Bugün yolumuz, Erzurum’un en kuzeydeki kadim ilçesi İspir’e düştü. Bir ilçe düşünün; dört komşusuyla bir kavşak gibi duruyor: Aziziye, Rize, Trabzon, Bayburt… Doğu’nun sükûnetiyle Karadeniz’in hareketi burada yan yana duruyor. Binbir kültür, binbir renk… İspir fasulyesinin ünü zaten malum; bir de tarihî panayır geleneği var ki hâlâ yaşatılıyor. Bazı ilçeler vardır, geçmişi anlatmaz; geçmişle birlikte yaşar.
*
Yolculuğumuzun ilk durağı, Doğu Anadolu’da kurulan ilk kadın kooperatifi olma özelliğini taşıyan İspir Hanımeli Kadın Kooperatifi oldu. Enfes bir serpme kahvaltıydı; ama içimizi asıl ısıtan, sıcacık tandır ekmeğiydi. Bazı sofralar yalnızca karnınızı değil, içinizi de doyurur.
Bu noktada özel bir parantez açmak gerekir. Merve Coşkun, bütün samimiyeti ve gayretiyle kooperatife çok ciddi katkılar sunmuş; bölge için bir “ilk” olma sorumluluğunu taşıyan bu yapının öncü kimliğini güçlendirmiştir.
Kadın Kooperatifi Başkan Yardımcısı Fatma Haki ablamıza da ilgisi, emeği ve misafirperverliği için özellikle teşekkür etmek isterim. Kuruluşundan bu yana istikrarını kaybetmeyen bu kooperatif, İspir’de kadın emeğinin en kıymetli örneklerinden biri olmaya devam ediyor.
*
Ardından İspir Kaymakamımız Sayın Ahmet Salih Poçanoğlu’nu ziyaret ettik. Sohbet, beni yıllardır gururla anlattığım Erzurum’a özgü arafalık geleneğinden, Konya’ya ait şivlilik geleneğine taşıdı. Şivlilik; üç ayların başlangıcında çocuk sevincinin sokaklara taştığı, paylaşmanın şekerle karşılık bulduğu kadim bir gelenek. Etimolojik olarak “şiv” (canlılık, neşe, hareket) kökünden geldiği ifade ediliyor ve Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından da kayıt altına alınmış durumda.
Kaymakam Bey’in zarif bir jestle bana da şivlilik vermesi, geleneğin ne demek olduğunu yeniden hatırlattı: Paylaşınca çoğalan bir şey.
Hazır buraya kadar gelmişken, diğer Konyalı büyüklerimden de şivlilik beklediğimi not düşeyim; elbette ilk sırada Sayın Valimiz Mustafa Çiftçi var
**
İspir’de günün bir başka kıymetli başlığı ise eğitim ve dijital farkındalıktı. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Erzurum Bölge Müdürü Sayın Ertuğ Çakır, ilçede öğrenci ve velilere yönelik bir seminer verdi. BTK; güvenli internet, sosyal medyanın bilinçli kullanımı, dijital ayak izi, siber zorbalık ve dijital oyunların etkileri gibi konularda sahada ciddi bir emek ortaya koyuyor.
Bu kapsamda BTK Erzurum Bölge Müdürlüğü, 2026 yılı itibarıyla 7 oturum seminer gerçekleştirmiş. 4 Şubat 2026’da İspir Anadolu Lisesi’nde düzenlenen seminerle de hedef; Erzurum’un her ilçesinde öğrenci ve velilere doğrudan ulaşmak.
*
Seminer sonrası İspir Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Coşkun’u ziyaret ettik. Sohbette dikkat çeken başlıklardan biri de, kamuoyunda sıkça tartışılan baz istasyonları meselesiydi. Ertuğ Bey’in altını özellikle çizdiği nokta şuydu:
Baz istasyonları izinsiz kurulamaz. Yetkilendirilmiş firmalar tarafından, mevzuata uygun biçimde kurulur; BTK Bölge Müdürlükleri uzmanlarınca düzenli olarak denetlenir. Bu konuda son derece titiz bir süreç işletilir. Bilimsel olarak ispatlanmış bir zarar bulunmadığını, endişelerin çoğunun bilgi eksikliğinden kaynaklandığını ifade etti.
Doğrusu, BTK’nın sahadaki bu denetleyici ve eğitici rolünü yerinde görmek benim için de öğretici oldu. Konu BTK Akademi’nin yapay zekâdan kodlamaya, diksiyondan oyun geliştirmeye kadar uzanan ücretsiz çevrim içi eğitimlerinden söz edilirken, İspir Akademi’nin sahadaki karşılığı daha da anlam kazandı.
Sohbet, bu kez İspir Akademi üzerinde yoğunlaştı. 2025’te 32 öğrenciyle yoluna devam eden akademinin omurgasını iki temel alan oluşturuyor: Psikolojik Danışmanlık ve Eğitim Danışmanlığı.
Bu iki hattı Psikolog Melisa Erdinç Bektaş ve Eğitim Danışmanı İbrahim Yusuf Yavuz birlikte yürütüyor. Akademi, yalnızca ders çalışılan bir mekân değil; öğrenciyi akademik, psikolojik ve sosyal yönleriyle bir arada tutan gerçek bir güven alanı olarak tasarlanmış.
Ve elbette gastronomi…
Dağların Oğlu lakabıyla bildiğimiz Bülent Erkan abimiz, Taşlıca Köyü taraflarında kurduğu sofra ile bizi hem doyurdu hem düşündürdü. Bülent abi, 17 yaşına kadar okuma yazma bilmemiş; uzun süre kendi adını dahi yazamamış biri. Ama bugün, yaşanmışlıklarla dolu güçlü hatıralardan oluşan bir kitap kaleme almış: “Dünyanın En Kötü Kitabı.”
Adının tersine, son derece sahici ve insanı durdurup düşündüren bir anlatı. Üstelik bu kitabı hediye edecek kadar da cömert bir gönle sahip. Gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum. @daglarin.oglu_
Sofranın karşısında ise çatıları çalılarla örtülü eski taş evler… Zamanın yavaşladığı, hikâyenin duvarda asılı kaldığı yapılar… Yedigöller, yürüyüş rotaları, bakir doğa… İspir, aceleyle geçilecek bir yer değil.
Elbette görülecek daha çok yer var. Ama ben bu yazıda, bizzat temas ettiğim ve içimde yer eden durakları anlatmak istedim.
Çünkü İspir’i bir günde gezmek mümkün olabilir;
ama İspir’i anlamak, daha uzun bir hikâye ister.
Merhaba yüreğinize sağlık ???? 58 yıllık İspir evladı olarak hasretimi artıran bir yazı olmuş.ah keşke baba topraklarıma gidip senenin bir bölümünde geçmişimin güzel anılarını teker yaşasam.ispirde şüphesiz gezilesi görülesi sayısız mekanlar vardır.ben bilip gördüklerimi bir minik katkı olması hasebiyle yazmak istedim.benim köyümde 7 gözeler doğal kaynak suyu vardır yüzyıllardır hiç kesilmeden tatlı yumuşak şişirmeyen çayı muhteşem demlenen adına yedi gözeler yada kilise pungarı denilen göze suyumuz vardır.yedi göllerden dağlardan taşlardan süzülerek mineral donanımlarla zenginleşerek kilometrelerce yol katedip mahallemden çıkan bu güzel suyun analiz edilip edilmediğini henüz öğrenebilmiş değilim.ama edilmelidir.yine mahallemde malesef değeri bilinmemiş cahil kimselerce yıkıp harap edilmiş tarihi kişise mevcuttur.ağaç sayısını bilmiyorum ama 10 larva dut.kıcılcık,üzüm ağaçlarının bulunduğu uçsuz bucaksız gadoğun bağı denen meramız mevcuttur.karakter sınırından dolayı yazı bitti sözğm var