Ne güzel bir dine sahibiz…
Öyle bir din düşünün ki yaşamınızın her alanında size kılavuzluk etsin. İnsanı, iyiliği, ahlakı ve tüm yaşam değerlerini merkeze alsın.
Dinimizin emrettiği güzel ahlak, hayatımızın tamamı için 24 saat geçerli. Ancak Ramazan ayında bu değer adeta katbekat artar...
***
On bir ayın sultanı Ramazan’a sayılı günler kaldı. Sahura kalkacak dünyanın dört bir yanındaki Müslümanlar, aynı niyetle oruca başlayacak. Günlerin kısa, gecelerin uzun olduğu bu mübarek ayda, teravih namazı sonrası dostlarla içilen çayın, edilen sohbetin tadı bir başka olacak.
Ramazan en iyi hangi şehirde yaşanır diye sorsalar, hiç düşünmeden Erzurum derim. Şehri sevmek bir yana, Ramazan gerçekten Erzurum’da bir başkadır. İftara dakikalar kala pide kuyrukları, eve yetişme telaşı…
Hepsi görülmeye değerdir.
***
Elbette bu huzur dolu manzaraların yanında görmek istemediğimiz durumlarla da karşılaşıyoruz. Örneğin kentte öğle saatlerine kadar sokaklarda neredeyse kimseyi göremezsiniz. Şehir hayatı bir ay boyunca adeta askıya alınır. İş görüşmeleri öğleden sonraya bırakılır, sabah saatlerinde açık bir işyeri bulmak imkansız hale gelir. Hemen herkes Ramazan rehavetine kapılır.
Ancak gündüzün sessizliği, akşama doğru yerini telaşa bırakır. Son dakikada eve yetişme çabası sokakta, fırında, trafikte bir kargaşaya dönüşür. Kimsenin kimseyi görmediği o anlarda tartışmalar, zaman zaman kavgaya kadar varır. Gün boyu sabırla tutulan oruçlar, birkaç dakikalık öfkeye kurban edilir.
İşte bu durum ne yazık ki her yıl tekrar eder ve Ramazan’ın ruhunu zedeler. Ümit edelim ki bu Ramazan, bu gibi nahoş manzaralara şahit olmayız.
***
Bir diğer önemli mesele ise Ramazan yardımları…
İslam’ın şartlarından biri olan zekat, yılın sadece bir ayına değil 12 ayına yayılması gereken bir ibadettir. Ancak bizler ısrarla bu sorumluluğu Ramazan ayında yerine getirmeyi tercih ediyoruz.
Bu noktada en çok başvurulan yöntem, marketlerin hazırladığı hazır gıda kolileri oluyor. Fakat dar gelirli aileler için hazırlanan bu kolilerin her zaman gerçek ihtiyaca karşılık geldiğini söylemek zor. Çünkü ihtiyaç sadece temel gıda maddelerinden ibaret değildir. Bir çocuğun çorabı, iç çamaşırı ya da ayakkabısı da en az gıda kadar elzemdir.
***
Düşünün, aynı haneye onlarca koli ulaştığını, 50 paket makarna, 10 kilo pirinç… Ama o evde montu olmayan, ayakkabısı bulunmayan bir çocuk var. İşte bu noktada hediye çeki ya da alışveriş kartı, çok daha işlevsel bir çözüm sunar. İhtiyaç sahibi neye gereksinimi varsa onu alır. Hem yardım amacına ulaşır hem de o evde gerçek bir huzur sağlanır.
Üstelik bazı zincir marketlerden alınan yardım kolilerinde, son kullanma tarihi geçmiş ürünlere rastlanıldığı bilinen bir gerçek. İnsanın kendisi için tercih etmeyeceği bir ürünü, yardım adı altında başkasına reva görmesi ne kadar doğru!
***
Her yıl bu konuda sayısız uyarı yapılmasına rağmen bu alışkanlıktan vazgeçilmiyor. Gelin bu Ramazan bir güzellik yapalım. Yardım anlayışımızı gözden geçirelim. Siz de Ramazan’ı huşu içinde geçirin, ihtiyaç sahibi de…
Şimdiden tüm İslam Aleminin Ramazan’ını tebrik ederim.
evet bir başkadır. zaten yatışta olan devlet daireleri tam yatışa geçecek bütün işler kalacak.