Hayırsız bir gün batımına büründü akşam
Çekti kara çarşafını, yıldızsız gökyüzü
Bir garabet, fütursuzca söyledi son sözü
Başımı alıp gitsem, hatta kaçsam
Uzaklar, sarıp sarmalar mı bu öksüzü
Hayırsız bir gün batımına büründü akşam
Çekti kara çarşafını, yıldızsız gökyüzü
Puslu, karlı, bir dağ başında, sarhoş ve serseriyim
Kısık gözlerle süzüyorum, sahipsiz bir şehri
Masumluğumu felç etti zamanın zehri
Acaba aklı başında görünen bir deli miyim
Bilmediğim bir alemden, bana gülümsüyor peri
Puslu, karlı, bir dağ başında, sarhoş ve serseriyim
Kısık gözlerle süzüyorum, sahipsiz bir şehri
İstemez miydim, gül bahçelerinde emeğim olsun
Benim nasibime soğuk betonlar düştü
Hiç aklıma gelir miydi, akşamüstünün beni vuracağı
Gelir miydi aklıma, saatlerin sabaha karşı duracağı
Heybemdeki muştular zimmetimden düştü
İstemez miydim, gül bahçelerinde emeğim olsun
Benim nasibime soğuk betonlar düştü
Belki tenhasıdır, kalabalığın zayıf karnı
Ben, kendi kalabalığında kaybolmuş biriyim
Sanki bin yıl oldu uykuya daldığım
Bir o kadar olmuştur, uykuda yandığım
Bilmiyorum, aynalarda gördüğüm ben miyim
Belki tenhasıdır kalabalığın zayıf karnı
Ben, kendi kalabalığında kaybolmuş biriyim
Güzel bir yazı