Büyüdü yalnızlığın çirkin, iğrenç elleri
Doldu taştı pişmanlığın azgın nehirleri
Benlik girdabında kayıp oldu insanlık
Geceler uykusuz, gündüzler alaca karanlık
Çocukların göz bebeklerine gizlendi nefret
Her köşe başını kuşatmış pusuda cinnet
Gün doğar, gün batar, bu doğal akış
Artık maddenin devranı, manaya son bakış
Dün gitti, yarın gelmedi, gün bugündür
Her insan günahsız doğar, günahkar ölür
Kabirlerde yükseliyor bir feryat, bir figan
Her ölen pişman ölür demiş, Attila ilhan
Yaşlılar huzur evlerinde, kimi yalnızlığın pençesinde
Sığamadılar evlatlarının koca koca evlerine
Her hüsranın temelinde inançsızlık var şüphesiz
Dualar menfaat bezeli, camiler tenha, sessiz
Körpe kız gelin olmuş, çeyizinde sessiz çığlık
Gözlerinde nem bulutu, karnında bir ağırlık
Öyle bir zaman ki bu, zalime devran
Öyle bir devran ki zulüm çölünde kervan
Garibanı kim fark eder, görüp de kim tanır
Zengin malıyla övünür, fakir fakirliğinden utanır
Çiftçiler, toprağın dilinden anlamaz olmuş
Köylüler şehirlere, şehirliler köylere dolmuş
Sadakat ölüm döşeğinde, benzi solgun yatıyor
İhanet yavuz hırsız olmuş, naralar atıyor
Bakışta, sözde, her nefeste dehşet
Nefsi kuşatmış her taraftan şehvet
Erkekler kadınlığa, kadınlar erkekliğe özenir
Yer yarılsa, kıyamet kopsa, vallahi yeridir
Çöplüklerde yeni doğmuş bebekler ağlıyor
İnsan, korkunç bir canavar olmuş, kuduz gibi hırlıyor
Vatan sağ olsun diyen analar, ağlasın şehitlikte
Evladının katiline dokunamaz, vekildir o mecliste
Dürüstlük hırsız sofralarına meze diye konmuş
Mertlik geçmiş zaman, namertlik istikbal olmuş
Önce aklı, sonra bilimi ilah bildiler
Aç susuz ölürken çocuklar, onlar güldüler
Namuslu emekçinin sofrasında kuru ekmek
Birileri için bunun böyle olması gerek
Dünyanın dört yanında güçlü güçsüze zulmediyor
Adalet tecelli için Hakimin hükmünü bekliyor
İnsan denilen eşref-i mahlükat tabiatı katletti
Utanmadan, sıkılmadan, şimdide gözünü aya dikti
At izi, it izine karışmış nasıl çözülecek bu düğüm
Hakikat olmasın Allah’ım, rüya olsun gördüğüm
Yakındır üflemesi, İsrafil Alehisselam’ın suru
Kalmadı dünyanın endamı, kalmadı nuru
Aşkı tek hecede anlatmış Cemal Safi
İnsanlığın miyadı doldu, bu kadarı kafi
Ey gizemli geçit durma, kapılarını aç
Aç ki, yeniden yeşersin bu kupkuru ağaç