İlk köşe yazımı yazarken içimde garip bir heyecan var…
İnsanın kalbinde büyüttüğü bir hikâyeyi kelimelere emanet etmek kolay değilmiş.
Ama bazı hikâyeler var ki, artık susmayı değil; duyulmayı hak ediyor.

Benim için oya, tam da böyle bir hikâye…
Bir Anadolu kadınının sessizliği, sabrı, gururu, inceliği… Hepsi küçücük bir ilmikte saklı.
Ve şimdi o sessiz ilmikleri, ilk kez ülke sınırlarının dışına taşıyoruz.
“Oyanın Diliyle Kadının Sessiz Anlatısı”
İsmine bile her baktığımda kalbime bir sıcaklık doluyor.
Bu sergiyi 25–26 Kasım 2025’te Kahire Yunus Emre Enstitüsünde açacağız.
İlk yazımın ilk konusu da bu yolculuk olsun istedim; çünkü hayatın içindeki en özel dönemeçlerden biri bu oldu.
⸻
Yunus Emre Enstitüsü: Sadece Türkçe öğreten bir yer değil, bir kültür yuvası
Hazırlık sürecimiz boyunca şunu çok net gördüm:
Yunus Emre Enstitüsü sadece Türkçe öğreten bir kurum değil; Türk kültürünün ruhunu dünyaya taşıyan bir gönül ocağı.
Orada dil kadar sıcaklık, gelenek kadar zarafet, Türkiye kadar samimiyet var.
Hele ki Kahire’deki ekip…
Sevilay Ögel Hocam’ın nezaketi, yönlendirmesi ve emeği; bu yolculuğu benim için daha anlamlı hâle getirdi.
⸻
Oya araştırmalarında bir keşif: Lisgav (Çamlıca) motifi
Saha çalışmalarımızda beni en çok duygulandıran anlardan biri Tortum’da yaşandı.
Eski adı Lisgav, yeni adı Çamlıca olan köyde, bugüne kadar kayda geçmemiş tamamen yöreye özgü bir oya motifi bulduk.
Çeyiz sandıklarında saklanmış, kadınların elinde sessizce yaşatılmış, kimsenin bilmediği ama herkesin yüreğinde bir izi olan bir motif…
Bu keşif, sanki serginin kalbine bir mühür gibi düştü.
Erzurum’un kültürel zenginliğini dünyaya anlatırken, böyle bir ayrıntıya şahit olmak benim için paha biçilemez.
⸻
Nazlı Yağmur: Sadece bir model değil, kız kardeşim
Afişte yüzünü gördüğünüz genç kadın, Nazlı Yağmur Şimşek…
Yani benim canım kardeşim.
Onun o masum tebessümü, hem bu serginin ruhuna hem de Anadolu kadınının inceliğine çok yakıştı.
Bir abla olarak gururla söylüyorum:
O yüz, o bakış, o duruluk…
Anadolu’nun bütün zarafetini taşıyor.
⸻
Bu sergi benim için sadece bir çalışma değil, bir yol açılması
Fotoğraf sanatçısı Kübra Çetin’in güçlü objektifi,
Folklor araştırmacısı Türkan Oral’ın engin bilgisi
ve benim şehir tanıtımı konusundaki heyecanımla ortaya çıkan bu sergi…
Aslında içimde yıllardır büyüttüğüm bir hayalin dünyaya açılan kapısı.
⸻
Teşekkür etmek yakışır bu yola…
Her güzel işin arkasında görünmeyen bir emek zinciri vardır.
Bu yazının yayımlanmasında desteklerini esirgemeyen
Pusula Gazetesi Genel Koordinatörü Sevda Güneş’e
ve kıymetli İstihbarat Şefi Manolya Bulut’a
en içten teşekkürlerimi sunuyorum.
Bu serginin Kahire’ye uzanan yolunda her zaman yanımda olan
Erzurum Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı
Ergün Engin Bey’e ve
Kahire Yunus Emre Enstitüsü’nden
Sevilay Ögel Hocama da gönülden teşekkür ediyorum.
İyi insanların dokunduğu işler daha anlamlı oluyor, buna bir kez daha şahit oldum.
⸻
Son söz… İlk yazımın sözleri…
İlk köşe yazımda şunu söylemek isterim:
Kültür, en çok paylaşıldığında çoğalır.
Biz bu sergiyle sadece oyayı göstermiyoruz;
kadının emeğini, Anadolu’nun ruhunu, Erzurum’un zarafetini dünyanın başka bir ülkesine taşıyoruz.
Kahire’ye gidiyoruz, evet…
Ama aslında yanımızda bütün Anadolu kadınlarının sessiz duası var.
Ve ben o duaların ağırlığını değil; güzelliğini taşıyorum.
Bu da insanın omuzlarına değil, kalbine yük oluyor.
İyi ki…
Okurgezercanan@gmail.com
Nice güzel başarılara…????
Kutlarım. Yolunuz açık olsun.
Harikasınz canan hanım kültürümüzü böyle güzel gezip görüp tanıtmanzı en içten tebrik ediyorum☺????❤