Değerli dostlar;
Bugünkü yazımızda, Erzurum tarihine ilişkin kronolojik olarak yazdığımız serinin dışına çıkarak, ilginç bir konuyu ele almak istiyoruz.
Bugün sizlere, Erzurum’un sayılı zenginlerinden Cafer Efendi ile Vanî Mehmet Efendi ve meşhur seyyah Evliya Çelebi arasındaki yakın münasebeti anlatacağız. Cafer Efendi’nin kurmuş olduğu muhteşem vakfı ise başka bir yazımızda detaylı olarak takdim edeceğiz.
Erzurum’un ileri gelen ve hayırsever zenginlerinden Hacı Cafer Efendi, Erzurum Hazine Mukataacısı ve Erzurum Defterdarı olarak görev yapmıştı. 1645 yılında, Ulucami ile Lalapaşa Camii arasındaki bölgede, kendi adını taşıyan bir cami, medrese ve çilehane (tekke) yaptırdı. Bunların ihtiyaçlarının temini için Erzurum’a bağlı Tercan Kazası’ndaki Pülk Köyü’nde petrol kuyusu, boyahane, tuzla ile şehir merkezinde hamam, deri imalat merkezi (debbağhane), mumhane vs. vakfetti.
Cafer Efendi, 1650’de, yaptığı bütün bu işleri detaylı olarak anlatan bir vakfiye tanzim ettirdi. Bu vakfiyenin altında imzası olanlardan biri, dönemin büyük âlimlerinden Vanî Mehmet Efendi’ydi. Vakfiyede kendisinden “mefharü’l-müderrisin” diye bahsedilmekteydi. Bu da Vanî Efendi’nin belirtilen tarihte Erzurum’da müderrislik yaptığını göstermektedir.
Diğer taraftan 1647’de Erzurum’da bulunan Evliya Çelebi ise müfessir ve muhaddis olan Vanî Efendi’nin Lalapaşa Camii’nde “kürsü şehyliği” yaptığını, şöhretinin dört bir tarafı kapladığını, onun sohbetini dinleyenlerin her şeyden paklanarak hal sahibi olduklarını belirtir. Bütün bu bilgiler Vanî Mehmet Efendi’nin Erzurum’a belirtilen tarihlerden daha önce, muhtemelen 1640’lı yılların başında geldiğini göstermektedir. Bu durumda, Vanî Efendi’nin 1659’da Erzurum’a geldiğini belirten bazı kitaplardaki bilgiler, maalesef gerçeği yansıtmamaktadır. Kendisi Erzurum’dan 1661 sonrasında ayrıldığına göre, burada yaklaşık 20 yıl kaldığını söylememiz mümkündür. Bu âlim zât, Erzurum’da, günümüzde kendi adını taşıyan caminin yanındaki hanesinde ikamet etmiştir. Erzurum’dan sonra İstanbul’a giden Vanî Efendi, Sultan IV. Mehmet’in yanından ayırmadığı, vaazlarını ve huzur derslerini dinlediği meşhur bir hoca olmuştur.
Diğer taraftan Evliya Çelebi, seyahatnamesinde Cafer Efendi’den sık sık bahsetmektedir. İkili arasında yakın bir dostluk kurulmuştur. Çelebi, Cafer Efendi için “musannif ve mü’ellif ve sulehâ-yı ümmetden azîz kimesne idi.” der. Paşa Sarayı yakınındaki Cafer Efendi Sarayı’ndan da bahseden Evliya Çelebi, Cafer Efendi’nin Erzurum paşası ve kendisi için, Erzurum ve Pasin ovaları arasındaki Cafer Efendi köyünde büyük bir ziyafet verdiğini; ayrıca paşaya üç at, üç gulâm ve üç kese (altın) hediye ettiğini belirtir.
Sonuç olarak bu üç önemli isim, XVII. yüzyılın ortalarında Erzurum’da bir araya gelmiştir.
Kaleminize sağlık hocam. Vani Mehmet Efendi'nin Araisü'l Kur'an adlı kitabını okuduğumda, o günün koşullarında böyle muhteşem bir eseri ne büyük emeklerle, ne kadar derin bilgi birikimiyle yazabilmiş diye düşünmüş ve rahmetli hocamızın büyüklüğünü anlamıştım. Mekanları cennet olsun.
Na Cafer Efendi ne de Vani Efendi adının anıldığı magaller kaldı, jentleşirken tarihi isimleri de siliyoruz. Allahtan adamların adının anıldığı camileri var..
murat hocam evliya çelebinin bahsettiği eğerli dağında gördüğü belam bin baura ya ait olduğunu Cafer efendiden öğrendi kabir hakkındada sizden bilgi alabilir miyiz?
Hocamın derin bilgi ve araştırmalarıyla Erzurum şehrinin tarihine ışık tutan kişileri de ele alması bir Erzurumlu olarak beni çok mutlu etmiştir. Teşekkürler hocam.