Erzurum’un kışı uzundur… Soğuğu serttir ama insanı sımsıcak eden bir tarafı vardır: birlikte olma hâli. Köy odasında toplanmak, karın üzerinde helva çekmek, türküyü hep bir ağızdan söylemek…

Yakutiye’ye bağlı Yazıpınar Köyü’nde böyle bir gece yaşadık. Vesilemiz; çiftçi bir ailede büyüyen, emeği toprağa, gönlü kelimeye yaslanan Sinan Örnek abimizin kitabıydı: Seyyahın Gönül Sözleri 1.
Dedik ki; bu lansman bir salon programı olmasın. Sinan abi tel helvası konusunda da Erzurum’da nam salmış bir isim. Öyleyse kitap da helva da kendi tabii mekânında buluşsun. Kültür, ait olduğu yerde yaşasın.

Tel helvası…
Şeker, su, un, limon…
Karın üzerinde kıvam bulan ağda…
Zahmeti yüksek, maliyeti düşük; ama manası derin.

O akşam davetimize icabet eden isim ise o günün Valisi, bugünün İçişleri Bakanı olan Mustafa Çiftçi idi. Kültüre sahip çıkmanın sözle değil, katılımla olduğunu gösterdi. Kolları sıvadı, helvayı bizimle birlikte çekti. Devletin makamı ile köy konağının sediri aynı hizaya geldi.
Ayrıca Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanımız Sayın Ergün Engin’in de programa katılarak bu kültürel buluşmaya destek vermesi, gecenin anlamını daha da güçlendirdi.
Ben kendisine, köy halkının hazırlık yaptığını, “yatsılık” dediğimiz o kadim Erzurum geleneğini yaşatmak istediğimizi arz etmiştim. Tel helvası, su böreği, kete, göğermiş peynir… Hepsi hazırdı ama asıl hazırlık gönüllerdeydi.
Ve o gönül sofrası gerçekten kuruldu.

Gecenin bir başka güzelliği ise Palandöken Masterlar Koşu Grubu’nun anlamlı jestiydi. Forma hediye ettiler. Sporun disipliniyle kültürün zarafeti aynı mekânda buluştu. Bir köy konağında hem meşk vardı hem muhabbet hem de dayanışma… İşte Erzurum ruhu tam da buydu.
TRT sanatçıları Mehmet Çalmaşur, Mahmut Kıvanç ve saz ekibi türkülerle geceye renk kattı. O anlarda zaman ağırlaştı; sanki eski Erzurum geceleri geri geldi.

Ve programın en sonunda, o atmosferin benimle yapılmış olması… İşte bu beni ayrı bir mutlu etti. Çünkü mesele sadece bir organizasyon değildi; bir hayalin, bir niyetin, bir kültür hassasiyetinin ete kemiğe bürünmesiydi.
Sinan Örnek’in çiftçi oluşu ile şair oluşu arasında hiçbir çelişki yok. Toprağı süren el, kelimeyi de yoğurur. Tel helvasını çeken kol, şiiri de inceltir.
O gece bir kitap tanıtılmadı sadece.
Bir helva çekilmedi yalnızca.
Bir şehir kendi hafızasına yeniden dokundu.
Erzurum’un kışı serttir, evet…
Ama kültürü sıcaktır.

Ve ben inanıyorum ki; bir şehir, karın üzerinde kıvam bulan helvasını, köy konağındaki meşkini ve gönül birliğini unutmadığı sürece dimdik ayakta kalır.
gelenek ve göreneklere sahip olmak güzel bir durum