TÜİK’in 2025 verileri çarpıcı bir gerçeği gözler önüne serdi. Şayet herkes nüfusa kayıtlı olduğu ilde yaşasaydı, Erzurum’un nüfusu bugün 2 milyona yaklaşacaktı.
Bu rakam, sıradan bir istatistik değil Erzurum’un kaçırdığı bir geleceğin, ertelenmiş bir kalkınmanın ve zorunlu göçün sessiz itirafıdır.
Peki, 2 milyonluk bir Erzurum nasıl bir şehir olurdu?
Öncelikle şunu kabul etmek gerekir, günümüz Erzurum’undan bakarak 2 milyonluk bir kenti hayal etmek kolay değil. Ne mevcut şehir dokusu, ne ekonomik yapı ne de sosyal hayat buna hazır görünüyor.
Ama tam da bu yüzden soru önemli. Çünkü 2 milyonluk Erzurum, bugünkü Erzurum olmazdı. Zira Türkiye’nin 6. büyük kenti olmak, sadece nüfus kalabalığı anlamına gelmez. Daha fazla kamu yatırımı, daha güçlü bir siyasi temsil, daha fazla özel sektör ilgisi ve kaçınılmaz olarak daha yüksek bir kalkınma ivmesi demektir.
İşsizlik bugünkü gibi olur muydu?
Muhtemelen hayır. 2 milyonluk bir kent, tek başına öğrenci ekonomisine yaslanamazdı. Sanayi, lojistik, tarım teknolojileri, hayvancılık, gıda işleme ve soğuk iklim üretim modelleri zorunlu olarak gelişirdi. Çünkü bu kadar insanın doyması, çalışması ve geçinmesi için başka bir yol yoktur...
Bugün “iklim dezavantajı” diye konuşulan bahaneler böyle bir nüfus baskısı altında çoktan avantaja çevrilmiş olurdu. Soğuk iklime uygun üretim, enerji, sera ve depolama modelleri bir tercih değil, zorunluluk haline gelirdi.
Şehir nasıl şekillenirdi?
Erzurum, bugünkü gibi yatay genişleyen ama merkezde sıkışan bir kent olmazdı. Ulaşım ağları, toplu taşıma, uydu kentler ve planlı konut alanları çok daha erken gündeme gelirdi. İlçeler bugünkü gibi “kenarda kalmış” değil, şehrin aktif parçaları olurdu. Kısacası Erzurum, bir memur,öğrenci şehri değil yaşayan, üreten ve tutunan bir metropol olurdu.
Siyasi ağırlık ne olurdu?
Bu nüfus ile Erzurum, Ankara’da başka konuşulurdu. Meclis’teki sandalye sayısı, bakanlık dengeleri, merkezi bütçedeki payı günümüzden katbekat fazla olurdu. Talepler “duyulmak” için değil, “hesaba katılmak” için masaya gelirdi.
Bu tablo bize şunu söylüyor; Erzurum nüfus kaybetmedi, gelecek kaybetti. Göç, sadece insanların değil sermayenin, umudun ve geleceğin de bu şehirden ayrılması demektir. Bugün 2 milyonluk Erzurum’u hayal etmek zor geliyorsa, bunun nedeni hayalin büyüklüğü değil yıllardır süren ihmallerin ağırlığıdır.
Belki geçmişi geri getiremeyiz. Ama bu şehir, hala doğru bir kalkınma modeliyle yeniden düşünülmeyi hak ediyor. Çünkü Erzurum’un meselesi nüfus değil, irade meselesidir.
Önce bir gidip bakın Bursa, Balıkesir'e. Sonra Erzurum'a gelin bakın. Marmara bölgesinde ilkbahar yaşanırken, Erzurum'da her yer buz tutmuş vaziyette. Marmara da buna kış deniliyor Erzurum'da kış kış diyor. Bugün Bursa dururken Erzurum'a kim gelir. Değil hızlı tren süper tren bile gelse bu şehir ileri gidemez. Tek sebep eşit olmayan iklim şartları.
hızlı tren gelse belki erz ma göç olur ve nüfus artar ama nüfusa ne iihtiyaç var ki, önemli olan erzurumlu olarak sağlık eğitim sosyal olanaklar vb konularda her şeye sahibiz, sırf nüfusu fazla diye onların yapabildiği bizim yapamadığımız ne var? üstüne birde trafik, hava kirliliği, su kıtlığı vb durumlar yaşarız. Bu yüzden hızlı trende gelmesin erzma göçte olmasın , böyle iyi,
Teşekkürler başarılar
Bu halde bile trafik sourn oluyor :)) iyiki göç olmuş,
doğru olabilir