Milli bayramda, okulundaki anma törenine katılmayı sıkıcı bulan bir öğrenci ya da daha kötüsü, öyle sıkılgan bir öğretmen misin?
O rahat kırmızı koltukta bir saat, telefonuna dokunmadan, arkadaşınla konuşmadan nasıl sessiz duracaksın, değil mi ya?
Peki İstiklal Marşını duyduğunda üç dakika hareketsiz kalmak sana ağır mı geliyor?
Hangi çağdayız; İngiliz, Alman öyle mi yapıyor canım?
19 Mayıs’a, 23 Nisan’a günlerce hazırlanmak mı, o da neymiş? ‘Bunlar Orta Çağ uygulamalarıydı’ diyorsan, azıcık dur orda!
Sana bir şey anlatacağım…
★★
1919 yılı Haziran ayında Emirdağ'da halk arasında ‘Yunan gavuru tümen tümen Emirdağ'a geliyor.’ söylentisi yayılınca eli silah tutan tüm erkekler askerlik şubesine giderek silah altına alınmak için başvururlar; henüz ortaokul-lise çağındaki yüzlerce genç gönüllü olarak silah altına alınır ve yerel Kuvayi Milliye Hareketini başlatırlar...
Geride sadece yaşlılar, bedensel engelliler, çocuklar ve Deli Battal isimli bir meczup kalır...
Deli Battal, herkesin kızdırdığı bir delidir, kendisini kızdıran kişileri yakalayınca paçasından tutarak havaya kaldırır, yere çarpar ve herkesi güldürür. Acıkınca önüne gelen ilk eve giderek yağlı katmer ve üzüm hoşafı ister, isteği asla geri çevrilmez, karnını doyurur... Halbuki Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı zaten yoksul olan milletimizi daha da yoksullaştırmıştır.
Emirdağlı Kadınlar, yün eğirir ve yünden çorap yaparak Kuvayi Milliye'ye gönderirler...
★★
Bir gün Deli Battal, İncili Mahallesinde bulunan bir eve gider, bir kalıp sabun ister. Sabunu alınca evin karşısındaki çeşmede ayağından çıkardığı topuğu yırtık çorabını ve öküz derisinden yapılmış çarığını köpürterek iyice bir yıkar, çorap ve çarığını elline alarak yalın ayak doğru Askerlik Şubesi binasına gider.
Yolda bir ayağı dizinden aşağı kesilmiş bir Balkan Savaşı gazisi: ‘Deli Battal, senin yalın ayakla gezmen bizim şerefimize dokunur, yanıma gel de sana bir çift çarık vereyim.’ der ama Deli Battal cevap bile vermeden yoluna devam eder...
Askerlik Şubesi Binasına girerek kapalı bir kapıyı çalar, içeri girer, o esnada Şube Reisi, Kaymakam, Jandarma Komutanı ve Kuvayi Milliye reisi gizli bir toplantı yapmaktadır. Deli Battal, esas duruşa geçerek tekmil verir: ‘Kuvva-i Milliye Karargahına Deli Battal'dan selam olsun, Kuvvacılar var olsun, Deli Battal hepinize kurban olsun! Duydum ki Mustafa Kemal'in askeri yalın ayakmış, çarığı da delikmiş, Kuvvacılara yardım için herkes bir şeyler yapıyor. Allah şahidimdir ki benim malım mülküm yok... Size çoraplarımı getirdim, şimdi yıkadım, vallahi temizdir, çorabımın topuğu azıcık deliktir ama çarığım sapa sağlamdır...’
Deli battal, çorap ve çarığını teslim ederken göz yaşlarına hâkim olamaz ve konuşmasına devam eder: ‘Askere alın desem, beni yazmayacağınızı biliyorum ama Deli Battal'dan Mustafa Kemal Paşa'ya selam olsun, gazanız mübarek olsun... Haydi bana eyvallah!’
Deli Battal, odadan asker selamı vererek çıkar ve yalın ayak sokaklarda dolaşmaya başlar.
Yunan ordusu gelip Emirdağ'ı işgal edince Yunan kuvvetlerini takip ederek öğrendiklerini ve gördüklerini gizlice Milli Kuvvetlere bildirir, gönüllü istihbarat elemanı olarak faaliyet gösterir. Türk Ordusu 1922 yılı Eylül ayının ilk günlerine Emirdağ'a girdiğinde Yunan Ordusunun gizli silah depolarını komutanlara bildirir. Ne var ki Yunanlılar Deli Battal'ı kaçarken yakalarlar ve kurşuna dizerek şehit ederler...
Emirdağ'da dikilen heykelinde bir elinde çorabı diğer elinde ise çarığı vardır...
Anısına saygıyla ve rahmetle...
★★
Okul müdürüne veya öğretmene itaatle; ona, buna, şuna hoş görünmekle; ideolojiyle, sloganla, burnunun akmasıyla, klima çarpmasıyla falan ilgisi yok bunun sevgili kardeşim:
İtiraz etmek, kaytarmak ne demek; okulda anma törenine gururla katılacaksın; minnetle, şükranla, saygı ve huşu ile…
O rahat kırmızı koltukta bir saat sessiz oturacaksın, anlatılanları can kulağıyla dinleyeceksin! Velev ki anlatan çok da coşkulu olmasın.
Sen, dinleyeceksin, dinlemeyi öğrendiğini göstereceksin!
Konuşan da zaten konuşmayı öğrenir; onun için kürsüde…
İstiklal Marşını duyduğunda bacağını indireceksin, yerin uygunsa ayağa kalkacaksın, hareketsiz kalacaksın!
Yoksa sosyal medyada hamaset nutukları atıp, ucuz kahramanlık taslamayacaksın.
Binlerce gerçek kahramana, şehit olmuş on binlerce akranına borcun var senin; lütfun değil, borcun!
Deli Battal’a borcun var mesela…
Mecbursun, para pul yetmez, saygınla ödeyeceksin!
Sevgi mi? O da artık senin şahsiyetine kalmış bir şey.
Teşekkürler güzel bir yazı.
Çok anlamlı ve önemli mesajınızı inşallah alır bazıları ..Elinize sağlık,yüreğinize sağlık..
Çok güzel bir yazı.
İlginiz ve yorumunuz için teşekkür ederim değerli Müdürüm. Umuyorum ki mesajımız birilerine erişiyordur. Tıpkı öğretmenlikte olduğu gibi, bizimki de iyimser bir ümit yolculuğu...