Erzurum Kongre Binası, yapılan teknik incelemelerin ardından deprem açısından riskli bulunarak geçtiğimiz hafta ziyarete kapatıldı.
İşte tam da tartışma bundan sonra başladı...
Tartışmanın merkezinde, binanın tarihi kimliği ile can güvenliği arasındaki denge yer alıyor.
***
Erzurum Teknik Üniversitesi (ETÜ) İnşaat Mühendisliği Bölümü tarafından hazırlanan teknik raporda, tarihi yapının taşıyıcı sisteminde ağır hasar bulunduğu ve binanın deprem performansının yetersiz olduğu tespit edildi. Yaklaşık 6 ay süren sismik ve yapısal analizlerin ardından hazırlanan rapor, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na sunuldu. Bakanlığa bağlı teknik heyetin incelemeleri sonucunda tarihi binanın akıbeti konusunda karar verilecek.
***
Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi, yapının depreme dayanıklı olmadığının uzun süredir bilindiğini söylerken sosyal medyada farklı görüşler dile getirliyor. Kimi görüşe göre binanın güçlendirilmesi gerekiyor. Kimisine göre yıkılıp yeniden yapılması. Bu sorun, yalnızca Erzurum Kongre Binası için değil kentteki diğer tarihi yapılar için de geçerli.
***
ERVAK Başkanı Erdal Güzel, Pusula Gazetesi’ndeki köşesinde; “Erzurumlular olarak, Cumhuriyetin faziletini ve kazanımlarını ifade eden Kongre Binamızın en muhteşem biçimiyle yapılıp hizmete açılmasını, Atatürk evinin sağlamlaştırılmasını ayrıca Mustafa Kemal’in bir hafta süreyle kaldığı ve Cumhuriyet kelimesini ilk defa telaffuz ettiği Cumhuriyet Caddesi’nde ki evin restore edilerek müze haline dönüştürülmesini yetkililerimizden beklemekteyiz.” ifadelerini kullanmış.
***
Gazeteci Gamze İspirli ise olaya farklı bir perspektifte bakarak köşesinde şu ifadelere yer vermiş: “Bu binada, Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde “manda ve himaye kabul edilemez” sözü yalnızca söylenmedi; bir milletin kaderi yeniden yazıldı. O duvarlar, bağımsızlık iradesine tanıklık etti. O salonlar, teslimiyete karşı ayağa kalkan bir halkın sesini taşıdı.
Şimdi soruyoruz: Yıllardır neden gerekli güçlendirme zamanında yapılmadı?
Bu kadar sembolik bir yapı için neden önleyici koruma yerine gecikmiş kapatma tercih edildi?
Erzurum’un tarihsel mirası, ancak “risk” oluştuğunda mı hatırlanıyor?
Elbette insan hayatı her şeyden değerlidir. Deprem gerçeği inkar edilemez. Güçlendirme ve restorasyon şarttır. Buna kimsenin itirazı yok. Ancak bu süreç şeffaf, takvimli ve kamuoyuna açık yürütülmelidir.“Kapattık, yapacağız” cümlesi, bu şehir için yeterli değildir.
Çünkü Erzurum Kongre Binası sadece Erzurum’un değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin tapu senedidir.”
Benzer görüşler sosyal medyada bir hayli gündemde...
***
Benim takıldığım nokta, tarihi yapıların depreme dayanıklı olup olmadığından ziyade sonrasında yapılan uygulamalar. Yapılması gerekenler kanunla belirlenmiş, kabul. Ancak bu anlayış ile tüm tarihi yapıları yeniden yıkıp yapmamız mı gerekiyor. Adı üztünde, tarihi yapı...
Biraz titiz bir inceleme yapılsa bu yapılar içinde "sağlam" diye raporlanacak sanırım hiç çıkmaz. O zaman kendi ellerimiz ile kendi tarihimizi mi yok edeceğiz?
Bunun başka bir yolu yok mu?
***
Avrupada insanlar en küçük geçmişi olan tarihi bir objeyi cam fanuslarda saklarken...
Bizde ki bu yıkıp yapma sevdasını anlayamıyorum.
Erzurum Kongre Binası, hem geçmişin emaneti hem de bugünün sorumluluğu. Bu nedenle “dayanıklı mı değil mi” tartışmasının ötesinde, nasıl korunacağı ve nasıl güvenli hale getirileceği sorusuna odaklanmamız gerekekmez mi?