Bugün size çok güzel bir tevafukla geldim.
Bildiğiniz üzere geçtiğimiz yıl, 24–25 Mayıs tarihlerinde Karayazı ilçemizde tarihinde ilk kez Karayazı Ters Lale Festivali düzenlendi. Festival, EİT kapsamına da alınarak önemli bir uluslararası görünürlük kazandı. Karayazı Kaymakamımız Sayın Onur Titiz’in öncülüğünde; bizler de rota planlaması ve yöresel gastronomi başlıklarında katkı sunduk. Erzurum Büyükşehir Belediyemizin destekleriyle birlikte yaklaşık beş bin kişilik bir katılım sağlandı.

Bu festivalin bu kadar özel olma sebebi ise ilk kez düzenlenmesine rağmen iki gün boyunca Karayazı’nın tarihini, turizmini ve gastronomik zenginliğini bütüncül bir şekilde tanıtabilmiş olmasıydı. Bu yılki festivalin detaylarını yakında paylaşacağım. Ancak bugün, Ters Lale’nin ne kadar zarif, ne kadar sevimli ve ne kadar ilham verici olduğunu gösteren güzel bir örnekten bahsetmek istiyorum.

Bu hikâyenin başkahramanı: Sefa Yıldırım.
Kendisi bir deri tasarım sanatçısı. Yaklaşık on yıldır deri sanatıyla uğraşıyor. Kendi özgün tasarımlarının yanı sıra Kültürel Miras, Anadolu Endemikleri, Ebruli, Galata 1348, İlmek İlmek Anadolu gibi çok kıymetli koleksiyonlara imza atmış. “İlmek İlmek Anadolu” koleksiyonunun ilk durağı ise Erzurum olmuş. Eşinin Erzurumlu olması, 2025 yılında olmamız ve 25 plakamız… Erzurum’un bu projede yeri iyice perçinlenmiş.

Sefa Bey’in Erzurum’da olduğunu sosyal medyadan görünce kendisine yazdım. Ertesi sabah için görüşmek istedim. Ancak o da benim gibi tez canlı çıktı; “Şu an müsaitim,” dedi. Yarım saatten fazla süren bir telefon görüşmesi yaptık. Emeğini, sanatını ve samimiyetini o kadar içten hissettim ki…
Bu sohbet sırasında, Karayazı Ters Lalesi’nden etkilenerek Anadolu Endemikleri koleksiyonuna Ters Lale motifli bir pin rozet eklediğini ve bu pinleri Karayazı’daki çocuklara hediye etmek istediğini söyledi. İşte tam da o an, tevafukun güzelliği kendini gösterdi.

Ertesi gün bir araya geldik. Karayazı’ya gitmeden önce Pasinler’de, Hacı Rüştü’nün yüz yıllık semaverinde kıtlama çay eşliğinde “İlmek İlmek Anadolu – Erzurum” koleksiyonundan bir defter kalıbı diktik. Ardından tereyağlı göğermiş peynirimizi Hasankale lavaşına sarıp Köprüköy’e geçtik; Çobandede Köprüsü’nde bir eser daha ortaya çıktı. Sefa Bey’in her gördüğü güzellikte heyecanlanması, benim de şehrimle bir kez daha gururlanmama vesile oldu.

Sonrasında Karayazı Kaymakamımız Sayın Onur Titiz’i ziyaret ederek çalışmaları takdim ettik. Hoş bir sohbetin ardından bir okulumuzu ziyaret ettik ve öğrencilerimizin tamamına Ters Lale pin rozetleri dağıtıldı. Karayazı Halk Eğitim Merkezi’nde, Ters Lale motifli el emeği üreten kadınlarımızla buluştuk; onlara da bu anlamlı hediyeler takdim edildi.
Bazen bazı değerlerin farkına, kendi içimizde yeterince varamıyoruz.
Belki de dışarıdan gelen bir sanatçının bakışı, bize yeniden özgüven kazandırıyor.
Sefa Yıldırım Bey’e ve eşi Eda Hanım’a, çekimler için eniştesi Gökhan Balcı Bey’e emekleri için çok teşekkür ediyorum bir Erzurumlu olarak…
Dilerim ki Sefa Bey’in bu zarif dokunuşu, bizlere de yeni bir farkındalık ve cesaret yüklemiştir.

Bir İsim, Bir Hafıza: Ters Lale
Gazete köşemize yine Karayazı’dan güzel bir haber düşüyor.
Karayazı Ters Lale Festivali’nin en önemli lokasyonlarından biri olan Yücelik Mahallesi Harabehan Mezrası, ters lalelerin doğal olarak yetiştiği alanlardan biri olması ve festivale ev sahipliği yapması sebebiyle çok anlamlı bir adımın eşiğinde.
Karayazı Kaymakamımız Onur Titiz’in girişimleriyle, mezranın adının “Ters Lale” olarak değiştirilmesi planlanıyor.
Bu sadece bir isim değişikliği değil;
doğayla kurulan bağın, yerel değerin ve kültürel hafızanın resmî olarak tescillenmesi anlamına geliyor. Bir çiçeğin, bir coğrafyaya ad olması… İşte tam da bu yüzden kıymetli.
Bu güzel ve vizyoner teşebbüsü sizlerle paylaşmak istedim.
Karayazı’da atılan her adım, toprağın dilini biraz daha görünür kılıyor.
Üretip üretilen ürüne hikaye anlam hikaye katmak her baba yiğidin harcı olmadığı gibi sefa kardeşimin yolu açık olsun yardımcı olan tüm herkes den de Allah razı olsun selamlar