1048’deki Karaz ve Pasin Savaşlarının Selçuklular tarafından kazanılmasından sonra, bölgedeki Bizans askerleri Erzurum Kalesi’ne çekilmişti. Devam eden Türk akınları karşısında Bizanslılar, burayı iyice tahkim etti. Yüksek surları ve kuleleriyle çok sağlam bir yer haline gelen Erzurum Kalesi, bir müddet daha Bizans hâkimiyetinde kaldı.
Erzurum Kalesi, 1071 Malazgirt Zaferi sonrasında Türkler tarafından fethedilecektir. Bu fetihle ilgili olarak bazı efsaneler vardır. Bu efsaneler, Saat Kulesi’nin dibindeki eksi kale kapısının hemen önünde, yakın zamana kadar var olan “Kırklar Türbesi”yle yakından ilişkilidir.
Fetih ve türbeyle ilgili efsaneler arasında belki de en anlamlısı, Mehmet Önder isimli yazar tarafından derlenen aşağıdaki efsanedir:
“Türkler, Erzurum Kalesi önüne geldikleri zaman, bir an için atlarının dizginlerini çeker, hayran hayran kaleye bakarlar. Böylesine sağlam ve sarp bir kale görmemişlerdir:
-Bu kale kılıçla kalkanla alınmaz, derler. Çevresine bile yaklaşmak her babayiğidin harcı değildir. Böyle de olsa bir çare bulunmalı, Erzurum Kalesi fethedilmeli, burçlarına Türk Bayrağı çekilmelidir!
Türkler, kaleyi, önce dört yönünden kuşatırlar. Bu kuşatma birkaç hafta savaşla geçer. Bu arada esirler alınır, esirler verilir. Sonra da bir akşam karanlık bastığı sırada, kale tekfuruna elçi gönderip şöyle derler:
-Kuşatmadan vazgeçtik. Hemen gideceğiz. Elimizde 40 kadar esir var. Bir anlaşma yapalım. Biz size esirleri teslim edeceğiz. Siz de bizimkileri bırakın.
Bu haber kalede sıkışıp kalan Bizanslıları çok sevindirir. Hemen Türk esirlerinin zincirlerini çözer, kale kapısı önüne çıkarırlar. Türkler de 40 yiğit seçer. Bunları esir kılığına sokarak alaca karanlıkta kaleye sürerler. Bizanslılar, bunlara kale kapılarını açtıkları an kıyamet kopar. Esir kılığında 40 yiğit birer aslan kesilir. Sakladıkları kılıçlarını sıyırarak kale muhafızlarının üzerine atılırlar. Göz açıp kapayıncaya kadar kale kapısı tutulmuş, pusuda bekleyen öteki bahadırlar, bu şaşkınlık anından faydalanarak şehre girmişlerdir. Birkaç saat sonra, Erzurum Kalesi’nin en yüksek burcunda Türk bayrağı dalgalanmaktadır.
Bugün Erzurum Kalesi’nin güneyinde bir Saat Kulesi, kulenin önünde de ‘Kırklar Türbesi’ adıyla anılan küçük, sade bir yapı var. Türbe ne zaman yapılmıştır bunu kimse bilmez. Ama içerisinde Erzurum’un ilk fatihleri olan 40 yiğidin gömülü olduklarına inanırlar. Bir ‘Meçhul Asker’ anıtı gibi atsız kahramanlar…”
Efsaneler, destanlar ve hikâyeler, halkın tarihi ve kültürel hafızasının günümüze aktarılması ve millî bilincin canlı tutulması bakımından son derece önemli ve değerli kültür unsurlarıdır.
kıymetli hocam kırklar ziyaret yeri inin fotoğrafları elimde var, orada sanduka şeklinde mezarlar vardı. Türbenin yıkılmasına epey direndim, yetkililer tarafındanorada kimse yok, kemik çıkmadı vs söylemler yapıldı. Efsaneler bir şehrin ruhu dur, o ruhlardan biri ortadan kaldırılmış oldu. Memur zihniyeti bğrokratlar bu şehre çok zarar verdiler, yazınız için çok teşekkür ederim. En azından bu efsanemız yazılı belge halinde arşivde ki yerini alacak,