(Fitne nereden geliyorsun?)
Hakan Fidan ve İbrahim Kalın, neden farklı düşünsün? Gazeteci Sedat Bozkurt’a göre öyle. Neye dayanarak bu iddiada bulunuyor Bozkurt? Ona göre Devlet Bahçeli, bir sabah uyanmış ve terörsüz Türkiye, terörsüz bölge diye işe koyulmuş.
Bozkurt, “Bu konudaki acayiplikler sadece komisyonun “TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” olan adı ile başlamıyor. Ne için kurulduğunu ve bugün ne yapmak istediğini de anlayabilmiş değiliz. Bir önceki, 2015’te biten “süreç”, TBMM’nin içinde olmadığı için eleştiriliyordu, şimdi “TBMM de içinde” demek için mi oluşturuldu, ben dahil pek çok kişi bunu anlamış değil.” diyor.
Bozkurt’a göre Erdoğan “ihtiyatlı iyimserlik” içinde ve mesafeli duruyor. Politik olarak Devlet Bahçeli’nin sırtlanmış, Numan Kurtulmuş’ta çok hoşlanmıyormuş mevzudan. Ak Parti muhtelif politik kaygılarla “mahcup” müdahil olmuş.
Fidan ile Kalın aralarındaki büyük farkmış!
“Şam’dan sorumlu devlet bakanı Hakan Fidan, SGD’den sorumlu devlet bakanı İbrahim Kalın. Komisyona verdikleri bilgiden sonra Kalın’ın meseleye Fidan’dan daha fazla hakim olduğu izlemini de yarattığını söylemek lazım. Pratikte de aynı durum söz konusu. Sürecin direksiyonunda Kalın var.” Tespitini yapmış Bozkurt ve Ak Parti milletvekillerinin toplantıda Fidan’a “sürecin dışında mı kaldınız” diye sormuş, o da “işin hep ortasındayım” demiş.
Nasıl olmuşsa ortasında olduğunu göstermek için Fidan, MİT’ten bu yana sağ kolu olan Nuh Yılmaz’ı Şam elçisi olarak atamış. “Yani resmi temaslarda Suriye işlerine net bir biçimde Fidan bakacak.” demiş.
Sedat Bozkurt, “Fidan ile Kalın arasındaki en önemli görüş ayrılığı SDG konusunda. Fidan PKK’yı “çok katmanlı bir örgüt” olarak tanımlıyor ve SGD’nin ana omurgası YPG’nin bu katmanlardan birisi olduğunu belirtiyor. Ve YPG’yi de PKK kurmayları yönetiyor. Talebi tüm katmanların SDG ve YPG dahil “legalleşmesi”.
Kalın, SDG ve YPG’ye bu aşamada “silah bırakma” dayatmasının hem Türkiye’deki hem de Suriye’deki sürece “sabotaj” olacağını ve ilerleme sağlanamayacağını düşünüyor. Kalın, SGD tarafının “HTŞ’nin daha önce olduğu gibi İŞİD kimliğine bürünerek bize saldırmayacağının garantisi yok. Bu garanti anayasal olarak güvence altına alınmalı” görüşündeymiş. (Sedat Bozkurt, kisadalga.net)
Terörsüz Türkiye ve bölge projesinin, emperyalizmin elinin uzaklaştırılması olduğu gerçeğini görmeyen zihinler, Devlet nezdinde de farklı görüşlerin bulunduğu fikrini yaymaya çalışıyorlar. Tespit edelim, suyu bulandıran az değil.
Suriye PKK’sı İsrail şemsiyesi arıyor!
Suriye PKK’sı sözde elebaşı Mazlum Abdi: Geçiş hükümeti bahaneler üretiyor ve bu bahanelerde ısrar ediyor. Trump, SDG sorununun diyalog yoluyla çözülmesini istedi. Kürt heyeti Şam'a gitmeli ve Kürt halkının davasını anayasada güvence altına almalı. SDG'nin katılımı Suriye ordusunu güçlendirecek ve bölgeye istikrar getirecek. Sayın Tom Barrack, Beyaz Saray'da el-Şara ile yaptığı görüşme hakkında bize bilgi verdi ve görüşmenin olumlu geçtiği bildirildi. Hakan Fidan da toplantıdaydı ve kaynaklarımıza göre Başkan Trump, sorunları savaş yerine diyalog yoluyla ele almayı tercih etti ve bu yaklaşım üzerinde mutabakata varıldı.”
Abdi, İsrail’in ağzıyla sürece Dürzi ve Alevilerin katılmasının gerektiğini de ileri sürüyor. Yani zaman kazanma derdinde. Bu arada Suriye Ordusu ile PKK/YPG arasında yer yer çatışmalar yaşanıyor. Onu da belirtelim. Mazlum Abdi, Şam'la yapacağımız görüşmelere Dürzi ve Alevi temsilcilerinin de katılması gerekiyor. Rojava ve Kuzeydoğu Suriye için talep ettiğimiz şeyleri, Suveyda ve Suriye kıyıları gibi diğer bölgeler için de talep ediyoruz. (Kaynak:Ayhan Erkara, Gazeteci)
İşin özeti Mazlum Abdi işgal altında tuttuğu bölgelerde kalıcı olacağını ve federasyon hedeflerini İsrail’in koruma altına aldığı Dürzi ve Alevileri de ekleyerek Siyonist şemsiyeyi istiyor.
Hesabın Şam’dan veya Ankara’dan görüleceğini unutarak!