Anadolu’nun yüzlerce yıllık el emeği, oya… Kadının duygusunu, sesini, sevincini ve iç acısını ilmik ilmik taşıyan bu kadim sanat, 25–26 Kasım tarihlerinde Kahire Yunus Emre Enstitüsünde Erzurum Büyükşehir Belediyesinin destekleriyle düzenlenen “Oyanın Diliyle: Kadının Sessiz Anlatısı” başlıklı söyleşi ve sergide Mısırlı ve Türk misafirlerle buluştu.

Bir sandığın kapağını açar gibi; kültürümüzün, kadın emeğinin ve Anadolu’nun derin hafızasının dünyaya yayıldığı iki gün oldu.
Etkinlikte oyanın tarihçesi, motiflerin sakladığı duygu dili ve kadınların sessiz anlatısı; hem bilimsel bir çerçevede hem de sanatsal bir atmosferde sunuldu. Fotoğraflar, portreler ve hikâyeler yan yana geldi; oya sadece bir el işi değil, bir kimlik, bir hafıza, bir ses oldu.

Açılış konuşmasını yapan Kahire Yunus Emre Enstitüsü Koordinatörü Satiye Karaalioğlu, oyanın bir süsleme değil, Anadolu kadınının yüzyıllardır kullandığı bir duygu dili olduğunu vurguladı:
“Her oya bir anlam taşır; bir kızın sevincini, bir annenin emeğini, bazen de doğaya duyulan hayranlığı…”
Söyleşi bölümünde bir Erzurumlu şehir tanıtım uzmanı olarak ben de, oyanın çeyiz kültürü ve geleneksel el işçiliği içinde nasıl nesilden nesle aktarıldığını anlattım. Erzurum Büyükşehir Belediyesinin meslek edindirme kurslarıyla kadınlara sağladığı imkânlara; oyanın hem kültürel bir miras hem de günlük hayatın içinde canlı bir sanat formu olarak yaşatılmasına dikkat çekerek serginin kültürel yelpazesini genişlettim.

Erzurumlu olmak ayrıcalıktır diyerek, konumuz oya olsa da Erzurum Olgunlaşma Enstitüsünün hazırladığı Ehram kataloglarından Ehram’ı, Olur ilçemizin Pamuklu Karnavas bezini, motiflerini ve kültürel arka planlarını anlattım. Böylece sergi, Erzurum’un dokuma geleneğinden Anadolu’nun geniş el işi mirasına uzanan bütünlüklü bir kültürel anlatıya dönüştü.

Serginin fotoğraf bölümünde Fotoğraf Sanatçısı Kübra Çetin, Erzurum’un köylerinde çektiği belgesel portrelerle oyanın günümüz kadınlarının yaşamındaki yerini benzersiz bir dille görünür kıldı.

Etkinliğin bilimsel altyapısında büyük emek veren Folklor Araştırmacısı Türkan Oral, oyanın motif çeşitliliğini, tarihsel gelişimini ve sosyokültürel bağlamını anlatarak serginin kültürel değerini güçlendirdi.
Kahire’de yoğun ilgi gören etkinlik boyunca konuklara Erzurum’a özgü coğrafi işaretli demir tatlısı, peynir helvası, kete, göğermiş peynir ve lavaş ekmeği ikram edildi.
Bir kültür sadece sergilenmedi; tadıldı, konuşuldu, hissedildi.

Bir Türk ve Erzurumlu Olarak Mısır’da: Piramitlerden Tolunoğulları’na Uzanan Yolculuk
Sergi sonrası kızlarla birlikte çıktığımız Kahire gezisi, tarih ve medeniyetin iç içe geçtiği eşsiz bir yolculuğa dönüştü.
Önce Mısır piramitlerinin kadim sessizliğine tanıklık ettik; sonra yönümüzü beni asıl duygulandıran yere, Tolunoğulları Külliyesi’ne çevirdik. Bir Erzurumlu, bir Türk olarak Mısır’ın kalbinde yükselen bu muhteşem yapının taşlarında atalarımızın nefesini hissetmemek mümkün değildi.

İbn Tûlûn Camii, Türklerin Mısır’da kurduğu ilk bağımsız devletin mimari nişanesidir; sade ama güçlü çizgileri, geniş avlusu, spiral minaresi ve şehir kurma bilinciyle adeta Türk devlet geleneğinin Nil kıyısındaki mühürlerinden biridir.
Orta Asya’dan taşıdığımız estetik, disiplin ve teşkilat ruhunun İslam dünyasında bıraktığı ilk izleri bu külliyede görmek, Kahire’deki sergi kadar anlamlı bir deneyime dönüştü.

Mısır’da oyalarımız için Osmanlı fesi kullanmak istedik çünkü Osmanlı’yı çok hissediyorsunuz ve Mısırlılar bizi çok seviyor. Mutlulukla karşıladılar.

Teşekkürle Kapanan, Yeni Umutlarla Açılan Bir Sandık
Bu anlamlı organizasyon için;
Yunus Emre Enstitüsüne,
Kahire Koordinatörü Satiye Karaalioğlu’na,
Uzman hemşehrimiz Sevilay Ögel’e,
emek veren Meryem Hanım ve Nurettin Bey’e
yürekten teşekkür ederim.

Erzurum’dan desteğini esirgemeyen Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Mehmet Sekmen’e ve Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı Sayın Ergün Engin’e ayrıca ve defalarca teşekkür borçluyum.
Kahire’de açtığımız bu kültür sandığı, bana şunu yeniden hatırlattı: Anadolu’nun her ilmeğinde bir hikâye, her motifinde bir nefes, her sandığında yeni bir sır saklı.
Bakalım daha neler çıkacak bu sandıktan…
Sizin de oyalarınız, sandıklarınız ya da eskiye dair izleriniz varsa
Okur Gezer Canan Instagram hesabından bana ulaşabilirsiniz.
Eserler güzel gerçekten .
Tebrikler başarılar
Geriye dönük olarak güzel bir yazı kaliteli olmuş tasarımı ile tarihsel olaylar pişirme olmalı Tr için
doğru normal.