“Ve onlar ki, başkaları için harcadıkları zaman, ne saçıp
savururlar, ne de cimrilik yaparlar; bu ikisi arasında her
zaman bir orta yol bulunduğunu (bilirler).”
Furkân sûresi / 67
“Kanaat etmekten nasibi olmayanı
dünya malı zengin edemez.”
Ferîdüddîn Attâr
İki Gösterişin adıdır cimrilik ve savurganlık!
İkisinin de yolu kalbinden değil nefsinden geçer.
Cimrisindir zira ikram edeceğinin değeri elinden çıkacak olandan kıymetsiz gelir sana.
Savurursun, içinden bütün değerlerin senden daha değersiz olduğunu herkese göstermek geçer.
Unutma ey insan; sen ne cimriyken ne de saçıp savururken sen değilsin!
İkisi arasında pinpon topu gibi gidip gelirken, kalbin yaptıklarına ikna olmaz...
Çıkarların, hesapların, heveslerin belirler o an kim olacağını.
Şehvetli bir savurgan mı yoksa zalim bir eli sıkı mı?
Egonla kolkola çıktığın hiçbir yol seni gönlünü ferah tutacağın bir menzile ulaştırmaz...
Ya korkunç bir pinti eyler ya da gözü dönmüş bir savurgan!
İkisi de aslında kimsenin hoşuna gitmez...
İki hâl de seni örseler, yalnızlaştırır, duygularını ezer geçer.
Huzur bulmaksa arzun, her an değişen küçük kurallarını, ipe sapa gelmez hesaplarını bir kenara bırak...
Elindekinin sana ait olmadığını anla artık...
Emaneti kafana göre tüketemeyeceğini kabul ettir nefsine.
Gösterişin, kudretin, şehvetin gölgesinden çek al hayatının kararlarını.
Ancak o zaman bir orta yol çıkacaktır karşına...
Tam da o an sen ruhunu arındıran bir dinginlikle kalbinin dünya meşgalesinden ilk kurtarılması gereken olduğunu
anlayıp...
Olmazsa olmazlarının nasılda tersyüz olduklarını sevinçle izleyeceksin.