Prof.Dr.Yaylalı’nın ve Prof.Dr.Temurlenk’in vefatı, acı tesadüf oldu
Aynı bölüm
aynı ölüm!
Atatürk Üniversitesi, geçen hafta iki önemli kayıp yaşadı, yas tuttu. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden, aynı bölümden iki öğretim üyesi, aynı hafta içerisinde vefat etti. Erzurum Teknik Üniversitesi’nin de kurucu rektörlüğünü yapan Prof.Dr. Muammer Yaylalı ile yıllarca aynı fakültede birlikte görev yaptığı Prof.Dr.Mehmet Sinan Temurlenk, aynı hafta içinde hayatını kaybettiler. Her iki merhum akademisyen de fakültenin İktisat Bölümünde görev yapmışlardı. Her iki merhum öğretim üyesi de aynı nedenden, kalp krizinden dünyalarını değiştiler. İlginç bir tesadüf olsa gerek, her iki merhum akademisyen de aynı camiide, Narmanlı camiinde son yolculuklarına uğurlandılar, Asri mezarlıkta toprağa verildiler. Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde dekanlık görevinde de bulunan Temurlenk ile Prof.Dr. Muammer Yaylalı’nın aynı hafta içinde hayatlarını kaybetmesi, başta fakültede ve bölümde büyük üzüntü yaşatırken, kentte de sevenlerini üzdü. Bu arada, Prof.Dr.Muammer Yaylalı’nın bölümündeki odasındaki malzemeler kardeşine teslim edildi, boşaltıldı.
--
Yaktığınız kadar yanın!
Son dönemlerde sıklaşan orman yangınları ile sadece yanan ağaçlar değil, yüreğimiz de yanıyor. Hepimizi derinden üzen yangınlar konusunda 7’den 70’e herkes yanıp tutuşuyor. Gerek televizyon ve gerekse gazete manşetlerinin müdavimi olan yangınlar konusunda yapılan negatif paylaşımlar kadar güzel paylaşımlar da oluyor ve bu yüreğimizi serinletiyor. Uzun cümleler yerine kısa kurulmuş cümleler haleti ruhiyemizi anlatıyor. İşte bir fenomenin sosyal medyasından bir animasyon ile duyurduğu bu paylaşım sanki de içimizi okuyan cinsten. Bu güzel paylaşımı siz de görün istedim.
***
‘’YAKTIĞINIZ KADAR YANIN. YIKTIĞINIZ KADAR YIKILIN. KATLETTİĞİNİZ KADAR KATLOLUN. KAHRETTİĞİNİZ KADAR KAHROLUN...AMİN.. İNŞALLAH. Neyi kurtaracağımızı şaşırdık. Ağaçları mı, denizleri mi , hayvanları mı, çocukları mı, kadınları mı. Güzel olan masum olan herseyi bitirdiniz. Güzel olan iyi olan herşeye bu kadar düşman olur mu insan? Allah belanızı versin Yaktığınız yerden yanın!’’
--
5 kilometrelik doğa maratonunu Dadaş kıyafeti ile koştu
Aykırı Dadaş!
Doğa tutkunu olması, günlerinin çoğunu tek başına dağlarda geçirmesi sebebiyle ‘Dağların oğlu Bülent’ olarak tanınan Erzurumlu Bülent Erkan, farkındalık oluşturan işlere imza atmasıyla da meşhur biri. Özellikle ilçesi İspir’in turizm elçisi konumunda olan, yaban hayat yaşamıyla sıklıkla yerel ve ulusal basına konu olan 45 yaşındaki Bülent Erkan, bu defa Palandöken’de düzenlenen maraton koşusuna Dadaş kıyafeti ile katılarak dikkatleri çekmeyi başardı. İran ve Gürcistan’dan da çok sayıda koşucunun katıldığı 3 farklı maraton yarışına iştirak eden Bülent Erkan, 5 kilometrelik maratona Dadaş kıyafeti ile katılarak farkındalığa imza attı. 30 derece sıcaklıkta Palandöken dağının girişinden başlayarak Ejder tepesine kadar bu kıyafeti ile koşan Dağların oğlu, ağırlık da yapan Dadaş kıyafetlerini yük görmedi. Her haliyle bu kıyafet ile koşmaktan son derece de mutlu olduğu gözlenen Bülent Erkan, ilk 3’e giremedi belki ama günün sonunda her maratoncu gibi yarışmaya katılımından ötürü organizatörler tarafından madalya ile ödüllendirildi.
--
Müdür ağaca çıktı dut topladı!
Özellikle sebze ve meyve yetiştiriciliği konusunda Erzurum’un en zengin ilçesi olan Tortum’da dut toplama dönemi sona eriyor. Ağaç dallarındaki beyaz ve kara dutlar birer birer toplanırken, halen daha yörede makine yolu ile değil de geleneksel şekilde, sallama suretiyle dut toplanıyor. İlçenin en güzel mahallelerinden olan eski adı Kisha, yeni adı Şenyurt’da evi bulunan Erzurum İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürü Murat Güven de babadan kalma teknikle toplama işini yapanlardan.. Evinin bahçesindeki kara dut ağacına çıkan İl Müdürü, yarım saat 5 kiloluk dut için ağaç salladı, yere düşürdüğü lezzet harikası, her derde deva kara dutları misafirlerine ikram etti .
--
MHP İl Başkanı, hafta sonları hiç boş durmadı
Yurdagül düğünden düğüne koştu
Temmuz ayı adeta ‘düğünler ayı’ oldu. Hemen hemen her hafta çok sayıda çiftin nikahının kıyıldığı, düğününün yapıldığı Erzurum’da MHP İl Başkanı Adem Yurdagül, o düğünden o düğüne koşuşturdu, nikah şahitliği yaptı, aman zaman piste çıktı oynadı. Diğer siyasilerin aksine en çok sünnet ve nikah törenlerine katılarak belki de hayatının en yoğun Temmuz ayını geçiren Adem Yurdagül, her hafta sonu Erzurum’da kaldı, düğünlere katılım sağladı. Önceki gün de İl yönetim kurulu üyelerinden Hasan Yamaç’ın oğlunun düğün törenine iştirak eden Yurdagül, bu ay içinde bir çok sünnet töreninde de bulundu, minikleri bu anlamlı günlerinde yalnız bırakmadı. Onca işinin arasında düğün merasimlerini es geçmeyen, bazen hafta içinde yapılan düğünlerde de görünen MHP İl Başkanı ile birlikte il Başkanı yardımcısı Cihan Aksakal ile ilçe başkanları da aynı tempoda düğün mesaisi yaptılar.
--
Bu çarşı, yerlerinden edilen esnafa gelsin!
Etrafı güzelleştirilen Tarihi üçkümbetlerin yanına yeralan Erzurum müzesinin önünde ki inşaatın ne amaçla yapıldığı sorusu, sonunda cevabını buldu. Büyükşehir Belediyesi, bugün Olgunlaşma Enstitüsü olarak hizmet veren eski Şair Nefi Ortaokulunun tam karşısında yıllarca faaliyet gösteren esnafa ‘çıkın’ demişti. Uzun uğraşlar sonucunda konutların da olduğu binalar yıkıldı, esnaf yerlerinden oldu ama orada ki esnaflara Büyükşehir de, yeni bir yer taahhütünde bulundu, o sözü yerine getirme gayreti içine girdi. Belediye, yıkılan o yerde inşaat başlattı ama herhangi bir tabela falan olmadığı için de gelip geçenler için bu inşaat hep merak konusuydu. Mimarisi tamamen farklı olacak, tarihi alanın ruhunu yansıtacak, tamamen taş görünümlü çarşı 2 kattan oluşacak, oto park alanı da yeralacak. Çarşının inşaatının yıl sonunda tamamlanması planlanıyor. Müzenin etrafında böyle bir alana bir bina yapmak yerine boş kalsa daha iyiydi diye düşünüyorum ama bir yandan da mağdur olan esnaf sevindirilecek, ona da hayır diyemiyorum, bu benim son kararımdır.
---
TUTTUĞUM BABA SÖZLER: Birilerinin kalbine iyi gelmeyi öğrenin. Yük olma işini herkes yapıyor zaten! ( Cahit Zarifoğlu)
DUVARIN DİLİ: İyi insanların üzerine çok gitmeyin. Gün gelir çok iyi kötü olurlar!