Ülke ciddi bir silahlanmanın eşiğinde. Silaha ulaşmak, ekmeğe ulaşmaktan daha kolay bir hâle geldi.
Suç oranları her gün misliyle artıyor. Cezaevleri tıka basa dolu. Çıkarılan aflarla boşalan cezaevleri kısa zamanda yeniden doluyor.
Çocuk çeteleri artık sokak başlarında haraç kesiyor. Suçsuz çocuklar, yine suça itilmiş çocuklar tarafından hunharca öldürülüyor. Gözü yaşlı aileler “adalet” diye haykırıyor.
Gidişat hiç iyi değil. Siyasiler birbirleriyle kavga ederken, işlenen bu cinayetlere seyirci kalıyorlar.
Yakın zaman önce İstanbul’da bir öğretmen, öğrencisi tarafından bıçaklanarak öldürülmüştü.
Dün Urfa’da okulu basarak öğretmenlere ve öğrencilere mermi yağdıran çocuğun şokunu yaşarken, bugün Kahramanmaraş’ta beş silahla okula girip dokuz kişiyi öldüren ve yirmi kişiyi yaralayan başka bir çocuğun haberiyle sarsıldık.
Haber kanallarında, oyuncak bir tabanca ile arkadaşını korkutup cebindeki parayı alan ilkokul öğrencisinin görüntülerini izlemiş, “Nereye doğru gidiyoruz?” diye endişelenmiştik.
Ülke, her geçen gün çetelerin hüküm sürdüğü Latin Amerika ülkelerine benziyor.
Çocuklar, TV dizilerinde gördükleri “Polat Alemdar” modeline özenip kısa zamanda para ve şöhrete ulaşma düşüncesiyle büyüyorlar.
Tarihî dizilerde bile savaş ve şiddetten başka bir görüntü yok.
Çocuklar suça itiliyor, yasalar yetersiz, gençler deizme kayıyor; hâlâ birileri “ben-sen” kavgası yapıyor.
Özgüven kazansın diye çocuklarına aşırı koruma sağlayan ailelerin, sorunlu hâle getirdikleri çocukları; sosyal medya ve TV dizilerinden etkilenerek çılgınca işler yapabilecek hâle dönüşüyor.
Öğretmenler, öğrenci ve velilerinden korkar hâle gelmiş, çaresizlik içinde ders yapıyorlar.
Ülkede otuz milyon civarında ruhsatsız silahtan bahsediliyor. Uyuşturucu yaşı neredeyse lise seviyelerine düşmüş durumda.
Toplumu zehirleyen gündüz programlarına en ufak bir yaptırım yok. Silahın, kavganın, gayrimeşru ilişkilerin, şiddetin ve mafyanın içinde olduğu TV dizileri izlenme rekoru kırıyor.
RTÜK’ün bu pervasızlığa sessiz kalması anlaşılır değil.
Sanal kumar, uyuşturucu ve silahlanma, endişe verici bir tehdit olarak kapımıza dayanmış durumda.
Bir şeylerin yanlış ve eksik gittiğini toplum olarak hissediyor ve endişe ediyoruz.
Cezaların yetersizliği, çıkarılan aflar, siyasetin çözüm üretmeyen yaklaşımları, “biz ve ötekiler” ayrımı, adalet mekanizmasına olan güvenin tartışılır hâle gelmesi ve makamlardaki liyakat tartışması temel sorunlarımız arasındadır.
Bu sorunlarımızı aşmak zorundayız. İktidarı ve muhalefetiyle tüm siyasi partilerin bir araya gelip acil çözüm yolları bulmaları gerekmektedir.
Çocuklarımızı okullarına güven içinde göndermek, cadde ve sokaklarda huzur içinde yürümek istiyoruz.
Sokak köpeklerini toplamaya karar veren devletin, piyasadaki silahları ve bunların arkasındaki organize işleri yapanları toplaması elbette zor değildir.
Saldırı sırasında şehit olan öğretmenimize ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı diliyorum.