Bu kış Erzurum başta olmak üzere bölge illeri, geçtiğimiz yıla göre daha fazla kar aldı.
Kimi için bu manzara “beyaz afet”, “beyaz külfet”, “kara kış” anlamına gelirken, kimi içinse kar her şeye rağmen bir “beyaz rahmet”tir.
Aslında karın ekolojik dengeye, su kaynaklarına ve toprağın verimine olan katkılarını uzun uzun anlatmaya gerek yok. Bugün birkaç dakikalık bir internet araştırması bile karın insanlık için ne denli hayati bir nimet olduğunu ortaya koymaya yeter.Ne var ki işin içine tedbirsizlik, ihmal ve hazırlıksızlık girdiğinde, rahmet olarak görülen kar bir anda “esaret”e dönüşebiliyor.
Yetişkinler için kar çoğu zaman zahmettir; çocuklar içinse saf bir mutluluk. Kar yağdığında onları evde tutmak neredeyse imkansızdır. Hele bir de okullar tatil edilmişse, sevinçleri bambaşka bir boyuta ulaşır. Çocukların gözünde kar; trafik, ulaşım ya da buzlanma değildir. Onlar için kar, oyundur, neşedir, özgürlüktür.
Ancak kamu kurumları açısından aynı tabloyu çizmek zor. Belediyeler, Karayolları ve il özel idareleri her yıl karla mücadele için milyonlarca liralık bütçeler ayırır. Gece gündüz demeden çalışan ekipler, yolları açık tutmaya, günlük yaşamı aksatmamaya çalışır. Buna rağmen verilen hizmet çoğu zaman çabuk unutulur; fark edilmez, hatta görülmez.
Bu süreçte eleştirilerin odağında ise doğal olarak valiler yer alır. Meteoroloji verileri doğrultusunda alınması gereken kararlarda yaşanan en küçük tereddüt bile sosyal medyada büyük tepkilere yol açar. Okulların tatil edilip edilmemesi, mesai düzenlemeleri, ulaşım kararları…
Her başlık ayrı bir tartışma konusu olur. Dün ve bugün olduğu gibi.
Oysa unutulan bir gerçek var: Kar yağışı yönetilmesi zor ama tamamen kontrol edilebilir bir doğa olayı değildir. Karar mekanizmaları bilimsel verilerle çalışır, beklentiler ise çoğu zaman duygusaldır. Bu iki uç arasında denge kurmak da sanıldığı kadar kolay değildir.
Sonuçta kar, kimine göre külfet, kimine göre rahmettir. Aslında belirleyici olan yağışın kendisi değil; tedbir, anlayış ve sabırdır. Asıl mesele karın yağması değil, ona ne kadar hazırlıklı olduğumuzdur.
Kar yağar geçer, geriye ise alınan kararlar ve o kararlara gösterilen tahammül kalır...
Doğru hazırlık yapılmalıdır