşeronlarını püskürtmesi Kongredeki bu ekibi bileği bükülemeyen Türk Devletini ambargolarla yıpratma stratejisine yöneltti. 2019 yılındaki Doğu Akdeniz Güvenlik ve Enerji İşbirliği Yasası bu kümelerin kesişimindeki Türkiye'yi en net şekilde hedef alan Amerikan Dış Politika stratejisiydi:
a) G. Kıbrıs'a uygulanan silah ambargosu esnetildi. b) Yunan Silahlı Kuvvetlerine askeri eğitim, eğitim fonları tahsisi c) Yunanistan- Kıbrıs ve İsrail'i birbirine bağlayan bir enerji depolama, sevk merkezleri kurulumunu destekleme. d) Türkiye'nin sondaj ve araştırma faaliyetlerini takip etme..
Yunan ekiplerinin yirmi yıllık hayali gerçekleşiyordu. Ta ki Rus ordusu Ukrayna'ya girince (2022). Bu ekip gecenin karanlığında gözlerine far tutulmuş tavşan gibi kaldı. Amerikan Donanması Pasifik Kuvvetleri Komutanı Amiral Phil Davidson'un 2027/2028 yılına kadar Tayvan'a saldıracak kapasiteye ulaşacak demesi ( Davidson Window) teorik bir Amerikan hegemonyasına doğrudan başkaldırıyı açıklaması dikkatlerin Türkiye'nin üzerinden kaymasına neden oldu.
Fakat yukarıda bahsettiğim kümelerin çalışmaları tabi ki durmadı. Asıl işleri zaten buydu, çalışmaya devam ettiler. 2021/2022. yıllarında F16 satışını- kit satışını engelleme yasaları da sundular. Türkiye'nin Dış Politika'da Haziran 2023 sonrası bölgesini dönüştürmede İstihbarat- Ordu- Dış işleri kuvvetlerini eş güdümlü kullanmayı arttırıp rakiplerin kendi içindeki zıtlıkları üzerine daha seçici bir taktik değişiklik yaptı..
Kısacası bu ekip hep vardı. Yeni isimlerle hep de var olacak. Fakat İran Savaşı sonrası artık mızrak çuvala sığmıyor. Bölgemizi dönüştürmek için şartlar daha uygun. Rusya ve ABD maliyetler altında ezilirken bölgesel güçlerin yükselişi başlayacak..”
İşte çıplak gerçek bu! Türkiye, bölgesel bir güç olarak yükselmeye devam edecektir. Çektiğimiz acıların çoğunun gidip, azının kaldığını söylemek gerekiyor. Elbette bu yükseliş Türk halkının gönül desteğiyle olacaktır.
Kafkas (Gürcistan-Ermenistan-Azerbaycan) barışı bize inanılmaz fırsatlar sunacaktır. Türkistan petrol ve doğal gazının Türkiye üzerinden Avrupa ve dünyaya pazarlanması gerçekleşiyor. Koca bir gönül coğrafyası ile önümüzde engel kalmıyor.
Balkanlar, gönül coğrafyamız ve Osmanlı’nın bir Balkan Devleti olduğu gerçeğini unutmadan yürümeliyiz. Suriye, Irak, İran ve Körfez’de yeni Türkiye denklemi hayata geçiyor. Buna Prof. Ali Poyraz Gürson “Türkosfer” diyor.
Afrika ise kalbi Türk inşasına açık, birkaç asırdır sömürülen kıtasının zenginliğini kalbi gibi Türk kardeşlerine açıyor. Koca bir İslam coğrafyası, Ata Yurt Türkistan.
Umutsuz olmak için hiçbir sebep yok. İnanana umutsuzlukta yakışmaz.
Biraz daha sabırla acılara katlanacağız. Mükâfatını biz ve çocuklarımız birlikte alacağız. Sömürmeden, adil ve sevgiyle ve elbette birlikte kazanacağız. İnsanlık ve medeniyet katillerine inat, yeni bir medeniyet inşa edeceğiz.
İnanalım yeter. Çünkü bunu gerçekleştirecek güç, irade ve azim bizde var.