Cıfıt
Yakında pazara girerlerse şaşırmam artık
Uzundere’de yeşerdi Fındık dalları!
Yaş ilerledikçe bazı şeyleri kaçırıyorum artık. Geçtiğimiz günlerde Erzurum İl Tarım Müdürlüğü’nden Ziraat Mühendisleri, yapılan zirai çalışmalarını yerinde görmek için gittikleri Uzundere ilçesinde bir çiftçinin tarlasında üretilen fındığı paylaştı, şaş kaldım, şaşa kaldım.
İlk defa Uzundere’de fındık da yetiştirildiğini anlamama sebep olan o fotoğraf karesinden sonra anlıyorum ki, o fındık o ilçede ilk değil. Neredeyse 10 yıla yakın zamandır, ağacını bir yerlerden bulup getirmiş, Uzundere’de de fındık üretenler de varmış. Başta Ordu ve Giresun olmak üzere Trabzon, Sakarya, Samsun ve Düzce’de de üretildiğini bildiğimiz fındığın artık Erzurum’un ilçelerinde de üretiliyor olmasını ben çok kıymetli buldum.
***
Gözü açık Uzundereli çiftçiler, topraklarının ne denli bereketli olduğunu biliyor, anlıyor olsa gerek, bizim olmaz dediğimiz fındık başta olmak üzere ne varsa üretmeye başlamışlar ki, ayakta alkışlanacak işler bu işler. Uzundere’nin Gölbaşı mahallesinde fındık üreten çiftçilerden Cihat Yiğit ile dün telefonla konuştum, ‘’Sadece fındık mı, bizim buralarda artık enginar, kivi, çağlayan, yeni dünya da üretiliyor. Kışın biraz koruma sağlansın, portakal, muz ve mandalina dahi çıkıyor’’ dedi, ne yalan söyleyeyim, Erzurum tarımı adına hem mutlu oldum, hem de umutlandım. Dünya üretiminin büyük kısmının Türkiye’den sağlandığı gerçeğinden hareket ederek, yarın-öbürgün Erzurum’dan da fındık ihracatı yapılırsa ben artık şaşırmam, sakın kimse de şaşırmasın, bu benim son kararımdır.
--
Erzurum’a gelen ünlü rockçu, ‘’Huma kuşu’’na eziyet çektirdi..
Bu çok olmadı Kıraç!
Her ne kadar sadece Ferdi Tayfur hayranı olsam, sabahtan akşama kadar söylediğinde bıkmasam da iyi de bir türkü dinleyicisiyimdir de. TRT Türkü benim özellikle gün içinde her fırsatta en çok dinlediğim radyodur. Elbette Türk Sanat Müziği, pop da dinlediğim müzikler arasındadır. Kuşkusuz caz dinlemeyi de çok severim ancak rock müzik ile çok da ilgimin olduğu söylenemez. Dinlediğim olmuştur ama öyle türkü gibi, bilindik arabesk müzikleri gibi değildir. Kıraç da elbette tanıdığımız, bilhassa Anadolu pop tınılarını harmanladığı eserleri ile geniş bir dinleyici kitlesine ulaşmış, besteci, söz
yazarı Anadolu rock müzisyenlerinden biridir. Bazı Türk dizilerine de müzikler yaptığını da bildiğim, asıl adı Ali Tufan Kıraç olan Kıraç, daha çok Türkiye’de ‘Gidiyorum, Endamın yeter, Yıllar sonra ve Razıysan gel’ adlı parçalarıyla meşhurdur, tanınırlılığı çoktur.
***
Elbette yazı konum sevgili Kıraç’ın hayatını anlatmak değil. Müzisyenliğine laf etmek hiç değil. Konum, kıymetli sanatçımızın Kültür Yolu Festivali için davetli olarak geldiği Erzurum’da verdiği konserde söylediği bir parça. Bir çok türkünün kaynak kişisi, derleme ustası Erzurumlu rahmetli Hulusi Seven’in ‘’Huma kuşu yükseklerde seslenir’’ eserini konser alanında okuyan Kıraç, tabirimi bağışlasın, adeta çuvallamış. Böylesine güzel, güzide, uzun hava formatında, dillere pelesenk olmuş bir türküyü okumaya kalkmış, çok kötü yapmış.
Videosu elimde. Sadece ben değil, kime dinlettiysem ‘’Bunu söyleyen Kıraç olamaz’’ dedi. Belki Erzurum türküsü diye, Erzurumlu konserini izlemeye gelen dinleyicilerine şirin görünmek istemiş ama olmamış işte. Ve tepkileri de görmüş, anlamış olmalı ki, sanmam bir daha aynı eseri bir daha bir yerde okusun.
--
Hadi siz görmediniz,
diyen de mi olmadı?
Erzurum Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği, uzunca bir süreden beridir Gez Mahallesi kavşağında ki binasında hizmet verir. Seçimleri de henüz yapılan Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği’ne bağlı çok sayıda oda da bu hizmet binasında yeralır. Rasim Fırat’ın
başkanlığını yaptığı mülkiyeti de tamamen kendilerine ait olan bu Esnaf Odaları Birliği, hergün çok sayıda kişi tarafından ziyaret edilir, genelde esnaf ağırlıklı olan bu ziyaretçiler odalarda görüşmeler yapar. Her işyeri ve hizmet binasında olduğu gibi burada da adres panoları mevcuttur. Hangi katta hangi oda veya birim var, gelenler buradan öğrenir. 30’a yakın üyenin bulunduğu binanın girişindeki adres panolarında iki kelime, oldum olası öyle durur kalır.
***
Ha bugün, ha yarın görür kaldırırlar diye beklendi ama gel gör ki bu gerçekleşmedi. Erzurum’da hem de en çok üyeye sahip olan Şoförler Odası ile Minibüscüler Odası’nın isimlerinin yanlış yazılması, biraz da gelen gidenlerin, hatta oda yöneticilerinin kelime sorunları yokmuş gibi duruyor ki doğru değil.
Hele o odanın mensupları şoföre şöför, minibüse minübüs diyemez, dememeli. Hadi bu yanlışı siz görmediniz, bugüne kadar da düzeltmeniz için hiç diyen de mi olmadı? Kelime hatası, iletişimi zorlaştırdığı, dikkatsizlik ve tembellik olarak algılandığı için sevilmez, bu benim son kararımdır, bilin istedim.
--
Eşber Yağmurdereli ile Harun Cici anlaşma yaptı
Tortum’un aykırıları
Kısa Film’de buluşacak
Tarihinde bir çok ünlü siyaset, bürokrasi, akademi ve sanat dünyasında tanınmış önemli isimler yetiştiren Erzurum’un Tortum ilçesinin aykırı isimleri de var. Hem de sadece bölgede değil, tüm Türkiye’de ünlü. Biri Eşber Yağmurdereli, diğeri Harun Cici. Aynı zamanda aktivist de olan bu iki isim, zaman zaman biraraya gelir, ilçelerini, Tortum’u konuşur, hasret giderirler. Senaristliğinin yanısıra şair yönü bulunan, öyküler yazan, hapisler yatan Eşber Yağmurdereli ile artık uluslararası da tanınırlılığı olan kuaför Harun Cici, biraraya geldi.
Tortum temalı bir kısa film için anlaşma yaptılar. İçinde folklorik özellikler de barındıran ve yaklaşık 3 dakika sürmesi planlanan kısa film için hazırlıklara şimdiden başlayan Harun Cici, bir zamanların Tortum’unu anlatarak algı oluşturmak istediklerini söyledi. Eskiden sinemanın da olduğu Tortum’da ki sosyal hayatı ve renkliliğinin de konu edileceği kısa filmde Eşber Yağmurdereli ile halası Paşa Hala da yeralacak.
--
Erzurumlu Bahattin Bağaşlı, işi psikolojiyle çözdü
Benimki ünlü hastalığı’’ diyor, dert etmiyor
Erzurumlu tanınmış emekli esnaflarından, siyasetçi Bahattin Bağaşlı, uzun süredir yakalandığı Ankiloza Spondilit hastalığını, ‘’ünlülerin yakalandığı hastalık’’ diye hiç sorun etmiyor. Genelde omurganın leğen kemiği eklemlerinin kayması sonucu hareket kısıtlamasına yolaçan ve tıp dilinde ‘ Ankiloz Spondilit’’ denilen iltihaplı romatizmal hastalığa yaklaşık 24 yıldır yakalanan Bahattin Bağaşlı, artık tedavisi olmayan hastalığı psikolojik olarak yendiğini söylüyor.

. Aralarında rahmetli Deprem Dede olarak ünlenen ve bilinen Prof.Dr.Ahmet Mete Işıkara, Tiyatro sanatcısı Suna Pekuysal ve ses sanatçısı Cansever’in de yakalandığı rahatsızlığı son zamanlarda dert etmediğini belirten Bahattin Bağaşlı, ‘’Sanırım aktif futbolculuğu bıraktıktan sonra bu hastalıkla karşılaştım.
Zaman zaman ağrılar oluyor ama her ay muntazaman bir iğne vurularak ağrılardan kurtuluyorum. Soranlar, merak edenler olduğunda da ünlü hastalığına yakalandım diyorum. Yakınımızda benim gibi rahatsızlığı olanlar çok yok.
Sadece ünlü olanları biliyoruz. O yüzden de benimki ünlülerde olan hastalık diyor, kendimi de bu şekilde teselli ediyorum’’ şeklinde konuşuyor.
--
SEVDİĞİM BABA SÖZLER: Kusuru kendisine söylenmeyen adam, ayıbını hüner zanneder! (Sadi Şirazi)
DUVARIN DİLİ: İnsanın küstüğü kendi olunca, araya girip barıştıranı da olmuyor!