Bu yazıda anlatacağım isimleri belki çoğunuz tanımıyorsunuz:
Alper Tanyeli, Muhammet Güneş, Veysel Kabahor, Rıdvan Sezer ve Dilek Çimen…
Onlar benim “engelli arkadaşlarım” değil; tam tersine, bana hayatı, sabrı, şükrü, insanlığı ve en önemlisi de “görmeyi” öğreten dostlarım.
Alper Hoca: Bir Işığın Peşinden Gitmek
Tortum Öğretmenevi Müdür Yardımcısı, Palandöken Görme Engelliler Spor Kulübü’nün kurucularından, Türkçe öğretmeni Alper Hoca…
Kendisi görme engelli olmasına rağmen bunu bir kimlik değil, bir sorumluluk olarak taşıyor.
Bana yıllardır bir öğrencisinden bahseder: Ağrılı, genç bir kızdan. Görme engelli olduğu için ailesi onu neredeyse “başlık parasıyla ikinci eş” olarak verecekmiş.
Ama spor kulübüne katılmasıyla hayatı değişmiş:
Bugün millî sporcu, kendi evi var ve ailesine “gül gibi” bakıyor.
Alper Hoca, ilimizdeki tek görme engelli yönetici olduğunu hiç söylemez. O hâliyle her gün Tortum’a gidip gelir, şikâyet etmez, yoruldum demez. Çünkü o, engeli değil insanı görür.
Muhammet Güneş: Karanlıktan Sahaya Uzanan Bir Yol
Muhammet önce babasını kaybetmiş, ardından bir gözünü, sonra diğerini…
Bu ağır kayıpların içinde 130 kiloya kadar çıkmış, hayattan kopmuş.
Alper Hoca ona da el uzatmış.
Bugün 80 kilo, Erzurum Teknik Üniversitesi’nde Antrenörlük Bölümü’nde okuyan ilk total (tam görme engelli) öğrenci.
Onun için tek gereken şey bir sesti.
Birinin ona “Sağdasın, sola koş, önümde parkur var” demesi…
Bu imkânı sağlayan başta Erzurum Valimiz Sayın Mustafa Çiftçi’ye ve Gençlik Spor İl Müdürümüz Levent Çakmur’a teşekkür borçluyuz. Fatih Şengül Hocamız da bu görevi yaptı sağ olsun
Muhammet’i benim için özel kılan ise Bingöl’de yaşadığımız küçük bir anıdır.
Çorbasını kaşıkla içmeye çalışırken “Sen de kaseyle içsene” dedim. Utana sıkıla, “Canan Hocam, sana ayıp olmasın; Erzurumluyuz, Kaymakam Bey de tanıdığınız. ‘Çorba içmeyi bile bilmiyorlar’ demesinler” dedi.
O kadar mahcup oldum ki…
Bizim görmediğimiz nezaketi, o karanlıkta bile görebiliyordu.
Veysel Kabahor: Rüyanın Sessizliğini Öğreten Abi
Adıyaman turnuvasında Veysel Abi’yle sohbet ederken konu rüyalara geldi.
“Canan Hocam, ben rüya görmüyorum ki” dedi.
Nasıl?
“Ben doğuştan görmüyorum. Görsel hafızam hiç olmadı. Rüyalarım da seslerden ibaret.”
O gün, rüya görmenin bile bir lütuf olduğunu öğrendim.
Rıdvan Sezer: Mizahın Şifası
Bizim “Çay İçmez Rıdvan Baba”…
Kayseri turnuvasında Su İçmez Baba Türbesi’ni gezerken bana dönüp:
“Hocam, ben ölürsem mezar taşıma ‘Çay İçmez Rıdvan Baba’ yazın.” dedi.
Kahkahalarla güldük.
Engellilerden öğrendiğim en önemli şeylerden biri de buydu:
Engelinin farkında olmak ama kendini bununla sınırlamamak, hayata mizahla tutunmak.
Turnuvalarda yürürken birbirlerine takılıp düşen görme engelli çocukların
“Ula kör müsen, görmir misen?”
diye şakalaşmalarını duyunca insan hem gülüyor hem de hayata başka bir gözle bakmayı öğreniyor.
En çok da “Yalanım varsa kor olim.” deyişleri…
Kendilerinde olmayan bir şey üzerinden espri yapacak kadar özgür bir ruh hâli…
Dilek Çimen: Görmenin Fotoğrafı
Dilek Çimen, 8 yıl önce Erzurum Büyükşehir Belediyesi’nin ESMEK kurslarında Uğur Sağıroğlu Komutanımızdan fotoğraf eğitimi almış.
Bugün İbrahim Erkal Kültür Merkezi’nde ilk kişisel sergisini açtı.
Bir kez daha gördüm ki güzel bakmak için göz değil gönül gerekir.
3 Aralık Dünya Engelliler Günü: Bir Hatırlatma
Bugün sloganlar atıp fotoğraflar çekip ailelerle yemek yiyip sonra unutulacak bir gün değil.
Ben de unutulmaması için bu yazıyı yazmak istedim.
Biz bu köşeye Kültür Sandığı dedik.
Çünkü kültür yalnızca türküden, mimariden, motiften ibaret değil;
engellilerle iletişim kültüründen, onların dünyasına saygı duymaktan, adım adım öğrenmekten ibaret.
Onlar bana çok şey öğretti:
Görmenin gözle değil kalple olduğunu…
Rüyanın bile bir nimet olduğunu…
İnsanın engelini değil emeğini görmenin kıymetini…
Ve en önemlisi:
Biz birbirimize engel değil, destek olduğumuzda hayat güzelleşiyor.



içimize geçen ve dokunan Bi yazı olmuş canan hanımın... Kalemine sağlık Satırlar çok şey anlatır engel bizde sert Bi dil ile ifade ediliyor Erzurum'un ketesi var (kor) kete diye bu ismi kullanmak bizi üzüyor ismi Köy ketesi olarak erzurumcada değiştirilmesi yönünde... Yine cokk güzellikler le bizi tanistirtin... Sen hep yaz biz okuyalım... Sadırlardan satırlara düşen kelimelerin bizimle olsun ...????????????????
Engellilik; bir eksiklik değil, bir farklılıktır. Ve her farklılık gibi, toplumun çeşitliliğini artıran bir renktir. Bizler, bu renklere sahip çıktığımız sürece daha adil, daha güçlü ve daha güzel bir toplum olabiliriz. Bu yolda bize destek veren herkese ve tabii ki sana sonsuz teşekkür ederim Canan'cım.. Kalemine, yüreğine sağlık
Elinize emeğinize sağlık Canan hocam. Unutmayalım ki hepimiz birer engelli adayıyız. Yeterli engellilik yüreklerde olmasın. ????????????????