Şükrü Alnıaçık, “Dünyadaki 857 milyon bireysel silahın 393 milyonuna (%46) sahip ABD’de 20 yılda 120’den fazla okul saldırısı yaşanmıştır. Çocukların kariyerini, Amerikan rüyasına ve İngilizce şartına bağlamak, kronik bir asimilasyondur. Kahramanmaraş vakası, bir kültür emperyalizmi katliamıdır.”
Kahramanmaraş’ta yaşanan acı olay üzerine çok şey söylenebilir. Cani çocuğun nasıl o hale geldiği, katliam arzusunun kaynağı elbette psikoloji ve psikiyatri alanının konusu. 13 yaşında İsa Aras Mersinli, babasının ifadelerine göre ABD hayranı. ABD’de okul basan bir seri katili profil fotoğrafı kullanıyormuş. Hangi mecralarda bu ruha kavuştu? Görgü tanıkları, İsa Aras Mersinli’nin katliama devam etme eğiliminde olduğunu söylüyorlar.
Osmaniye'de gizlice gömülmüş. İmamlar cenaze namazını kılmayı reddetmiş. Evet, bu toplum vahşete karşı her meslek grubuyla tavır koymalı, millet ayıplamalıdır. Bir daha benzerleri olmasın diye.
Milletçe kendimizi yitirmiş bulunuyoruz!
Prof. Dr. Oytun Erbaş, “Mafya Dizileri Pavyon dizileri Televizyonda! Toplumu çökertiyor. Çocuklarımız zehirleniyor! Türk Dizilerinin (!) senaryoları incelenmelidir! Dizileri değiştirmeden toplumu değiştiremezsiniz! -Rap şarkıları, Silah uyuşturucu fuhuş anlatıyor..”
Fazlası var eksiği yok.
Ahlak, erdem, toplum kuralları, ayıplanma duyguları yok edildi. Sabah kuşağı programları, tv dizileri her gün evlere zehir zerk ediyor. Muhafazakârından, sekülerine tv ekranında ahlaksızlığı göz kırpmadan izleyip, bölüm olayları üzerine yorum yapıyor.
Kumanda yok mu diye soran olacaktır! Fakat her değiştiği kanalda insanların karşısına aynı sahneler çıkıyor. Lüks içinde yaşam, konaklar, villalar, onlarca milyonluk arabalar, hizmetçiler. Ve en önemlisi hiçbir sahnesinde “MERHAMET” adına bir şey yok!
İsrail’in katliamlarına susamanın çocuklar üzerinde etkisi olabilir mi?
Aklıma gelmedi değil. Filistin'in BM Daimi Temsilcisi Riyad Mansur, soykırımcı İsrail'in saldırısında 10 çocuğundan 9'unu kaybeden Filistinli kadın doktordan bahsediyor. BM salonunda, gözyaşlarına hakim olamıyor. Bu toplum her gün İsrail’in katlettiği kadın, çocuk görüntülerini izliyoruz. Sonra deterjan grubundan, gıdaya birçok alanda o katliamları destekleyen Siyonist Yahudilerin ürünlerini satın alıyoruz.
ABD etkisi mi?
ABD’de hemen her gün buna benzer bir saldırı oluyor. Daha az ya da fazla ölümler oluyor. ABD’de silaha erişim çok daha kolay, fakat saldırıların temelinde birbirinden esinlenme yatıyor mu? Bu nedenle Türkiye’de yaşanan saldırılar ciddiye alınmalı, tekil olay olarak değerlendirilmemeli.
Milli Eğitim’i rayından çıkarmak!
Prof. Nabi Avcı’nın dışında Ak Parti iktidarının ilk yıllarında göreve gelen Milli Eğitim Bakanları, eğitim camiasının içinden geçti dersem abartmış olur muyum? Hüseyin Çelik dönemi, FETÖ kadrolaşmasının tamamlanması için yoğun çaba içerisinde geçti. Dönemin FETÖ kadrolaşmasının en somut tanığı ve mağduru Milli Eğitim Müdürlerimizden Fevzi Budak’tır.
Eğitime yabancı isimler ve ardından Ömer Dinçer ile adeta eğitim kültürü ve geleneğinin dibine kibrit suyu döküldü. "Öğrencimin saçını kesenin ben de saçını keserim." "Benim velimi üzeni ben de üzerim." Sözleri eğitimi içinden çıkılmaz sorunlara boğan Ömer Dinçer’e aittir.
Kılık kıyafet serbestliği dahil yenilik adıyla adeta eğitim camiası çorbaya dönüştürüldü. Öğretmenlerin çok sevdiği Ziya Selçuk ise eğitimin ruhunun olmadığı gerçeğiyle hareket etti. Tarih ve felsefeyi eğitimin dışına atma gayreti, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin tepkisiyle yavaşladı.
Mahmut Özer, kısa dönemde önemli işler yaptı. Çok bilinmese de. Yusuf Tekin, şayet altını doldurabilir, içeriğine ruh veren dokunuşları yapabilirse, Maarif Modeli önemli olacaktır.
Çünkü milyonlarca çocuk ruhsuz, köksüz ve ülküsüz yetişemez.
Ülkü vermezseniz, ABD’li piskopat katilleri, soykırımcıları model alır!