Bir kenti asıl yalnız bırakan, gerilemesine neden olan sessizliktir.
Ve Erzurum gün geçtikçe sessizleşiyor...
Eskiden mahalle aralarında yankılanan çocuk sesleri, yerini modern ama içi boş evlere bıraktı.
Üniversiteyi bitiren gençler bavulunu toplayıp gidiyor, dönmeyi düşünen yok!
Kimi İstanbul’a, kimi Ankara’ya, imkanını bulan yurt dışına…
***
Hafta sonu eş dost ile muhabbet ederken farkettim; Erzurum’da yaşayan genç kalmamış! Bir çok aile dostumun çocukları üniversite eğitiminin ardından şehri terk etmiş. Başka illerde önemli şirketlerde görev almış. Sevindim ama şehrim adına üzüldüm.
Öyle ya kim için çabalıyoruz. Tüm amacımız bu ülkeyi,bu şehri gelecek nesillere bırakmak değil mi ? Oysa gençlerin bu kent için bir hedefi yok!
Peki neden?
Cevabı sandığımız kadar karmaşık değil; İş yok, umut az, gelecek belirsiz... Erzurum yıllardır eğitim kenti olmayı başardı ama mezun ettiği binlerce genci şehirde tutmayı başaramadı. Okutuyoruz ama yaşatamıyoruz. Diplomalı işsizler ordusunu büyütüyor, sonra da onları başka şehirlere uğurluyoruz.
Sanayi zayıf, özel sektör cılız, yatırımlar yetersiz. Kamu kadroları artık kimseyi taşımıyor. Gençlerin önünde iki seçenek kalıyor;
Ya şansını deneyip gidecekler.
Ya bekleyip hayallerinden vazgeçecekler.
***
Göç, sadece giden insan mıdır? Boşalan mahalle, kapanan iş yeri, kapısına kilit vurulan kobi ve şehrin her geçen gün yaşlanması da göç değil midir? En acı olan ise Erzurum’un sürekli kan kaybeden bir şehir olduğu gerçeği değil midir? Gençler ile birlikte nitelikli, üretme kabiliyeti yüksek olan insanlar gidiyor. Geriye kalan ise yaşlanan nüfus ve ağırlaşan bir tablo...
Şehir yöneticileri her platformda “potansiyel” kelimesini kullanıyor. Evet, Erzurum’un potansiyeli var.Ama o potansiyel tek başına işe yaramıyor, beklentileri karşılamıyor.
Genç yatırım ister, iş ister, fırsat ister.
Gelecek kaygısının yüksek olduğu bir şehirde hayal bile barınmıyor.
***
Bugün herkes şunu sormalı kendine; Erzurum neden doğanını büyütüyor da yetiştirdiğini başka şehirlere hediye ediyor?
Bir şehir yalnızca geçmişiyle ayakta durmaz.
Geleceğiyle yaşar.
Ve Erzurum’un giden gençleri bize şunu söylüyor:
“Biz vazgeçmedik şehirden…
Şehir bizden vazgeçti.”
Sanki diğer illerde armut piş ağzıma düş diyorlar. Ama Erzurumlu Erzurumu sevmiyor. Problem budur. Türkiye’yi gezin. Erzurumlu kadar kendi şehrine düşman başka bir kitle göremezsiniz. Erzurumlular inşallah gider de bu şehri gerçekten seven diğer halklar şehre hakim olurlar…
Erzurum'la ilgili öz eleştiri yapan, gerçeği görüp kaleme alan ilk defa sizi gördüm. İsdihdam yok, ekonomi kötü, zaten kış memleketi olunca sayısı çay ocakları hariç 1000 in üzerinde kahve-cafe tıka basa dolu. Gelecek görmeyen yerlisinin göç verdiği, işsiz, yaşlı göç alarak daha da yabancılaşan vaat edilen hizmeti alamayan unutulan bir şehir oldu. 45 yıldır gurbette yaşadığım özlemle koşarak her gelişimde hüsrana uğruyoruz. Sizin gibi gerçek Erzurum sevdalılarına ihtiyaç var. Özellikle Erzurum'da kahve -kafe sayısını kaleme alarak paylaşmanızı bekliyoruz. Gerçek daha da ortaya çıkacaktır.
Önecelikle Erzurum'un kanayan yarasına parmak bastığınız için teşekkürler. Ben Erzurum'da bir kamu görevlisiyim. Şöyle ki ; Erzurumda doğup okumuş burada yaşayan birisi olarak Erzurumdan sadece çocuğumun eğitimi söz konusu olursa çıkmayı düşünen biriyim. Dadaşkentte bir iş yerinin aylık 35 bin tl ye kiraya verildiği bir ev kirasının 20 bin olduğu (giderler hariç) yaşamak zulümden öte değil.Önce imkanların geliştirilmesi kalkınmanın yolunu nufüs ile koruyarak sağlayabilirsiniz. Örnek vereyim Erzurum'un Çat ilçesinde 2 adet lise var çok proğramlı lise ve imam hatip. çok proğramlı lisenin meslek bölümüne baktığınızda boş okuyan çocuğun sadece ilçeden çıkıp hatta batıya göç etmesine etken durum. bunu il geneline yayın siz. balık küçük yemek isteyen çok. ya salatasından yiyip aç kalkacaksın sofradan yada ordan ayrılıp karnını başka yerde tıka basa dolduracaksın. Erzurum memur ve öğrenci ağırlıklı bir şehir . onlarda olmazsa şehir bomboş.
Sevda Hanım, yazınız Erzurum’un en büyük sorununun adını net koyuyor: sessiz bir göç ve sessiz bir çöküş… Ancak bu sadece şehir merkezinde değil, köylerde çok daha ağır yaşanıyor. Artık köylerde genç neredeyse hiç yok; tarım yaşı 60’a dayanan büyüklerimizin omzunda. Genç gidince tarla boşalıyor, ahır kapanıyor, üretim yaşlanıyor. Bu durum sadece nüfus kaybı değil, Erzurum’un tarımsal geleceğinin erimesi demektir. Üniversite mezunu gencimizi şehirde tutamadığımız gibi, köy gencimizi de toprağa bağlayamıyoruz. Umut az, fırsat yok, gelecek görünmüyor. Boşalan her köy ve ekilmeyen her tarla bu şehrin kan kaybettiğinin sessiz bir göstergesi. Potansiyel var ama genç olmadan hiçbir potansiyel işe yaramıyor. Yazınız bu gerçeği hatırlatan önemli bir çağrı; umarım gerekli yerlere ulaşır.
Böylesine önemli bir konu bu kadar güzel anlatılır.yillarca fazlasını söyledim bu şehrin çocuğunu bu şehirde istihdam edin diye .olmadı.maalesef bir üniversite mezunu işsiz bir çocuğu olan babayım.bende her an gidebilirim .
Göç var diyorsunuz, bina yapılmayan yer kaldımı, şükrüpaşa, yıldızkent, hilalkent, dadaşkent. Yeni evlerin hepsi dolu, emlak satışı hız kesmiyor, inşaat sektörü nefes almadan çalışıyor,Kiralar uçmuş. Kafeler, avm adam kaynıyor. Acayip bir şehir Erzurum, yaşanacak bir şehir değil.
büyükşehirlerin hepsi böyle :((
Tebrikler.. son derece önemli bir konuyu kalem almışsınız.. Düşündüren vurgular yapmış kinayeli mesajlarla zenginleştirmişsiniz..0 katılıyorum.
İnsanların gitmek için ve daha fazlası geri dönmemek için birçok sebebi var, iklim sartlari en basta olmak üzere şehir ekonomik gelişmişlik olarak sürekli geri gidiyor, sosyal ve kültürel imkanlar gelişmemiş, şehire çevresinden çok niteliksiz insan gelmiş, insanımız değişime, eleştiriye vs konulara karşı kapalı, şehir insanının bırak yabancıya kendi insanına bile tahammülü yok, dedikodu, çekememezlik vs vs 20 yıldan fazladır dışarıda yaşayan biri olarak bazen geri dönmek istiyorum ama gelip birkaç gün kalınca bunun pek iyi bir fikir olmadığını üzülerek gozlemliyorum.
Uzun zamandır okuduğum en anlamlı yazı ve şehri yönetenler ve siyasilerin umurun da bile değil maalesef...
batıya göçü engellemek için batıya yatırımı azaltıp doğuya kaydırmak lazımdı. Bunun için ülkenin kalkınma planları hazırlanırdı. eskiden. kim hazırlardı bunları . mühend,sler mimarlar. şimdi bi siyasetçi kalkıyor diyorki istanbıla 5milyon nüfuslu yeni bir şehir yapacaz. Bunu duyan gençler iş aş umuduyla yallah istabnul yolunu tutuyorlar. Haklılar. hızlı tren bile belki 20 yıl sürer erz ma gelmesi. ülkede düzen düstur kalmadı vesselam. ayaklar baş oldu başlar ayak oldu. her şey tersine döndü. göçün bir sebebide bunlar. ehliyet liyakat pula döndü.
Tebessüm yok tebessüm! Anlayışta aynen öyle... Yanlışlar davranışlar ve iletişim, maalesef o kentte yaşayanların doğruları olmuşsa... ve kimse görmüyor göremiyorsa o zaman böyle devam... en azından habitatı doğal kalır... Soru sorduğun, selam verdiğin, istek ve talepte bulunduğun devlet memuru, esnaf ve vatandaş belinde silahı olsa çıkarıp sıkacak derecede öfke dolu karaktere iletişime sahip yürümez tabii ki de... Bunları yazın ilk önce ki halk bunun farkına varsın ve kendine çeki düzen versin ki genç nesil tebessümü, güler yüzü ve anlayış (aile içi haksız şiddet, baskı) beklentisini dışarıda aramasın...
Dışarıda mı tebessüm var. Bahsettiğiniz şey tüm Türkiye’nin problemidir.
Vallaha iyi yapıyorlar Erzurum'da özel sektör asgari ücret verince bile başka iş bulamazsın iması yapıyor sanki milyonlar veriyorlarmış gibi. Hem de iş ne olursa olsun. Batıda aynı işler daha fazla prim ve paraya yapılıyor hem de genç nesil kendini yetiştiriyor. Diyeceğim o ki Erzurum'a az bile yapılıyor. Önce şehir kendini geliştirsin.